Banu Şen yazdı : Fındık diyarı Giresun/Piraziz

Posta yazarı Banu Şen "Fındık diyarı Giresun/Piraziz" başlıklı köşe yazısı kaleme aldı.

Banu Şen yazdı : Fındık diyarı Giresun/Piraziz

Posta yazarı Banu Şen "Fındık diyarı Giresun/Piraziz" başlıklı köşe yazısı kaleme aldı.

Banu Şen yazdı : Fındık diyarı Giresun/Piraziz
13 Temmuz 2021 - 23:59

1900’lü yıllar... Fındığın tek üreticisi ve dışsatımcısı Türkiye’dir o yıllarda. İsviçreli Lui Ramber’in 5 Mayıs 1902 tarihli gezi günlüğünde fındıkla ilgili şu cümleler yer alır: “Sabah şafakla beraber Giresun’a geldik... İşte bugün fındık diyarındayız...

Yamaçlar üzerinde, küçük vadilerin kıvrımlarında, sözün kısası her tarafta düzenli biçimde dikilmiş fındıklar görülür.”

O günden bu güne; aradan geçen yıllar da bu coğrafyadan pek bir şey değiştirmemiş. Giresun’un ilçesi Piraziz’deki havalimanından otele ve katılacağımız etkinlik bölgesine gidene kadar aynı tarifin içinde buluyoruz kendimizi. Fındık ağaçlarıyla kaplı yemyeşil yamaçlar... Ve o büyülü manzaranın eteklerine kurulu Giresun. Tam da o ifade karşılığını buluyor işte “Fındık diyarı...” Giresun ve ilçesi Piraziz’de kaldığımız günlerde gözümüzün alabildiği her yer fındık ağaçlarıyla kaplı da olsa, yaylalarda o ağaçların gölgesinde, yeşilliklerin arasında saklı kalmış doğanın binbir çeşit bitkisi, otu bulunduğunu da öğreniyoruz. Giresun başta olmak üzere Doğu Karadeniz’deki yaylalar şifa kaynağı onlarca ot çeşidi barındırıyor. Giresun’da doğal olarak yetişen karalahanadan ısırgana, sakarcadan merolcana kadar çeşitli bitki ve otlarla yapılan yemekler de dolayısıyla adeta şifa kaynağı.

GASTRONOMİ VE GASTRODİPLOMASİYİ BURADAN DÜNYAYA AÇACAĞIZBulunduğumuz zamana Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (BM FAO) ile Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) işbirliğiyle düzenlenen “Yöresel Ürünler, Gastronomi ve Kooperatifçilik” çalıştayı da rastlayınca iki günü etkinliklerde geçiriyoruz. Gençler ve kadınların tarımdaki rolü ve kooperatifçilik konularının işlendiği çalıştayla, tarımda yenilik ve inovasyonun aile işletmelerine de ulaştırılması hedeflenmiş. Demirören Medya Bölgeler Reklam Grup Başkan Yardımcısı Mesut Bayraktar ve POSTA Gazetesi Bölgeler Reklam Direktörü Hatice Sezgün ile katıldığımız çalıştayda; gastronomi atölyeleriyle farklı lezzetleri tanırken, üreticilerin çeşit çeşit emeklerinin bulunduğu sergileri gezdik. Pirazizli olan Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda BM Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Uluslararası Eğitim Merkezi Türkiye Başkanı Enver Yücel ile de sohbet ettik. Bölgeye kalpten bağlı olan Yücel anlattı biz dinledik, Giresun lezzetleri ve müziği sohbete eşlik etti. 50 yıl önce, doğup büyüdüğü köyünden okumak için ayrılan Yücel, bağlarını hiç bir zaman koparmamış:

EĞİTİM AİLEDE EVDE BAŞLAR

“Bu evin bana verdiği çok önemli değerler var. Burada 10 kişi yaşadık. Ne evde ne mahallede kötü söz eden birini duydum. Bütün değerlerim bu evde aldığım aile eğitimimden başlar. Burada hep iyilik vardı, benim tek dünyam da burası olduğu için ‘dünyada iyi bir çocuğum’ diye düşünüyordum. Gelecekteki iş hayatımdaki cesaretli adımları böyle attım, atıyorum.

TARIM UYGULAMA ALANIAncak endüstrinin gelişmesiyle bölgede tarım ve hayvancılık bitti. Tekrar canlanması için adımlar atıyoruz. BAU ile FAO geleceğin tarımına yön verebilecek akıllı tarımı uygulamak adına merkez kurdu. Karadeniz’in endemik bitkilerini ortaya çıkarabilmeyi, gastronomisini uluslararası arenaya açmayı hedefliyoruz.

KADIN İSTİHDAMI ARTACAK

İnsanlarımıza eğer bununla ilgili bir eğitim verebilirsek amacımıza ulaşmış oluruz. Dolayısıyla yeşil, akıllı ve adil büyümeyi sağlamak için adım atmış olacağız. Öncelikle kadınların istihdamında önemli rol oynayacağını umuyorum. Bu topraklarda yetişen değerli bitkilerin tarımda, ilaçta nasıl kullanılabileceğini üniversitemizin alanında göstermiş olacağız. Önümüzdeki yıl da burada uluslararası etkinlik olacak.

PİRAZİZ MERKEZ OLACAK

Gastronomi ve gastrodiplomasiyi buradan dünyaya açacağız. Karadeniz, Giresun yemeklerini dünyanın çeşitli yerlerinde anlatacağız. Gastronomi bölümü öğrencilerimiz kadınlarımızdan mutfağımızın inceliklerini öğrenecekler. Konservatuvar öğrencilerimiz ise yerel sanat ve müziklerimizi ustalarımızdan öğrenecek. Böylece Piraziz önemli bir merkez hale gelecek.

ISIRGAN OTUYLA TEKSTİLBurası ısırgan otunun merkezi sayılır. Bunu endüstri haline de getirmek lazım. Liflerinden tekstile girebiliriz. Almanya’da askerlerin giydiği ısırgandan nano teknolojiyle üretilmiş ürünler var. Üniversiteyle işbirliği yapıp bunu da geliştireceğiz.

BENİM İÇİN DÜNYA BURADAN İBARETTİ“600 yıl önce atalarım Horasan’dan gelip Piraziz’e yerleşmiş. 14 yaşıma kadar ben bu evde yaşadım burada okudum. Daha sonra Haydarpaşa Lisesi’ne yatılı okumaya gittim. Babam burada fındık işiyle uğraşan bir esnaftı. Hayvanlarımız vardı. Gençliğe adım atarken İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ne yatılı okumaya gittim. Burası şimdi bir mahalle ama benim çocukluğumda bir köydü. İlçe oldu, belediye oldu. Burası aydın ve okumaya çok meraklı bir köydür. Türkiye’de Cumhuriyet döneminde okullar yapılırken ilklerden bir tanesi de buraya yapıldı. Ben de orada okudum. Yol yoktu o zamanlar, okula patika yollardan gidip gelirdik. Elektrik yoktu, gaz lambası kullanırdık. Televizyon da yoktu, benim için tüm dünya buradan ibaretti. Burada sadece fındıkla geçim sağlanır, kısmen biraz hayvancılık olur. Başka geçim kaynağı da yoktur.”YABAN MERSİNİ’NDEN İSABELLA ÜZÜMÜNE

“Dünyanın her yerinde gelişmiş yaban mersini bizim dağlarımızda kendiliğinden oluşuyor. Ege denince ot akla gelir ama Karadeniz’de ot çok daha fazla. Kirazın memleketi Giresun’dur ama bugün 500 ağaçlık bir kiraz bahçesi yok. Çünkü her şey fındığa endekslenmiş. Fındığa zarar vermesin diye de ağaçlar kesilmiş. Benim küçüklüğümde isabella üzümü vardı, şimdi yok. Burada doğada yetişen her şey çok muazzam. Bunları ürüne dönüştürüp faydalı işler yapmak lazım. Bunları tekrar etkin hale getirebilmemiz için örnek olunması lazım. Ben bunu yapma gayreti içerisindeyim. Bunda da en süratli iş gastronomi, gastrodiplomasi ve turizm. Havaalanımız yoktu. Şimdi evimizin çok yakınına havalimanı yapıldı. Bu gelişimimizi de etkileyecek. Turizmi, tarımı, doğası ile daha iyi farkına varılabilecek bir bölge olacağız.”

