EDEB-iyat ve Ehli kalem
Kenan Güzel

Kenan Güzel

[email protected]

EDEB-iyat ve Ehli kalem

07 Şubat 2022 - 13:35

EDEB – iyat ve Ehli Kalem

 
‘’ Nazım ve nesir yoluyla hal ve duruma göre söylenen  ya da yazılan zarif, ölçülü, ahenkli, dil diyebileceğimiz edebiyat; aslında terbiye, nezaket, zerafet ve kıvama erme manalarına hamledeceğimiz ‘’edeb’’ kökünden gelmektedir.’’
 
Edebiyat kelimesi ‘’EDB’’ (edeb) kökünden gelir. Edebiyatı, her ne kadar duyguların, olayların etik ve estedik bir şekilde dil aracılığıyla ortaya dökmek olarak tanımlasalar da; Yüce Allah’ın kelam deryasından süzülüp gelen kelimelerin kalp, kafa ve vicdan üçlüsünün nezaretinde dillerden dökülen ilahi nağmeler olduğu bilinen bir gerçektir. Harflerin, kelimelerin ve paragrafların nezaket ve zerafet notalarıyla seslendirilmesi, ruhlara canlı bir musiki ve ritim sunması, onun insanlığı mest eden en güzel türüdür. Çünkü, hassas bir üslupla seçilmiş kelimeler müzikal letafetleriyle, dinleyen herkesi insan olmanın gerçek ufkuna yükseltir.
 
İşte Kur’ân, değişik problemlere çözüm sunarken böyle bir üslubun gücünü kullanarak,  ısırmaktan zevk alan bütün sırtlan sürülerini bile dize getirmiştir. Ayrıca, Edeb kökünden gelen bu nimet, Yaratan’a şükrü eda etmenin yanında, sevgi ve hoşgörünün, merhamet ve nezaketin de gönül diliyle bestelenip insanlığa sunulması demektir. Bunun kabul görüp beğenilmesi, gönüllerde yer etmesi, onun diller orkestrasında  nezaket ve zerafetle seslendirilmesine bağlıdır.
 
Yazmak, Gönül İşidir
Evet, insan düşünürken, konuşurken, yazarken kaleminden dökülecek kelimelere dikkat etmeli ve onları vicdan terazisinde tartıp, insaf eleğiyle elemesini bilmelidir. Yazar, gönül dağarcığındaki sirkenin keskinliği ile gönülleri küstürme yerine, kalemine mürekkep olarak gönül peteğindeki balı koymayı bilmelidir. Böylelikle, yazdığı her harf, her kelime onun gönül safrasına bir davet olarak algılanmalı ve bu sofraya herkesin oturabileceği bir halka oluşturulmalıdır. Yzar, bu haliyle bir zerafet ve bir nezaket ortaya koyarak ruhlara haz, düşüncelere sürur vermeyi denemelidir.
 
Vicdanları harekete geçirme, insani duygu ve düşünceyi geliştirme, gönüllerde sevgi ve diyaloğu ikame ettirme adına kalem ehli olmak çok önemli bir insanlık vazifesidir.  Çünkü bu sayede, yeryüzünün tozundan-toprağından, suyundan-çamurundan yoğrulup şekillendirilen insan böylelikle, ilim sermayesi ve beyan berraklığı ile arzın halifesi, cin ve insin hatibi olma pâyesine yükseltilmeldir..
 
 Sırlı Bir Anahtar
 Son üç asırdır ülkemiz, değişik sahalarda belli ölçüde ilerlemeler sağlasa da, edebiyatın bu naim yönünden çok fazla istifade ettiği söylenemez. Allah’ın, kelam sıfatından süzüp insanlığa bahşettiği bu sırlı hamleyi, maalesef insan olarak bir türlü aslına uygun kullanamadık. İnsanlar arası münasebetlerde bile işin içine kendi ruh dünyamızın his ve karasını çalarak, kelimeleri bir kılıç olarak kullanmaktan vaz geçmedik. Bununla da hep ayrıştırmayı, karalamayı iftira atmayı denedik ama, Yunuslar gibi, Mevlanalar gibi birleştirici, affedici ve bağışlayıcı olmayı beceremedik.  
 
Halbuki bu gün milletler muvazenesinde, siyasi arenalarda diyaloglar bir takım politik kurallarla, sinsi manevralarla yürütülmeye çalışılsa da, sırf siyasi çıkarlar, menfaatler adına onun yokluğu, birleştiriciliği, ikna ediciliği hep göz ardı edilmiştir. Bundan dolayı yılan ve çiyanları bile insafa getiren bu sihirli güç hep delici, yaralayıcı, nefret ettirici ve ötekileştirici bir silah olmaktan öteye gidememiştir.

Kavl-i Leyyin (yumuşak söz)
Yüce Allah (cc),  Hz Musa (as)’ı Firavun’a "Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitab et.’’ (Taha 44) emriyle göndermesi boşuna değildi. Çünkü, gönülleri düşmanlığa kilitlenmiş kin ve nefretten, zulüm ve ihanetten beslenen bu kobra karakterliler ancak bu fesahat ve belağat sayesinde yumuşayabilirdi. Değişik siyasi ve gayri siyasi platformlarda yalan ve gösterişin, demagoji ve kendini beğenmişliğin revaçta olduğu böyle bir dönemde, edebiyatın nezaket ve zerafetine her zamankinden daha çok muhtacız. Maharet, harflerin genleriyle oynayıp kelimelere nefret soluklatarak  toplumun değişik kesimlerini birbirine düşman haline getirmek değildir.

Vifak ve İttifakın Dermanı
İnsanlık tarihine baktığımızda milli ve dini mensubiyetine bakılmaksızın, yazdıklarıyla dünya etrafında bir güzellik halkası oluşturan, değişik kültür ve medeniyetleri sevgi ve hoşgörü çizgisinde buluşturanlar hep kalem ehli insanlar olmuştur.  Bugün Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Tolstoy’u, Lewis Carroll’u, Dostoyevski’yi, Victor Huğo’yu ve daha nicelerini aynı çizgide buluşturan bu ruh ve edeb olmuştur. Çünkü onlar her türlü nefrete ve düşmanlığa rağmen edebiyatı, gerçek manada şanına layık bir şekilde temsil etmiş, onu yaralayıcı, aşağılayıcı, ötekileştirici bütün unsurlardan temizleyerek, gönül telleri üzerine  en güzel bir şekilde bestelemeyi başarmışlardır.
 
Çünkü onlar yazı yazmayı, doğum sancısı çeken bir anneyle eş değerde görerek  mürekkebi ağlatmayı, kalemin feryadına kulak tıkamayı insanlığa yapılan bir ihanet olarak görmüşlerdi. Onların gözünde vicdan mekanizmasına mal edilememiş, gönül diliyle seslendirilememiş, rengini hal şivesinden alamamış bütün söz ve beyanlar her ne kadar yaldızlı olursa olsun, yine de insanların ruh yapısı üzerine bir tesir icra edemeyeceklerini çok iyi biliyorlardı.
İşte bundan dolayıdır ki, kullanılacak her bir kelime kalem sahibinin ruh halini bir fon musikisi şeklinde aksettirdiğinden, kelime oyunlarıyla yazısını süsleyerek okuyucunun ilgisini çekme hastalığı günümüzün en büyük problemlerinden biri haline gelmiştir.

Kalemi İle Zoraki Aşk Yaşayanlar
Dünya insanlığını aynı sevgi notaları üzerine yerleştirmek isteyen ehli kalem, ruh sağlığına çok büyük önem vermelidir.. Bugün gazete köşelerinden kendisine okuyucu değil de trol peylemeye çalışanlar, kendi ruh dünyasında ikilem yaşayıp kelimeleri bir cambaz mahareti ile ipe dizmeye çalışanlardır. Bunlar, ifrat sözünün tabiliğini bozup, beyan kevserini bulandırarak üç maymunu oynayan baykuşlardır. Bunlar ne kadar maharetli olursa olsunlar kalemleriyle asla dost kalamayacak, bu  zoraki aşkı devam ettiremeyeceklerdir.
 
Ey ehli kalem ve Edeb-iyatçılar! Allah’ın insanlara karşı muamelesini ölçü kabul edip, sizde insanlara öyle davranmalısınız. Mürekkebi ağlatıp, kalemi feryat ettirerek O’nun rahmetini gölgelemeye çalışmayın. Zaten buna da hakkınız yoktur.