İstanbul kaldırımlarının dili olsa!
Fikri Türkel

Fikri Türkel

Fikri Turkel

İstanbul kaldırımlarının dili olsa!

16 Mayıs 2020 - 08:26

Dostlardan aldığın herşey kaderin dışında kalır, Ancak vermiş oldukların her zaman için servetin olacaktır

Geçen gün Bankalar Caddesi''nden geçerken Osmanlı Bankası binasının girişindeki bu yazıyı dostuma gösterdim. Romalı şair Martialis''e ait bu dizelerin Latincesi şöyle: ''Extra fortunam est quidquid donatur amicis; / Quas dederis, solas semper habebis opes''.

Bu yazının karşıında ise bir Hadisi Şerif tabelası yer alıyor. ''El kazibu Habiullah'' yani kazanç elde eden Allah''ın sevgili kuludur.

Bir tarafta kazanmak diğer tarafta ''vermiş oldukların'' yani yaptığın yardımlar asıl servetin... Üzerinde düşünülmeye değer.

Aslında asıl düşünülmesi gereken, Bankalar Caddesi''ndeki tarihtir. Duyun-u Umumiye denilen Osmanlı Borç Kurumu''nun izlerini en iyi yansıtan yer bir zamanlar bu caddeydi. Her ne kadar kurumun binası şimdiki İstanbul Lisesi olsa da, o tarihe dayanan binalar ve kaldırımlardaki tarih bize çok şey anlatıyor.

Galata Kulesi''nin sembol olduğu Cenevizlilere dayanan ticari hayat bugün hala Perşembe Pazarı ile sürüyor.

Pazarların eksenlerini zorla kaydıramazsınız. 30 yıl evvel Perşembe Pazarı''nı Perpa diye taşımaya kalktılar ama olmadı. Tarih kendi fonksiyonunu icra ediyor.

Yine de kimler geldi, kimler geçti demeden de kendimizi alamıyoruz. Malum artık bu anlamlı yazıyı taşıyan Osmanlı Bankası yok binası da Salt adıyla sanat etkinlikleri merkezi oldu.

Bankalar Caddesi bir dizi film olsa, onlarca dönem yayında kalacak zenginlikte anılarla ilgisini devam ettirir.

Haliç Üniversitesi''nde öğrencilerime Bankalar Caddesi, Perşembe Pazarı, Asırlık Markalar gibi farklı konularda proje ödevleri verdim. Bugünkü Türkiye''yi anlamak için o günleri iyi okumak gerekiyor. Kimler geldi, kimler geçti?

Bugün Türkiye''deki bütün köklü şirketlerin Karaköy, Perşembe Pazarı veya Bankalar Caddesi geçmişi bulunuyor. Buna Haliç''in karşı kıyısındaki Tahtakale''yi de ekleyebilirsiniz.

Bir zamanlar ekonomide etkin olup da kaybolan markalara bir göz atalım: Anadol otomobili, Sümerbank, Elvan Gazoz, Hayat ve Ses Dergileri, Gırgır Süpürgesi, Türkiye Emlak Bankası, Uzel, Radyolin, Demirbank, Pamukbank ilk akla gelenlerden.

Elvan Gazoz, Londra''da fabrika bile açmıştı.

Gırgır''ın kurucusu Tacettin Hiçyılmaz''ı 6 ay önce kaybettik. Gırgır''ın girmediği ev kalmış mıydı?

Her gazeteye gelişimde hatırlarım. Bayrampaşa''da Hanımefendi çorapları fabrikası vardı. Çizmeci ailesi bir dönemin öncülerinden olmuştu.

Aslında sadece marka olarak bakmayalım; tarihin ibret levhalarına da bakalım. Bir zamanlar dünya ticaretine yön veren Cenevizliler nerededir?

Fransız sahillerine giderseniz, size Foçalılardan, Kıbrıslılardan veya Antakyalılardan bahsedeceklerdir. Fransızların dünyaya açılımını bunlar sağlamışlardır. Daha sonra Venedik''teki ticari yaşamın en canlı aktörleri de İstanbul merkezli tüccarlar olduğunu da görebilirsiniz. Hepsi Galata gölgesinde yetişmiş, Arap Camii bahçesinde ayağa kalkmış esnaflarla alakalıdır.

Dünyanın en eski şirketlerinden

birinin de İstanbul olduğunu çok az kişi bilir.

Halen dünyanın en iyi orkestra zillerinden Zildjian imzası 1643 yılında Osmanlı Mehter takımı için yapılmaya başlandı. Zildjian''lar her ne kadar Amerika ve Kanada''da

yaşasa da zillerini İstanbul''da

yaptırmaya devam ediyorlar.

Hatta şunu derler: Dünyanın en eski şirketi olan Japon Kongo Gumi''den sonra en bilindik şirket Zildjian''dır.

Haliyle tarih sadece ihtişam değildir, dramları da barındırır.

Bugün Kamondo Merdivenleri ile hatırladığımız Kamondo Ailesi sadece Osmanlı''nın son dönemine değil, dünya sosyetesine de iz bırakmıştı. Bankası, Şirketi Hayriye (Şehir Hatları Gemileri) gibi ortaklıklar ile her yere damgasını vurmuştu. Galata''ya çıkan o merdivenler, Bankalar Caddesi''nden geçenlere çok şey anlatıyor.

Unuttuklarımızın yanısıra bugün

ayakta olanlara da bir bakalım: Ziraat Bankası, Burla Biraderler, ECA, Madlen Çikolata, Alarko, Çolakoğlu, Karaköy Balıkçısı, Mert bunlardan bazıları. Anadolu''da kurulup da bu bölgede gelişenler de var: Kale, Güllüoğlu, Gedik, Dilek vs.

Şimdi Karaköy, Perşembe Pazarı sokaklarında gezerken, yeni kıpırdanışlar görüyorum. Galataport projesi mi tetikledi bunu, yoksa tarih kendini tekrar mı ediyor?

Sonuçta ekonomik hayat kendi eksenini buluyor. İstanbull tarihin her döneminde olduğu gibi gelecekte de etkin olmayı sürdürecek.

Ah şu İstanbul kaldırımlarının dili olsa, neler anlatır bize...

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hüseyin Gökçe
    11 ay önce
    Güzel yazı. Tadımlık da olsa beni götürdü getirdi. Kalemine sağlık dostum.