ANNE MUTFAĞINDA BAŞLAYAN ÜRETİM İMALATANEYE DÖNÜŞTÜ

‘FINDIK HARMANI’

Etkinlikler sırasında standları gezerken genç bir girişimcinin hikayesi ilgimi çekiyor. Üniversite mezunu dört kardeş Demet Öztürk (33), Fatma Akkaya (32), Damla Yıldız (29) ve Umut Öztürk (24), bilgi ve tecrübelerini sıfır sermayeyle ortaya çıkardıkları “Fındık Harmanı” markasında buluşturmuş. En büyükleri Demet Öztürk’ün fındık toplarken aklına gelen fikirle başlayan yolculuk, köydeki kadınlara geçim kaynağı ve istihdam sağlamasıyla devam ediyor. İmalathanede 8 kadına iş veren, birçok kadından fındık satın alan kardeşler çalışan kadın sayısını daha da artırmayı planlıyor.

DEĞER KATIYORLAR

Demet Öztürk, şöyle anlatıyor:

“Fındıklarımız genellikle kabuklu satılıyordu. Bu fındık, Türkiye’de yetişebilen yaklaşık 15 türü içinde en lezzetli olanı Coğrafi İşaret Tescilli Giresun Tombul Fındığı. ‘Böylesine kıymetli bir ürünü ham madde olarak satmak zorunda mıyız’ sorusu markayı doğurdu. Fındık bahçesinde büyüdüğümüz, harmanında oyunlar oynadığımız; özümüzde, kültürümüzde, hayatımızın her anında yer bulmuş fındık neden üretildiği topraklarda işlenmesin ki? Ayrıca bu üretim köyde, fındığa en çok emeği veren kadınların elinde neden katma değere dönüşmesin ki? 2017’de büyük bir heyecanla, toprağın bereketiyle, Karadeniz kadınının gücüyle, ailemizin birlikteliğiyle Fındık Harmanı’nın temellerini attık. Annemizin mutfağında başlayan üretim 2020’den itibaren imalathanemizde devam ediyor.”

YÖRESEL ÜRÜNLER

“İyi tarım uygulamaları ve sürdürülebilir tarım yöntemi ile yetiştirdiğimiz fındıkları evimizin çatı katına inşa ettiğimiz imalathanemizde katma değere dönüştürüyoruz. Fındık ve fındık ezmesi çeşitlerinin yanı sıra yufka ile fındık ezmesinin buluştuğu “Pikolava”, Fındık Harmanı patentli ürünümüz. Şerbetsiz tatlı olma özelliğiyle herkesin beğenisini aldı. Fındıkla başlayan süreç gelen talep doğrultusunda çeşitlendi. Giresun yöresel ürünlerini de yolculuğumuza ortak ettik. Atalık mısırların su değirmeninde öğütülerek mısır unu oldu. Fındık bahçelerinde kendiliğinden büyüyen dağ çilekleri reçel yapıldı. Ihlamurlar, ağaçlarda ziyan olmadı. Isırganın şifası un ile buluşup ısırganlı erişte oldu.”

TARIMI DESTEKLEMEK HEPİMİZİN GÖREVİ

Piraziz Belediye Baskanı Hüseyin Görgülüoglu, tarımın bölge için önemini şöyle anlatıyor:

“Tarım, Türkiye’nin her bölgesinde olduğu gibi Giresun için de çok önemli. Pandemi hepimize tarımın hem yerel istihdam hem de sağlıklı beslenme için ne kadar mühim olduğunu gösterdi. Dolayısıyla başta bölgemiz olmak üzere Türkiye’de tarımı desteklemek ve geliştirmek hepimizin görevi. Bu etkinlik ile bölgemizde tarımın canlanması ve gelişmesi amaçlanmakta. Katılımcılar, tarımdaki yenilikler ve yerel faaliyetlerinin ülkeye katkı sağlaması konularında bilgilendirildi. Kadınlarımız ve gençlerimiz kooperatifleşme konusunda bilgi sahibi oldu. Etkinlik, Piraziz’de tarımın gelişmesi için gerçekleşecek yeni eğitim ve etkinliklerin ilk adımı oldu. Böylece bölgemizde tarım faaliyetleri sürekli olarak desteklenecektir.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum