‘İnsanlar artık sebzelerini, meyvelerini yiyemez hale geldiler’

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Başkanı Ertuğrul Gönül, siyanürlü altın arama faaliyetlerinin Ordu’nun Fatsa ilçesinde doğal çevreye ve tarlalara geri döndürülemez zararlar verdiği ifade etti.

‘İnsanlar artık sebzelerini, meyvelerini yiyemez hale geldiler’

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Başkanı Ertuğrul Gönül, siyanürlü altın arama faaliyetlerinin Ordu’nun Fatsa ilçesinde doğal çevreye ve tarlalara geri döndürülemez zararlar verdiği ifade etti.

 ‘İnsanlar artık sebzelerini, meyvelerini yiyemez hale geldiler’
27 Ocak 2021 - 18:06

 

MY FATSA HABER

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Başkanı Ertuğrul Gönül, siyanür ve sülfirik asitle yapılan altını topraktan arındırma işleminin doğal çevreye yüzyıllar boyunca etkisini sürdürecek, geri döndürülemez zararlar verdiğini söyledi.
ORÇEV Başkanı Ertuğrul Gönül: “O alanda toprakla altını ayrıştırmak amacıyla siyanür havuzları kullanıldı. Onbinlerce ton toprak siyanürle yıkandı. Bu siyanür hem bu hafriyatta, hem de çevrede etkisini çok uzun yıllar sürdürecek.”
Ordu’nun Fatsa ilçesinde Altıntepe Madencilik tarafından gerçekleştirilen siyanürle altını topraktan arındırma işleminin, hem maden alanındaki, hem de çevredeki toprakların zehirlenmesine yol açtığı öteden beri, ekoloji mücadelesi verenler tarafından ifade ediliyor.
‘Çevre köylerdeki sebze ve meyveler kurumaya başladı’
Konuyla ilgili olarak Yeni1Mecra’dan Halit Elçi’ye konuşan Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Başkanı Ertuğrul Gönül, maden işletmelerinin kullandıkları siyanürün havaya karıştığı ve bitki örtüsünün bu yüzden zarar gördüğünü açıkladı.
Gönül şöyle devam etti:
“Maden işletmesinde siyanür ve siyanürle ayrıştırmanın olmasından dolayı siyanür havaya karışıyor. Bundan dolayı da bitki örtüsü zarar görmeye başladı. Rüzgar eğer kuvvetliyse, hangi yöne gidiyorsa o siyanür de havaya karışarak o yöne doğru gitmeye başlıyor.”
“Burada ne oluyor? İnsanlar artık sebzelerini, meyvelerini yiyemez hale geldiler. Oradaki sebzeler, meyvelerin tamamı kurumaya başladı, sararmaya başladı. Ve oradaki bitki örtüsü, otsu bitkiler, Karadeniz’de Güllük diye tabir edilen ayrık otu vardır burada, onlar kurumaya, sararmaya başladı.”
Gönül, daha sonra cevher çıkarılıp kapatılması gereken alanları rehabilite etme çalışmalarının sonuçlarını aktarıyor:
“Madencilik ruhsatı, bir alanda çalışma bittikten sonra o alanın rehabilite edilmesi, düzeltilmesi, eski haline getirilmesini, ağaçlandırılmasını gerektiriyor. Fakat bu fiziki olarak mümkün olmuyor.”
“Çünkü o alanda toprakla altını ayrıştırmak amacıyla siyanür havuzları kullanıldı. Onbinlerce ton toprak siyanürle yıkandı. Bu siyanür hem bu hafriyatta, hem de çevrede etkisini çok uzun yıllar sürdürecek. Siyanürlü altın madenciliği doğayı ve insanların yaşamını tehdit ediyor.”
‘Kapatılan maden alanlarına dikilen çamlar kurudu’
“Onlar ne yaptılar? Bu alana önce çam ağaçları dikmeye başladılar. Fakat oranın yapısına uygun değil, çam ağaçları yok orada. Kestane ağaçları, ıhlamur ağaçları, gürgen, meşe… Bu tür ağaçlar var. Dikilen çamlar kurudu.”
“Daha sonra ise bildiğiniz rulo çim getirip o alanın üzerine serdiler. Devamlı da sulanıyor, ama kuruyor o da. Orada herhangi bir bitkinin yaşaması söz konusu değil.”
Kıbrıs örneği
ORÇEV Başkanı Ertuğrul Gönül, siyanürün çevreye verdiği zararı Kıbrıs örneğiyle açıklıyor:
“Örneğin Kıbrıs’ta, Lefkoşa’da 1900’lerin başında kullanılan bir maden sahası var, halen kullanılamıyor ve girilmesi de yasak. Radyasyon içeriyor ve hala siyanür solunduğu için girilmesi yasak. Herhangi bir bitki örtüsü de olmuyor orada. Diğer yerler de aynı şekilde.”
‘Siyanürün çevreye verdiği zarar devlet kurumlarınca incelensin’
Bu zehirlenmeye karşı herhangi bir girişimde bulunup bulunmadıklarını soruyoruz. Cevabı şöyle:
“Bunun için de Çevre Müdürlüğü’ne dilekçe yazdık, dedik ki, ‘Burada böyle bir sorun var’. ‘Bitki örtüsünün siyanürden dolayı zarar gördüğünü düşünüyorum, bunun incelenmesini istiyorum’, diye bir dilekçe yazdık. Henüz bize gelen bir cevap yok.”
“Acaba başka kurumlar araştırma yapamaz mı?” şeklindeki sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor Gönül:
“Bu araştırmalar çok pahalı. Devlet kurumları dışında kapsamlı araştırma yapmak mümkün olmuyor. Ama daha önce Doç. Dr. Mehmet Aydın ve arkadaşlarının yaptığı bir araştırma var. Bu araştırma, siyanürün çevreye verdiği zararı ortaya koyuyor.”
Siyanürün çevreye verdiği zararı gösteren rapor
ORÇEV Başkanı Ertuğrul Gönül’ün sözün ettiği raporu ediniyoruz. Fatsa Doğa ve Çevre Derneği tarafından yayımlanan rapor, Doç. Dr. Mehmet Aydın tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarını içeriyor. Raporun başlığı şöyle: “Ordu-Fatsa Bahçeler Köyünde Beş Yıl Önce Faaliyete Geçen Siyanürlü Altın Madeninin Çevresinde Yarattığı Ölümcül Zararları Anlatan Rapor”
Aydın’ın yönetimindeki ekibin bölgeden aldığı karotların (örnekler) analizinin Kanada’da faaliyet gösteren bir firma (Bureau Veritas Commodities Canada Ltd., Mineral Laboratories) tarafından yapıldığı raporda belirtiliyor.
Maden çevresinde normalin çok üstünde ağır metal tespit edildi
Bu araştırmaya göre, altın madenciliğinin yapıldığı bölgenin yakın çevresindeki köy, tarla ve akarsularda normalin çok üstünde ve insan ve diğer canlıların yaşamını tehdit edecek boyutta ağır metal tespit edildi.
Raporda, maden şirketinin çevreye verdiği zarar şu inceleme sonuçlarıyla ortaya konuyor:
Kurşun: Normalden 5-7 kat fazla
“Yer kabuğunda ortalama 20 ppm (milyonda bir) düzeyinde olması gereken kurşun değerleri, madenin çevresinde yaklaşık 5 ile 7 kat arasında daha fazla çıkmıştır. Yapılan çalışmalar ortamda 110 ppm’den (milyonda birden) daha fazla olan kurşun miktarının bu çevredeki canlı popülasyonunun %50’si için ölümcül olabilmektedir. Madenin yakın çevresinde bu düzeyin 110 ppm’den daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Madenden uzaklaştıkça da kurşun değerlerinin azaldığı tespit edilmiştir. Yani bu veriler öncelikle madenin çevresindeki köylerde ve mahallelerde (Bahçeler, Sarıhalil, Erenyurt civarı) ikamet eden vatandaşlar için ciddi hayati riskler söz konusudur.”
Arsenik: Normalden 6-7 kat fazla
“Saha çalışmalarının ardından yapılan laboratuvar analizlerinde arsenik değerleriyle ilgili de çok çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Yer kabuğunda ortalama 13 ppm (milyonda bir) olan Arsenik değerleri ise, madenin yakın çevrelerinde 6-7 kat daha fazla olduğu tespit edildi. Madenin çevresinde 73-93 ppm olan değer, Bahçeler ve Erenyurt vadisinin Elekçi ırmağına kavuşmuş olduğu bölgede ise 4 kattan daha fazladır. Yani bir kez daha görülmüştür ki maden çevreye zehir saçıyor.“
Kadmiyum: Normalden beş kat fazla
“Kadmiyum değerlerine baktığımızda ise yer kabuğunda 0.3 ppm olan normal değerlerin, maden çevresinde geçildiği belirlenmiştir. Yine 13 nolu istasyonda bu değerin 5 kattan daha fazla olduğu belirlenmiştir.”
Raporun sonuç bölümünde ise tespitler yer alıyor:
“Bugün için ağır metal dediğimiz canlıların sağlığına büyük tehdit oluşturan metaller maden alanı ve çevresinde yoğun olarak bulunmaktadır. Bir başka deyişle maden çevresinde bulunan mahalleler ve köyler ciddi risk altındadır. Ancak Karadeniz gibi yoğun yağış alan bir bölgemizde bu kirletici zehirlenmenin, yağmur ve yüzey sularıyla, dereler ve nehirler yardımıyla denizlere ve tüm çevreye yayılması kaçınılmazdır. Bu ölümcül tehlikeden en fazla etkilenecek canlılardan biri de besin piramidinin en üstünde yer alan insanlar olacaktır.”
(Yeni1Mecra / Halit Elçi)
Görüntünün olası içeriği: dağ, açık hava ve doğa
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum