Galatasaray galibiyetinin hikâyesi…
Ali Mehmetoğlu

Ali Mehmetoğlu

ANGARALI

Galatasaray galibiyetinin hikâyesi…

24 Ocak 2022 - 02:08

 
Uyandığımda pencereden baktım, her yer bembeyazdı.
Günün benim için en önemli yanı; Trabzonspor’un Galatasaray ile maçı olmasıydı.
Oynanır mı acaba, gitsem mi, gitmesem mi soruları arasında biraz bocaladım.
Yol uzun, bu karlı günde araba ile gitmek bir dert, park yeri bir dert.
Toplu taşıma ile maça gitmeye 15.30 gibi karar verdim, 16.00 gibi evden çıktım.
Çok üşürüm diye oldukça kalın giyindim sadece gözlerim görünüyordu.
Tabii; Metrobüs ve Metro oldukça sıcak olunca görünmeyen yerlerimde muhtemelen pişikler oluşmuştur. Bu da bana ders oldu. Üstüne üstlük bir de metroda yürüyen merdivenlerin bazıları çalışmayınca, benim gibi 3 stent sahibi bir kalp hastası için zorlu ve meşakkatli bir yolculuk oldu.
18.15 gibi stada vardım. Yağış biraz hızlandı, dönüşüm çetin olacak diye düşündüm.
Zor zahmet stada girecek noktayı bulup yerime geçene kadar yarım saat geçti.
Tribünlere vardığımda Galatasaray taraftarı beklediğimin çok üstünde tribünlerin büyük bir bölümünü doldurmuştu.
Kadrolara baktım; “Hoca yine beraberliği razı, rakibi kilitleyecek” diye düşündüm. Gerçi hoca her maçta ilk yarılarda kendi tabiri ile “güvenli oyun”  tercih ediyordu.
Maç başladı. Tribünler müthiş destek veriyor. Hem rakibi hem hakemi baskı altına alıyorlardı. Galatasaraylı oyuncular ceza sahasına her girdiğinde penaltı almak için yere yatıyordu. Hakem de genç etkilenmemesi mümkün değil. Galatasaraylı oyuncuların kendini her attığında kolay düdükler çalmaya, Galatasaraylı oyuncuların sert müdahalelerini görmemeye, kartları atlamaya başlayınca “Neden geldim bu maça” diye hayıflandım.
Çünkü gittiğim bütün Galatasaray maçları olaylı olmuştur.
Hepsi gözlerimin önünden bir bir geçti.
İzlediğim ilk Galatasaray-Trabzonspor maçı Talat Tokat’ın marifetiyle 3-0 olacakken 2-2 bitmek zorunda kalmıştı. 2-1 biten, Ahmet Çakar’ın Trabzonspor lehine 4 kırmızı 4 penaltı vermediği maça da gitmiştim. Arda’nın kaleye geçtiği Ümit Öztürk’ün başrollerde olduğu maç ve Deniz Ateş Bitnel’i de sektirmedim. Yine aynı hikâye olacak endişeleri arasında çok geçmeden oyunun hâkimi olan Galatasaray, Türkmen’den formayla beraber sakarlığı da alan Denswil sayesinde penaltı kazanarak 1-0 öne geçti.
Gol sonrası da maçtaki hâkimiyetini sürdürdü ev sahibi. Abdullah Avcı kenarda benim tribünde izlediğim gibi izledi ilk yarıyı.
İkinci yarıya Avcı orta sahada yaptığı değişiklikle başlayınca Trabzonspor oyuna hâkim oldu ama 70. dakikaya doğru yine Galatasaray sazı eline aldı. Bu arada tribünler “tam zamanı” tezahüratları yapıyordu. Coşkuyla şarkılar söylüyordu. 10 dakika kadar bu coşkuyla hücumlar geliştiren Galatasaray’da “20-25 milyon avroluk” Marcao’nun ikramıyla gelen gol bütün tribünleri susturdu. Arkasından az da olsa desteğe devam eden sarı kırmızılı taraftarlar, bu sefer de zorla Milli Takım’a davet ettirdikleri ve cezası hafta içi affedilen Taylan’ın ikramıyla geriye düşünce “yönetim istifa, futbolcular sahtekâr”  tezahüratlarıyla tepki göstermeye başladı.
Bana göre Galatasaray üstün bir oyun sergiledi, çok koştu ama özel ayaklara sahip olmayınca gol atmayı beceremedi. Ama bu oyunu devam ettirirse küme düşmeyeceğini düşünüyorum!
Hiç beklemediğim, İstanbul’da gidip de galibiyetle ayrıldığım ilk Galatasaray maçının ardından evin yolunu tuttum.
Allah’tan yollar kar tutmamıştı. 23.20 gibi ancak eve varabildim.
İstanbul’da bir maça gitmek insanın 7-8 saatinin alıyor. Üstelik Pazar günü.
 
TRİBÜNDEN GÖRDÜĞÜM KADARIYLA KİM NASILDI?
AVCI: Önde baskıya hala çözüm bulamadı. İlk yarılarda hep kötü oyun var. ,ikinci yarıda yaptığı değişiklikle maçı değiştirdi. Geçen hafta çok tenkit etmiştim bu hafta tebrik edelim.
UĞURCAN: Fazla söze gerek yok maçın adamı.
PERES: İlk defa bir maça bu kadar konsantre gördüm.
DENSWİL: Yaptırdığı penaltının haricinde de iyi değildi. Rakip seyircinin yüksek volumlü baskısından etkilenmiş gibiydi.
HUGO: Her zamanki gibi risksiz oynuyor. Ver sağa ver sola idare ediyor. Takımın 1. Stoperi daha fazla sorumluluk almalı.
PUCHACZ: Fiziği ve gücüyle dikkat çekiyor fakat yanlış kararlar veriyor.
BERAT: Rakipler Trabzonspor’un oyun kurma zorluğunu bildiği için Berat’a baskı yapıyor, savunma ve yanındaki Dorukhan da oyun kurmaya yardım etmeyince yük ağır geliyor ve baskı anında bol pas hatası yapıyor. Parmak hiç gitmemeliydi. Hamsik de bir an önce dönmeli.
DORUKHAN: Çalışkan, elinden gelen her şeyi yapıyor ama bu maçta Dorukhan’dan çok topla ilişkisi güçlü oyuncuya ihtiyaç vardı.
BAKASETAS: Golün dışında çok çalıştı günün iyilerindendi. Topla ilişkisi ve pas zaafı oyun kurulumunda takımı zayıf düşürüyor.
VİSCA: İlk yarı markajdan çok kurtulamadı. İkinci yarı daha iyiydi. Trabzonspor kariyerindeki ilk golü ile uzun süren suskunluğunu da bozmuş oldu.
NWAKAEME: Njeryalı için özel tedbir alınmıştı. Gerçi kötü bile oynasa takımın her şeyi. At Nwakaeme’ye sorumluluktan kurtul.
CORNELİUS: Maç boyunca Marcao’nun ve Nelsson’un ağır faulleri, sert müdahalelerine rağmen ayakta kaldı. Dövüşmeyi öğreniyor. Gol atmasa da takım oyununa katkısı var… Bugün önde çok bastı ve koştu. Çok istekliydi.
YUNUS: Hazırlık maçlarında izlediğimde beğenmiştim ama mevki itibarıyla Ömür ve Bakasetas’ın mevkiinde olduğu için hoca tercih etmiyor. Hamsik’in yokluğunda daha çok süre bulmalıydı.
AHMETCAN: Özel bir oyuncu, 2 yıldır biliyoruz ve bekliyoruz. Daha çok süre almalı.