Ektiğini biçme yasası ve karma kanunu
Ali İhsan ÇİFTÇİ

Ali İhsan ÇİFTÇİ

BÜTÜNCÜL YAŞAM

Ektiğini biçme yasası ve karma kanunu

24 Ocak 2021 - 22:51

 
Uzaylı: Yıllarca sömürgeci ve yerel işbirlikçilerinin toplumlarına verdikleri zararlar konusunu anlattıktan sonra, bir gün gelip de sömürgeci uzaylıların dünyalı işbirlikçilerinden bahsedeceğim hiç aklıma gelmezdi...
Bu bölümde 'Uzaylılar var mı, bazı siyasi ve askeri kişiler onlarla anlaşmalar yapmış mıdır? Yoksa birileri tarafından üç beş kuruşluk teknoloji için, dünyalılar laboratuvar fareleri gibi satıldı mı?' konularını tartışmayacağız. Çünkü Hiroşima'ya atom bombası atan ahlaksızlığın nevrotik psikolojileri bu kitabın kapsamına girmez. (Yine de canlı hayvanlar üzerinde yaptıkları deneyleri insanlığa hizmet zannedenlere “Ektiğini biçme yasası ve karma kanunu” nu hatırlatmakta fayda var ).
Sümer tabletlerinde ve Dogon metinlerinde sembolik olarak anlatılan, Erick Von Daniken'in değerli çalışmaları ile tekrar gündeme gelen, bazıları dünyamıza bilgelik ve teknoloji getirirken, bazıları da insanları kaçırıp, günlerce zorla alıkoyup, üzerinde deneyler yapan, nedense daha çok ABD vatandaşlarını kaçırmaya düşkün, diğer yandan gökyüzünde kendi aralarında kavga edip duran, insanlık tarihi boyunca halkları birbirine düşüren, Köylümün arazisine habersiz park edince taşla kovalanan, iyisiyle, kötüsüyle galaksilerde dolaşan yaratılmışlar diyebiliriz uzaylı için.
Burada bizi ilgilendiren, dış uzaylılar konusuna tekno-sprit kurtarıcılar gibi yaklaşan teslimiyetçi anlayışlardır ve özellikle kendisini UFO araştırmaları yapan kişiler olarak tanıtan bazılarının, Türkçe cümlelerin arasına serpiştirdikleri ingilizce kelimeler ile ekranlarda “uzaylılar iyidir” mesajı ile etkilemeye çalıştığı kitlelerin uyarılmasıdır.
Nasıl insanların iyisi, kötüsü, ahlaklısı, ahlaksızı, vicdanlısı, vicdansızı varsa tüm bedenlilerin de iyisi, kötüsü, vicdansızı vardır. Birilerinin teknolojik olarak ileri olması onların ahlaklı olduğunu göstermez.
Dünya dışı gezegenlerde beşer yaşam formu dışında veya beşere benzeyen yaşamlar olduğu ve insanlık tarihince gezegenimize, farklı türlerin, farklı niyetler ile farklı zamanlarda geldikleri arkeolojik çalışmalarla bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Birilerinin TV ekranlarında bazı kitaplardan aktardığı ve özetle “uzaylılar tarafından kaçırılıp alıkonulanların bilinç altında kendilerini kaçıranlarla bir anlaşma yaptıkları” konusu tamamen Muaviyeci bir kader anlayışının günümüze uyarlanmış halidir. (Muaviye: Allah izin vermeseydi Hz. Ali öldürülmezdi. Eğer Hz. Ali'nin katline isyan edersen, Allah'a isyan edersin şeklinde yıllarca müslümanları uyuşturmuştur. Asırlardır despot yönetimler ve işbirlikçileri; “bir şeyi yaşamışsan o senin kaderindir, karşı çıkma, haline şükret ve güçlü olana tabi ol! Allah istemeseydi bu başına gelmezdi...sen dininin şekli ibadetleri dışında konulara kafa yorma, kafa yorsan da anlamazsın zaten” diyerek kul ile Allah arasında ruhban sınıf olmalı anlayışını empoze etmeye çalışmışlardır.)
Aynı şekilde bazı yeni nesil uzaylı hayranlarında aşağıdaki iddiaları görmekteyiz;
1-Dış uzaydan gelenler dost ve barışseverdir,
2-Plaidesli, Orion'lu ve diğer uzaylı ırklarla yapılan anlaşmalardan bahsederken “Be hey gafil Dünyalılar, kaçırılıp laboratuar malzemesi olmanız sizin iyiliğinizedir. Zaten bu kaçırılma işi tamamen senin üst bilincinde yaptığın kontrat nedeni iledir.” derken diğer yandan “tesadüfler yoktur.” felsefesinin etkileyiciliğini kullanırlar.
3-Dünya dışı canlıların, dünyalılara yaptıkları laboratuvar uygulamalarından sonra, dünyaya geri bırakılanların hayata karşı tavırlanmalarının daha olumlu olduğu anlatılır.
Tüm bunları TV ekranlarında dinleyince şu sorular aklıma geldi!!:
