İbrahim Suresinde Anlatılan O Korkunç Gerçek
Kenan Güzel

Kenan Güzel

[email protected]

İbrahim Suresinde Anlatılan O Korkunç Gerçek

24 Ekim 2021 - 10:51


Kime Güveniyoruz?

Kendimize bir soralım, yaratılana duyulan bunca güven, bunca bağlılık bunca mihnet  neden Yaratana duyulmuyor ve neden ona teşekkür edilmiyor? diye. O’na inanmakla bütün tahakkümlerden, acılardan ve zalimliklerden kurtulmak varken, neden hala kula kul olmakta yarış halindeyiz.  Bir iş yerinin ay sonunda verdiği maaşa, bir müdürün verdiği söze, bir hakimin verdiği karara itimat ediyoruz da, neden Rabb’in verdiği sözlere, vaat ettiği hakikatlere karşı bu kadar duyarsız kalıyoruz. Bir hakimin vereceği üç-beş yıllık muvakkati hapis cezasından korkarak avukatlara  döktüğümüz servetler, yazdığımız müdafanameler, çektiğimiz sıkıntılar yanında, sonsuz bir hapsi münferid cezasına ve Rabb’e  isyana sebep olabilecek hal ve hareketler karşında neden bu kadar ölgünüz.

Beki, soruyu şöyle soralım kendimize.  Biz kime daha çok güveniyor ve kimlerin sözüne daha çok itimat ediyoruz? Her gün önünde bel kırıp boyun büktüğümüz amirlerimizin mi? Bize güzel bir ekonomik yaşam sunmaya söz vermis devletlilerin mi? Duruşuna takılıp kaldımız liderlerin mi? Cebimize üç-beş kuruş para girmesini sağlayan karakter avcılarının mı?  Halkını, tebasını binbir türlü yalan vaadlerle sarhoş haline getirip, elinde avucunda ne varsa hepsini alarak şapkasından tavşan çıkararak kendini alkışlatan siyasilerin mi? Bir köle olarak çalıştırılan İsrailoğullarının Hz. Musa (as)’a dedikleri gibi; ‘’ Sen haklısın ama, karnımızı Firavun doyuruyor ’’  deyip, bir köşede teselli arayan Küfe karakterlilerin mi?  Her gün ayrı bir davanın havarisi kesilip, bugün yerdiklerini yarın öven iradesiz namertlerin mi? Yoksa; ‘’ Bu Allah’ın vaadidir. O, asla vaadinden dönmez’’ (Rum 6)  ayetiyle bizlere seslenen  merhameti sonsuz Yüce Rabb’imizin mi? Kimin sözüne güveniyoruz?
 
Bu nasıl Bir Hastalık
 Bu hastalığı çok iyi teşhis ederek milletimizin gen haritasını çıkaran toplum mühendisleri, vakti ve zamanı gelince bu duyguları suistimal ederek siyasi, adli, mülki ve ya paye peşinde olan zaaf fakirlerini kızaklarına çekip, gafilce avlarlar. Kurdukları tuzaklarla Rabblerine kul olmak için yaratılan insanı kendilerine kul ve köle haline getirirler.
 
Bu zavallılar, bir verip beş alacaklarını bununla da rahat bir hayata ereceklerini sanarak, Kur’an’i emirlere sırtlarını döner ve tercihlerini bu illüzyonistler lehinde kullanırlar. Elde ettikleri makamları sabit, taviz üstüne taviz vererek ulaştıkları şan ve şöhreti daim  zannederler. Sistem bu hasta tipleri zamanla öyle bir hale getirir ki, onlar kendi yemeğini kaşıklarken bile, sürekli gözleri başkalarının tabağında olduğundan boğazından aşağıya giden nimetlerin tadına varamayacak kadar zavallı hale düşürür. Bu hasta ruhlar zamanla vicdani duygu ve düşüncelerini de kaybederek sofra ile tuvalet arasında sıkışan bir hayatın müdavimi haline gelirler.
 
Bu tip insanların çoğaldığı toplumlarda, adeta ganimetten pay almak için lider görünümlü bir sürü siyasi ve gayri siyasi toptancılar sahneye çıkar. Bu tipler tarafından yönetilen toplumlar zamanla duyarsızlaşarak, güdülmeye hazır sürüler haline gelerek, tevekkül sahibi olan Yüce Allah (cc)’ı unutarak, makam-mansıp, köşe-bucak kapma yarışına girerek dünyada kula kulluk devrinin de  hüküm sürmesine vesile olurlar.
 
Halbu ki,‘’ İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.’’  Kula kulluk yapmanın, Allah’ı unutarak harama, yalana, iftiraya, zulme yaslananın; kuvveti Hakta değil halkta görenlerin o gün nelerle karşılaşacağını göstermesi bakımından İbrahim suresinde anlatılan gerçekler dikkate şayandır. Bu surede, Allah’ı unutup, kula kul olanların, mazluma ve mağdura kükreyip, zalime kuyruk sallayan softaların durumu ibretvari bir şekilde anlatılmaktadır.
 
Dikkat Çeken O ayetler
‘’ Hepsi Allah’ın huzuruna çıkacaklar; zayıflar, büyüklük taslamış olanlara; ‘’Biz size uymuştuk, sizin her dediğinizi yapmıştık, her şeye gücünüzün yeteceğini söylüyordunuz, şimdi siz Allah’ın azabından küçücük bir şeyi bizden savabilir misiniz?’  Ötekiler şöyle cevap verecekler: ‘Allah bizi doğru yola iletmiş olsaydı biz de sizi iletirdik….’’ ( İbrahim suresi 21) diyecekler.
Bu ayetin tefsirinde; ‘’ Özellikle dünyada iradelerini liderlerinin istekleri doğrultusunda kullanmış olan güçsüz kimseler, ahirette gerçeklerle karşılaştıklarında aldatılmış olduklarını anlayacaklar ve dünyada kendilerine uydukları için bu duruma düştüklerini söyleyerek önderlerini kınayacaklar.’’ (Diyanet Yayınları Kur’an Yolu ve Türkçe  Tefsiri III, 313 )
 
Dünyada her şeye gücü yettiğini zannedip  adil olmayanlara, bir çıkar uğruna  insanlara zulmedenlere  gelince; ‘’ Ahirette tabilerin kınamalarına maruz kalan liderler, dünyada iken hem kendilerini hem de tabilerini aldatmış olduklarını anlayınca,  ‘Allah bizi doğru yola iletmiş olsaydı biz de sizi iletirdik’ diyerek özür dilemeye çalışacaklar’’(Diyanet Yayınları Kur’an Yolu ve Türkçe  Tefsiri III 313-314)
 
Ayrıca bu ayette dikkat çeken başka bir ayrıntı daha vardır. ‘’ Sosyal statü , ekonomik imkan gibi yönlerden güçlü ve etkin durumda bulunanların, bu özelliklerine paralel sorumluluklarının da bulunduğunu hatırlatması yanında şartları ve konumları itibariyle zayıf olanların da önder ve rehberlerini seçmekte, onlara uymakta akıllı ve dikkatli hareket etmeleri hususunda herkesi uyarmaktadır.’’ (Diyanet Yayınları Kur’an Yolu ve Türkçe  Tefsiri III 313-314)

Orada da Münakaşa..
Onlar, dünyada olduğu gibi orada da kendileriyle münakaşaya girdikleri bir anda,‘’ Hesaplar görülüp iş tamamlanınca akıl hocaları şeytan ortaya atılarak: ‘Allah size doğru bir vaadde bulundu. Ben de size bir şeyler vaad ettim, ama sözümden caydım. ( Zaten benim yalancı olduğumu Allah size kur’anında söylemişti. Bana uymanızın sonucunda neler olacağını daha dünyada iken biliyordunuz. Şu halinize bakın. Siz, benim düşündüğümden daha da aptalmışsınız! Rabbinizin vaadinden dönmeyeceğini bilemeyecek kadar aptal) Doğrusu, benim size istediğimi yaptıracak bir gücüm de yoktu. Sadece ben sizi dâvet ettim, siz de çağrımı kabul ettiniz. ( Allah’ın vaadini bırakıp develerin suya koşması gibi bana koştunuz. )
 
'' O halde beni ayıplamayın, kendi kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben, sizin daha önce beni Allah'a şerik yapmanızı da reddetmiştim.” ( Ben zaten size beni Allah’a ortak koşun diye de bir şey demedim. Zaten ben buna da karşı idim! Siz dünyalıklara dalarken, size geniş hazinesinden nimet vereni unutup, dünyalık vaadlerle sizleri kandıranlara sığındınız. Peşin olan dünya ücretini  ahretteki nimetlere tercih ettiniz.) Elbette, böyle zalimlerin hakkı gayet acı bir azaptır. (İbrahim suresi 22)