LALE DEVRİ ROMANTİZMİ VE MAHALLE!!!

Sn. Kerim Aral beyin, LALE DEVRİ ROMANTİZMİ VE MAHALLE!!!** Başlıklı köşe yazısını siz değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

LALE DEVRİ ROMANTİZMİ VE MAHALLE!!!

Sn. Kerim Aral beyin, LALE DEVRİ ROMANTİZMİ VE MAHALLE!!!** Başlıklı köşe yazısını siz değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

LALE DEVRİ ROMANTİZMİ VE MAHALLE!!!
07 Mayıs 2022 - 16:45



2000 sonrası imkân ve rahatlıkla birlikte beliren bir gevşeme ve rehavet hali kültürden sanata, eğitimden sosyal hayata kadar hemen her alanda kendini hissettiriyor müslümanlarda...

Kültürü ele alalım...
Bunca okul, cemaat, stk, belediye ya da platformdan topyekün bir "bilinç" hali hasıl olmuyor.
Edebiyatımız bir "literatür" oluşturmaya yetmiyor.
Yazarlarımız tembel ve "para" derdinde... Heybelerinde akıl, gayret ve ilim değil, para birikiyor bu yüzden...

Kurumlarımızı hiç sormayın; onların da derdi daha fazla kâr... El açıp yardım dilenmek ve bir de mebzul miktarda iktidar nimetlerinden "nemalanmak"... Elinde imkânları olan kurumlar da "gençleri daha iyi hazlandıran, iftar programlarında 'vur patlasın çal oynasın" havaları savuran 'gezici ailesine' konfor dağıtmak derdinde... 
Kitap, kültür hak getire... Hiçbirinin bu vadide işi de yeri de yok... Enver Gülşen hocam yerden göğe haklı, kitaba ve kültüre gönül verenin yardımcısı da destekçisi de Allah (CC)...

Müzikte yerlerde sürünüyoruz. İlahi, ezgi ve musikide 3-5 adam dışında bizi heyecanlandıracak bir çaba yok.
Ömer Karaoğlu, Hakan Aykut, Taner Yüncüoğlu, Eşref Ziya Terzi, Abdülbaki Kömür, Mustafa Demirci gibi isimler yaşlandı; Erkan Mutlu, Ahmet Özhan, Veysel Dalsaldı, Sami Savni Özer, Mehmet Kemiksiz ve Ahmet Şahin de öyle...

Erol Çam refikimiz sağ olsun "Yeşil TV" gibi bir yol tutturmuştu, güzeldi lakin o da bunun devamını getiremedi. 

Gruplarda "Grup Genç" istikrarlı, Yürüyüş ve Hamza gibi ezgi grupları da nispeten... Dervişane vardı bi aralar... "Yeniçağ" malum sürecin sonunda dağıldı gitti. Bi geleni bir albümden sonra göremiyoruz bir daha... Çünkü bu sahada da yokuz ve gençlere ulaşacak bir "içerik ve müzik kalitesini" oluşturmaktan da hala çok çok uzaktayız.

Yeni kuşak, "postmodern" dönemin izlerini taşıyor. Davadan çok, "teknik ve imaj" öncelikleri olurken, bireysel merakları tamamen kişisel başarıya odaklı, organize bir mahalle derdinden ziyade ilerisi için "yatırım" yapmayı daha "pragmatik" buluyorlar. 

Herkes kendi derdinde...
Bir mahallenin derdi "devletin idaresi, savaşları ya da düşmanlarıyla münasebetlerinden" ziyade, içinde yaşadığı toplumun hayat damarlarına ulaşıp sözünü "hikmet ve edeple" aktarabilmek olmalı...

Bunun yolu da kültür, sanat ve sosyal hayata dokunmaktan geçiyor.

'Diriliş/Payitaht' gibi hamasi ve pahalı yapımlar, içimizdeki "devlet açlığını" tatmine yarar ama insan ve toplum olarak içinde yaşadığımız topluma dair bize bir şey kazandırmaz.

Devlet merkezli düşünmenin bu statükocu düşünme hali, müslümanlardaki modernist kırılmanın çıkmazlarının da başında geliyor ne yazık ki...

Birbirine bu kadar yabancı, birbirine destek olmaktan bu kadar imtina eden başka bir mahalle var mı bilmiyorum ama, üstüne bir de maddi rehavet hali eklenince, bir tür "lale devri" romantizmi mahallenin bütün damarlarına olabildiğince sirayet etmiş durumda...

Bu rehavet hayra alamet değil...
Benden hatırlatması...

** 1 yıl evvel yazmışız. Bu romantizm artarak, hatta hızına hız katarak devam ediyor yoluna... 

Kerim Aral

YORUMLAR

  • 0 Yorum