1-Kızılderililer, İnka ve Aztekler, Avrupalı sömürgeciler ile bilinçaltında kontrat mı yapmışlardı veya canlı kurbağanın vücudunda deney yapan biyolog ile kurbağa ilişkisini spacemistik bakış açısı ile nasıl yorumlamalıyız? Kurbağanın bilinç altında biyologla kontrat yaptığını mı düşünmeliyiz? Kontratlar çift taraflı değil midir?
2-Bu kontrat meselesi iyi niyetli insanları teknolojiye sahip olanlara karşı aşırı rehavete yöneltmeli midir? Bu uzaylı milleti bir gün gelip de “Dünyanızı barış ve demokrasi getirmek için işgal ediyoruz” diye devam ederlerse ne olacak?
3-Güya Çanakkale'de bir grup ingiliz askeri bir bulutun içine girmiş ve kaybolmuşlar. Bu bulutun içindeki uzay gemisi işgalci İngilizleri yutmuş olabilirmiş. Enterasan bir şekilde o dönemin en büyük sömürgecisinin; Türk milletinin iradesi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün stratejisi ile yenilebileceği gerçeği bir şekilde örtülmek isteniyor.
Çanakkale Savaşı'nda Allah'ın izni ile Türk milleti, sömürgecilerin burnunu sürtmüş, Lozan ile de diz çöktürmüştür. Türk Milleti bu başarıları ile, tüm mazlum insanlara, sömürgecilerin ve işbirlikçilerinin de sıradan beşer olduğunu ve yenilebileceklerini göstermiştir. Bu başarıda Türk milletinin vatan sevgisi ve iman gücü ile Alman teknolojisi dışında hiçbir olağanüstü uzaylı ya da bedensiz varlıkların müdahalesi yoktur. Şayet böyle bir şey olsa idi, binlerce Anadolu genci şehit olmadan yardım etseler olmuyor muydu? Yoksa bu parapsikolojik ve mistik hikayeler, “Türkler yeninceye kadar İngilizlerin savaşta yenilebileceklerine inanmazdım” diyen Mahatma Gandi'ye “Aslında Türkler değil uzaylılar İngilizleri yendi” şeklinde bir gönderme midir?
4.Yüksek teknolojiye sahip olanlarla karşılaşmak her zaman insanların hayrına olmayabilir mi?
5.Aztek ve İnka tarihçilerinin tarih yazıtları nerededir? Bu tarihi kayda geçirme işlemini sadece işgalciler mi öğrenmişlerdir?
6-Kainatta tesadüf yoktur. Bu metinler de tesadüfen yazılmadı. 1.Dünya Savaşı'nın tesadüfen çıkmadığı gibi, Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Türk milletinin yüksek teknolijiye sahip sömürgecilere karşı yaptıkları da kesinlikle tesadüf değildir.
Özetle tarih boyunca ahlaklı İspanyollar ve Portekizlilerin olması Cortez gibilerin ahlaksız olduğu gerçeğini değiştirmez ve işlediği insanlık suçlarını hoş göstermez... Ve bu ahlaksızlar yeryüzünde olabileceği gibi uzaydan da gelebilirler...Sanki son yıllarda medyaya servis edilen “İsa/Mehdi Mesih gelip hepimizi kurtaracak” fikri devrini tamamladı... Şimdi de insanlar, “Tom amcanın uzaylıları bizi kurtaracak... Siz de üzerinizde yapılan birkaç deneye sesinizi çıkarmayın” noktasına mı getiriliyor...Artık bir de 'uzaylı mehdiyet' anlayışı başladı... Mesaj açık: Sen başına gelenlere razı ol... Hayatta tesadüf yoktur... Çekeceğin acılar bitince... Birileri seni kurtarır... Sen bir şey yapma... Alak suresinde geçen “güçlüye/zalime karşı koy, boyun eğme” mesajını görmezlikten gel... Zaten yüksek teknolojiye sahip zalimlerle üst bilincinde kontrat yapmasan bunlar başına gelmezdi... Kontratının sana ait nüshasını üst bilince geçince okursun... Şimdi bunlara takılma... Uzay gemisindeki laboratuara takıl... şeklindeki teslimiyetçi fikirlere karşı uyanık olmakta fayda var...
Tüm sorunların çözümü çok basit!
Vahşi güce, daha vahşi güç ile karşı koyarak sonuç alınamaz.
Güçlü olanın gücünü etkisiz bırakırsanız ÇÖZÜM OLUR. Peki nasıl olacak bu vahşi gücü etkisiz bırakmak... Çok geç kalmadan hem de hemen, insanlık olarak dürüst, çalışkan, vatansever bir yaşam tarzına geçmek zorundayız. Ve tüketim çılgınlığımız ile Dünyayı tüketmekten vazgeçmeliyiz ki destek isteyecek yüzümüz olsun..
Unutmadan...siyasi eğilimleri ve kariyer çıkarları nedeni ile birçok bilimsel çalışmayı görmezden gelen antik yunan merkezli bakış açısına sahip bazı tarihçilerin, arkeologların ve antropologların “Göbekli Tepe” kazılarının sonuçları hakkında yorumlarını, göbeğimizi kaşıyarak bekliyoruz...

YORUMLAR

  • 0 Yorum