ÖĞRENCİ GÖZÜ İLE "DÜNDEN BUGÜNE SİYASET KAVRAMININ...
Beyza Aksoy

Beyza Aksoy

ÖĞRENCİ GÖZÜ İLE

ÖĞRENCİ GÖZÜ İLE "DÜNDEN BUGÜNE SİYASET KAVRAMININ GELİŞİMİ"

30 Mart 2021 - 22:55


Değerli okurlarım;
Siyaset kavramı Arapça kökenli bir kelime olup ‘siyasa’ şeklinde kullanılmaktadır. Siyasa kelimesinin anlamına baktığımızda da eğitmek, yönetmek olduğunu görmek ile beraber Kitab-ı Mukaddesteki “at” anlamına gelen “süs” kelimesi ile de bağdaşmaktadır. At yani süs kelimesi ise Bedevi toplumlarda develerin, atların yönetilmesi, eğitilmesi ve terbiye edilmesi için kullanılmıştır. Daha sonraki zamanlarda birine ya da birilerine bakmak, yetiştirmek, yönetmek anlamı kazanan “siyaset” kelimesi insanların ve şehirlerin en uygun gelen yöntem ile yönetilmesi sanatına dönüşmüştür.
      Ortaçağ İslam düşüncesinde ise siyaset kelimesi iki farklı anlamda kullanıldığı görülmüştür. İlk anlamda siyaset kelimesi İslam hukukunun bir alt dalı olarak ortaya konmuş ikinci anlamda ise siyaset kelimesi eski yunan filozoflarının etkisinde kalarak en iyi siyasal yönetimin ortaya koyma anlamında kullanılmıştır.
     Modern dönemde ise “siyasa” “siyasi” olarak kullanılan siyaset kelimesi batı dillerinde “politika”,”politik” ve “policy” kelimelerinin yerini alarak anlamlaşmıştır. Osmanlı Devletinde ise siyaset kelimesi devlete işlenen suçların fiziki olarak cezalandırılması anlamında kullanılmıştır. Buna da genel bir isim verilerek “siyaseten katl “denilmiştir.
      Batı dillerinde kullanılan “politika” kelimesinin köküne indiğimizde Eski Yunan ile karşılaşırız. Eski Yunan’da “politica” ya da aynı kökten gelen “politike” kelimesi o zamanki devletin yönetimini ya da işlevlerini anlatmak için kullanılmıştır.
      Siyaset kelimesini Eski Yunan’da Aristoteles, Platon gibi filozoflar ele almıştır. Buna örnek olarak Aristoteles siyaset kelimesini “en yüksek iyiyi” “iyi yaşamayı” amaçlayan her türlü devlet yönetimini ve yurttaşlığa ilişkin faaliyetler olarak tanımlamıştır. Nitekim bu anlayış benimsenmiş ve günümüze kadar bu anlayış sürdürülmüştür.
     Modern dönem öncesi zamanlara baktığımızda ise skolastik düşüncenin bütün gücü ile var olduğunu görürüz. O dönemde siyasetin kelime anlamında dinin önemli bir bölüm oluşturduğunu ve siyasetin dinin hizmetinde olması gerektiğini savunan bir görüş hakimdi. Modern dönem öncesi siyaset kavramı üzerinde duranlara örnek olarak Cicero, St. Augustinus, Aquinolu Thomso verilebilir. Modern dönemde ise artık düşünce dünyalarında siyaset ve din ayrılmıştır. Erdem, yasa sevgisi, yurtseverlik, cumhuriyet kavramları popüler olmaya başlamıştır. Bu döneme örnek verilecek şahsiyetler Montesquieu ve Machiavellidir.
      19,yüzyılda Dünya’nın büyük dönüşümler yaşaması ile birlikte siyaset kavramı da farklı bir kulvara girmiştir. İktisat ve sosyoloji dalı ile birlikte kullanılmaya başlanılması ile siyaset, iktisat ile birlikte bir devletin ekonomisini öğrenmeye ve tartışmaya çalışırken sosyoloji ile ise toplumun temel sorunlarnı incelemeye başlamıştır. A.Comte, Karl Marx,Marx Weber gibi şahsiyetler bu konular üzerinde durmuştur.
       İslam dininde ise siyaset ”tevhid “ teorisine dayanmıştır. Kuran-ı Kerim’e göre Allah evrenin hükümranıdır. Onun kanunu yücedir. İnsan onun yeryüzündeki halifesidir. İnsanlar arasından seçtiği hükümdarların en önemli görevleri adaletli, güvenilir ve şahsi arzularına kapılmadan düzeni kurması ve devam ettirmesidir. Aynı zamanda Kuran-ı Kerim’de medeni hukuktan anayasa hukukuna kadar siyasal ve hukuki meselelerin düzenlemeleri vardır. Kuran-ı Kerim ile birlikte birçok İslam düşünürü hükümdarlara siyasetnameler ile anaysa, idare, yöneten-yönetilen ilişkileri konunda yönlendirmişlerdir. Birçok siyasetname vardır en bilinenleri Nizamülmülk’ün siyasetnamesi ve Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eserleridir.
Değerli Okurlarım,
      Sizlere siyaset kelimesinin ufak bir tarihini ve tanımını yapmaya çalıştım. Bir öğrenci gözü olarak Siyaset; Devletlerin vatandaşlarını adaletli, güvenilir, ve ahlaklı bir şekilde yönetmesidir. Ancak ülkemizde siyaset çok farklı anlaşılıyor. Ülkemizde siyaset farklı ideolojilerin ve görüşlerin tartışıldığı, çarpışıldığı bir ortam olarak görülüyor. Bu tamamen yanlış değil ancak siyasetin özü de farklı ideolojileri ve görüşleri “çarpışması” değildir. Bunu unutmamak gerekiyor. Yoksa bu durum farklı kapıları açar.
      Makalemi bitirmeden önce; bir önceki yazımdan nedeniyle bana verdiğiniz destek ve olumlu yorumlardan dolayı siz değerli okurlarıma ve yaptığı jestten için Ulubey Lisesi Tarih Öğretmeni Sevgili Alparslan Çalışkan Hocama çok teşekkür ederim. İlk yazdığım makalem benim için çok büyük bir adımdı. Sizlerin yorumlarını okurken çok mutlu oldum tekrar teşekkür ederim. Son teşekkür de bana köşesini ayıran, benim yanımda daima duran ve bana güven veren babam Bülent Aksoy için…
SAYGILARIMLA…
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum