Yeryüzünün İlk Fesatçıları
Kenan Güzel

Kenan Güzel

[email protected]

Yeryüzünün İlk Fesatçıları

12 Şubat 2021 - 11:41

İnsanlık Aleminin İlk Sultanı – 1 -
                       
 Hz. Adem (ra)’den Önce Nasıl Bir Hayat Vardı
 

Hz. Adem (sa) yaratılmadan çok önce yeryüzünde hayat çoktan başlamıştı. Hayati varlık olarak meleklerden de önce bitkiler, hayvanlar yaratılmıştı. Bunlar, yaratılacak insan için zemin hazırlayacak ve yaşamasını kolaylaştıracaktı.
 
Yüce Allah, Hz. Adem’den evvel yeryüzünü cin tayfalarına tahsis etmişti. Abdullah İbn Ömer (ra); ‘’ Canoğulları diye anılan cinler, Adem (as)’ın yaratılmasından iki bin sene evvel yeryüzünde idiler. Yeryüzünü fitne ve fesada vermek suretiyle bozdukları ve kanlar döküp cinayetler işledikleri için, Allah (cc) onlara karşı meleklerden teşekkül bir ordu gönderdi. Melekler tarafından iyice hırpalanan bu fesatçılar denizlerdeki adalara sığınmak suretiyle canlarını kurtarabildiler. Bunun üzerine Allah, meleklere; ‘Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım… ‘’ dedi.
 
Başka bir rivayette ise İbn-i Abbas’tan; ‘’ İnsan çamurdan yaratıldı. Yeryüzünde ilk önce cinler yaşarlardı. Onlar arzda kanlar akıtıp, birbirlerini öldürdüler. Allah, onlara İblis’in komutasında meleklerden askerler gönderdi. İblis ile onun komutası altında bulunanlar, öteki cinlerle savaşarak, onları denizleredeki adalara ve dağların etrafına sürdüler.
Bu zaferi kazandıktan sonra İblis’in kalbine gurur doğdu ve; ‘’Ben, kimsenin yapmadığu bir işi başardım ‘’ diye övündü. Allah onun kalbinde doğan bu gururu bildi. İblis’in yanındaki melekler bunu bilmiyorlardı. Yüce Allah, İblis’in yanında bulunanlara; ‘Sen, bizim kendilerini tenkite memur edindiğimiz cinlerin yaptığı gibi orada fesat çıkaracak ve kanlar dökecek birini mi yaratacaksın’ dediler…’’ ( Taberi,Tefsir,I,195-214;Tarih,I/1,107-112;)

Eşref-i mahluk olan İnsan daha dünyaya gelmeden önce yeryüzünün idaresi ve Allah’a kulluk vazifesi ruhani varlılar olan cinlere verilmişti. Mevlamız, bir imtahan vesilesi olarak onları da kullukla vazifelendirmiş, kendisini tanımaları ve ibadet etmeleri husunda imtahana tabi tutmuştu. Fakat, kulluk vazifesi ve Allah’ın merhameti zamanla cinleri şımartmış, kendini beğenme, gururlanma hissi onları da kazanma kuşağında kaybettirmişti.
 
Zamanla kulluğun bir imtihan olduğunu unutan cinler, Allah’ın emirlerine ve kulluk kaidelerine aykırı hareket etmeye başladı. Yaşadıkları tertemiz atmosferi kirletip, kulluğun duvarlarını aşarak fesat çıkarmaya başladılar. Yartılışın ilk fesatçıları, bozguncuları ünvanına kavuşan cinler, daha sonraları da Allah’ın onlara bahşettiği yeryüzü mirasından da mahrum edildiler. Evet, Yüce Allah, boyunduruğu cinlerin elinden almış, onu kaldıracak, kulluğu tekrar ikame ettirecek yeni bir yaratılışa zemin hazırlamıştı.  
 
Yüce Allah (cc), kendilerine nimet verdiği ve yeryüzünün mirasçısı olarak görevlendirdiği cinler, büyük bir imtahanı kaybediyordu. Onlar da verilen nimetler karşısında şımarıyor, çile ve ızdırapların saflaştıramadığı kıymetsiz bir metaa dönüşüyordu. Böylelikle, Rabbin rızası kendilerinden alınıyordu.
 
Kainatın Sultanı Yüce Yaratıcı, hikmet ve merhameti gereği melekleriyle bir istişare yapma gereği duyuyordu. Nihayet Yüce Dergah’tan meleklere acil koduyla toplanma emri gönderilir. Melekler bu emir gereği Yüce huzurda toplanırlar. Rabb’leri yaratış ve kulluğun en büyük projesini onların görüşlerine sunar.  ‘’Hani Rabbin, Meleklere: 'Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti. Onlar da: 'Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin?' dediler. (Allah:) 'Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim' dedi. Yüce Allah bu ayette, aynı zamanda istişarenin önemini ve bunun kullukta ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyuyordu.

Evet, kainat daha önce hiç görmedi  bir yaratılışa sahit olmak için sabırsızlıkla beklemeye başladı. 
 
Yazımızın devamı:
Hz. Adem (as)’in yaratılış toprağı kim tarafından nereden getirildi.