"AKRABA KAYIRMACILIĞI" (NEPOTİZM)!
Ahmet Turan Öztürk

Ahmet Turan Öztürk

Aile Trapisti ve İlişki Uzmanı

"AKRABA KAYIRMACILIĞI" (NEPOTİZM)!

15 Temmuz 2020 - 13:22



“Nepotizm”, akraba  kayırmacılığı anlamına gelir;  papaların kendi yeğenlerini kilisede bazı üst pozisyonlara atamasıyla üretilmiş bir kavramdır. Kayırılan da yine kilise eğitimi almış birileridir.

 Latince "nepot" kelimesinden türeyen nepotizm, günümüzde  iş yaşamında, bazı kişilerin sırf o iş yerindeki birinin tanıdığı olması sayesinde işe alınması durumu yani adam kayırma, akraba kayırma anlamına gelir. 

NEPOTİZM NEDİR?

Nepotizm kelimesi köken olarak, Rönesans öncesi Katolik papaların yeğenlerini kilise içinde kardinallık gibi önemli pozisyonlara getirmelerine dayanmaktadır.

 Latince'de yeğen anlamına gelen "nepot" kelimesinden türemiştir. Günümüzde ise iş yaşamında sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Türk Dil Kurumu, bu kavramı arkadaş veya akraba kayırma" şeklinde açıklamıştır.

 Nepotizm kavramı, günümüzde akraba ve yakınların aynı işletmede işe alınması şeklinde ele alınmaktadır. Ayrımcılık içeren alımlar bir kimsenin beceri, kabiliyet veya eğitim düzeyine bakılmaksızın istihdam edilmesi yönündedir. Nepotizm kavramı öznel bir şeklide yapıldığından dolayı genellikle mağdurlar yarattığı düşünülmektedir. Aynı zamanda bu ayrımlar örgütsel ilişkilere de zarar verebilir. Bu ayrımcılıkların kişileri yükseltici veya ayrıcalıklı bir konuma getirmesi durumunda diğer insanlar tarafından memnuniyetsizliğe neden olacağı belirtilmektedir.

Nepotizm ile ilgili bir hikaye duymuştum:

 İş bulamayan birisi, 82 darbesinden sonra darbecilerden birine giderek kendine iş bulmasını istemiş. Önerilen hiçbir işi beğenmeyince “Sen bana bakma, biz darbe yaptık da ben buradayım. Sen bu işlerden birini beğen de çalış.” demiş. Burada işsiz gencin darbeci tanıdığı vasıtasıyla iş bulması nepotizm, darbeci olduğu için kendi işini bulması ise favoritizm kapsamında değerlendirilebilir. “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.” sözü ise nepotizmin ilkesel olarak reddidir.

Akraba kayırma ve nepotizm ile ilgili Saatleri Ayarlama Enstitüsü‘ndeki şu alıntı çok önem arz eder.  Ahmet Hamdi Tanpınar, bu meseleyi de muhteşem üslubuyla ele alarak bize anlatmış.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Nepotizm

Belediye reisinin tereddüdü başka yerden geliyordu:

-Yalnız, malûm ya, böyle meselelerde… Bu kadar personeli birden bulmak… Dedikodu, filândan bahsediyorum. Tavsiyeli, tavsiyesiz…

Halit Bey bir el işaretiyle bütün bu vehimlere son verdi:

Biz bu meseleyi hallettik. Müessesemize tam referansı olmayan, iyi tanımadığımız kimse giremez. Bunun için de prensipimiz gayet sağlam. Memurlarımızın yarısı, kendi akraba ve yakınlarımız olacak. Yarısı da dışardan güvendiğimiz yüksek insanların tavsiyelileri. Böylelikle her nevi dedikoduyu önlemiş olacağız… Herkes kefaleti umumiye altında çalışacak.

Belediye reisi bunu çok beğendi.

Hiç hatırıma gelmemişti, bu. Hakikaten kestirme yollar buluyorsunuz, Halit Bey. Bu prensip bir yığın güçlüğü ortadan kaldırır. Demek imtihan yapmayacaksınız?

Hayır, asla…

Şahadetname, filân?..

Hayır efendim, hayır… Onlar alelâde memuriyetler için lâzım gelen şeylerdir. Halbuki bu hayatın bizatihî kendisi olan bir iş. Memur değil, mütehassıs ister… Hem böylece barem müşkülâtından kurtuluruz.

Bu toplumsal sorun, İslam medeniyetinde "İşi ehline veriniz "denerek, kökten çözülmüştür. Teoride bir problem yok, uygulamada bir problem varsa o da yaşanan kültür ve şahıslarla ilgili bir problemdir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum