Kılıçdaroğlu: Yüksek Seçim Kurulu'na güvenmiyoruz!

27 Nisan 2023 - 13:47

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV'de soruları yanıtlıyor.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV'de soruları yanıtlıyor.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV'de soruları yanıtlıyor.

14 Mayıs seçimine günler kala programlarını hızlandıran Kılıçdaroğlu'nun sesinin kısık olduğu görüldü. 

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle: 

"Biz de milletin bir parçasıyız. Ben duyar duymaz bir tweet ile geçmiş olsun diledim. Bir görüşmem olmadı. 

Vaatlerin daha dikkatle dinlediğini görüyorum. 

Liderle doğal olarak kendi tabanlarının sesini dinlemek zorundalardır. Doğrusunu isterseniz iktidarda olan bir partinin topluma olan mesajlarının daha sıcak daha kucaklayıcı olmasını isterdim. 

"YSK'YA GÜVENMİYORUZ"

Siyasi liderlerin kavga etmemesi lazım. Amacımız ülkeye hizmet etmekse iyilikte yarışmalıyız. En son Kıbrıs'a atanan büyükelçi iktidar partisinin propagandasını yapıyor. O memur kanuna tabii. Devlet adına görev yapar. Beni temelde üzen nokta ise iktidardaki siyasi partinin devletmiş olması. 

Orduyu Türkiye'nin güvenliğini temsil eder. Ordu günlük sıcak siyasetin tümüyle dışındadır. Şu anda her alan siyaset bulaştı.

Tam bir buçuk yıldır seçim güvenliğine çalışıyoruz. Bir Yüksek Seçim Kurulu'na güvenmiyoruz. Islak tutanağın bize fotoğrafını çekip gönderdikten sonra çuvalların nakliyle de arkadaşlar ilgilenecek. Biz Anadolu Ajansı'na da güvenmiyoruz. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasal parti bu kadar geniş bir önlem alıyor. Barolar her okula bir avukat görevlendirdiler. Herhangi bir durumda müdahil olacaklar. 

200 bin sandıkta yüzde 90'ın üzerinde görevlimiz var. 

HAYAT PAHALILIĞI

Siyasal iktidar kendi çiftçisiyle rekabet ediyor. Bu çerçevede baktığınız zaman fiyatlar doğal olarak yükseliyor. Vatandaş soğan alamaz hale geldi. Gerçekten halkın partisi olma konusunda mesafe alıyoruz. 4,5 milyon hane sosyal yardım alıyor. Bu 20 milyon kişi demektir. Bu Türkiye'de ciddi sorun var demektir. Türkiye için asıl sorun budur. Kendi halkını 20 milyonluk bir kitleyi açlığa mahkum eden düzeni değiştirmemiz lazım. 

"537 MİLYAR DOLARI KİME ÖDEDİNİZ?"

Uyuşturucu parası geldi arkadan uyuşturucu baronları geldi, Türkiye'de hesaplaştılar. 300 milyar dolar beş yıl içinde Türkiye'ye gelecek ve yatırım yapılacak. Akdeniz havzasını özel bölge ilan edeceğiz. Biz buradan maden rafinerisi de kullanacağız. Çünkü bu bölge Cebelitarık'a, Süveyş'e ve Boğazlara yakın. Anadolu'nun içi boşaltıldı. Biz yeniden Anadolu'yu harekete geçireceğiz. Bunu yürürlüğe koyduktan sonra İstanbul'un nüfusu 2,5 milyon azalacak. Bizim düşündüklerimizi hayal edemezler. Bunun neresi tefecilik. Tefecilik diyorsanız bunlar tefeci. 21 yılda 537 milyar dolar faiz ödediler. Bu tefecilik değil midir? Nasıl ödediniz? Halkın cebinden ödediniz. 

Soyulmasına rağmen Türkiye ayakta. Vatandaş şu soruyu sormalı; 537 milyar dolar kime ödediniz? 

Türkiye'ye yatırım yapmayı çok istiyorlar ama adalet olmadığı için gelmiyorlar. Bir de ciddi bir rüşvet çarkı var. Eski bir AKP'li bakan bana anlattı. Büyük bir yatırım yapılacak. "Bizden rüşvet istiyorlar, biz bu parayı ödeyemeyiz" diyorlar ve yatırım yapmıyorlar. 

“BENİ EN ÇOK ÜZÜN ŞEY…”

Kılıçdaroğlu, “Liderlerin açıklamalarından sizi en çok üzen, kıran ne oldu?” sorusuna ise şöyle cevap verdi:

Liderler doğal olarak kendi tabanlarının sesini dinlemek zorundadır. İktidar sahiplerinin topluma mesajlarının daha sıcak ve daha kucaklayıcı olmasını isterdim.

Fakat ayrıştırıcı bir dil kullanılması ve bu dilin toplumun değişik kesimlerine daha sert biçimde yansıması sadece toplumda ayrışma değil, medya dünyasındaki ayrışmayı, sivil toplum örgütlerindeki sendikalardaki ayrışmayı görüyorsunuz…

Tamamen kutuplaşan ve birbirini düşman gibi gören bir anlayışın egemen olması beni en çok üzen olay. Oysa biz insani olarak bir arada oturup tartışabiliriz. Niye tartışmayalım? Benim de hatam varsa söyleyebilirler, ben de onların eksiklikleri, hataları varsa söyleyebilirim.

Halkın hakemliğinden korktular. Bunu başka türlü yansıttılar topluma. Kutuplaşmanın iktidara verdiği, şöyle bir avantaj oldu; ‘Ne yaparsa haklıdır…' Yanlışlar da alkışlandı. Ekonominin bu pozisyona gelmesi de yine o alkışların sayesinde oldu. Oysa bir politikacının en çok tutarlı ve sağlıklı eleştiriye ihtiyacı var.

Siyasi liderlerin kavga etmemesi lazım. Hepimizin ortak amacı ülkeye hizmet etmek. İyilikte yarışmalıyız, niye kavga ediyoruz?

Beni temelde üzen nokta ise iktidardaki siyasi partinin devletleşmiş olmasıdır. Oysa parti ayrı, devlet ayrıdır. Parti ile devleti karıştıran bir toplum haline geldik. Seçim sürecindeyiz, bu kolonları inşallah yeniden sağlamlaştıracağız.

www.gazikent27.com