SINAV KAYGISINDA AİLENİN PAYI NEDİR?


                                               

Sınav kaygısı ile baş etme yollarında ebeveynlere düşen görevlerden bahsetmeden önce kaygının ve özelde sınav kaygısının ne olduğuna bir göz atalım. Literatürde anksiyete olarak geçen kaygı; stresli durumlarda yaşanan doğal bir duygudur ve yaşamın doğal bir parçasıdır. Sınav kaygısı ise sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıdır.

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerle yaptığımız görüşmede ilk olarak öğrencinin kişilik yapısı, başarı/başarısızlığa yüklediği anlam daha sonrasında ailenin çocuğun başarısına olan tutumu ve sınava yüklediği anlamı incelemekle devam ederiz. Öğrenci mükemmelliyetçi bir kişilik yapısına sahip olabilir, ailenin beklentileri öğrencinin kapasitesinin üstünde olabilir ya da ebeveynlerin geçmişte maddi/çevresel imkansızlıklardan dolayı gerçekleştiremediği hayallerini çocuğunun hayata geçirmesini istemesi gibi ana etmenler; çocuklarda başarısız olma ve değerlendirilme, yetersizlik hissi ve sonucunda sınav kaygısını doğurmaktadır.

Sınav kaygısı her yaş grubundan öğrencinin yaşadığı bir problemdir. Ancak, aşılamayacak bir problem değildir! Uzmanlara göre bir miktar kaygının olması öğrenciyi olumlu yönde güdülerken aşırı miktarda kaygı; var olan bilginin unutulmasına ve sonucunda öğrenciyi başarısızlığa götürecektir. Bu kaygının dozunu ayarlarken aileye büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.

Aileler kendi beklentilerini değil çocuğunun istek ve beklentilerine kulak asmalı, çocuğunun aldığı kararlarda belirleyici değil destekçi olup yol gösterici olmalı, sınav kaygısının ilk belirtileri olan fiziksel ve duygusal tepkileri fark edip gerektiğinde uzman desteği almasını sağlamalı ve her şeyden önce sınavdan alacağı puanın kendilerinin gözünde var olan değerini ve sevgisini değiştirmeyeceğini onlara hissettirmeli, onları güdüleyen bir sosyal destek mekanizması görevi görmelidir.

Psikolojik Danışman İsmail ŞENGÜL