UTANÇ DUVARI!!!
Kerim Aral

Kerim Aral

YER'Lİ YAZILAR

UTANÇ DUVARI!!!

22 Haziran 2022 - 10:52

Bir dilin usûlünü, belâgatini ve etimolojisini yeterince bilmediği gibi anlama zahmetinde de bulunmayan birinin, o dil hakkında kanaat belirtmesi, olumlu ya da olumsuz yargıda bulunması bir "hödüklük" durumu değil de nedir?
Hödüklük de sınır tanımayan birinin, dilini bilmediği bir medeniyet hakkında "ileri geri" konuşmasını ciddiye alan birinin durumu var bir de!
Bunları ciddiye alanların yekûnü, bir de memlekette sanat ve kültürde "entellik" duyarı kasar olmuşsa, vay ki vay halimize!
Koskoca profesör Ortaçağ'ın bütün "batılı bilim adamlarını!" ezberleyip hatmetmiş ama "doğudan" zerre miskal haberi yok. Osmanlı'yı adamdan saymıyor, Endülüs'ün haritadaki yerinden bile habersiz, "Haçlılar" desen başını kuma gömer, sonra avazı çıktığı kadar "İslam bizi geri bıraktı" diye höykürür!

Bu durum, patolojik olarak "sınıfsal bir olguya" dönüşmüş bir paradigmadır da aynı zamanda...
Bu mütegallibe sınıfı her ne yaparsa yapsın, yine de kendi medeniyetine dair bütün izleri hayatından silip atmadan "intelijensiyaya" dahil olamıyor.
Zaten okudukları koca koca "okullarda", yeterince utanç duyup ezik olmalarını sağlayan! bir maziden geldikleri için, yılların biriktirdiği bu eziklikle batıya eklemlenebilmek için Doğunun bütün "utanç duvarlarından" (Yahu Batı'da değil miydi bu) sıyrılmayı marifet bilmektedirler.

Düşünsenize İngilizce, Fransızca ve İtalyanca öğrenebilmek için varınızı yoğunuzu ortaya koyuyor, Arapça ve Farsça'dan "bilim" adına kaçınıyor, kutsal bilim adına ve aşkına da "medeniyet" iddialarınızdan vazgeçebiliyorsunuz.

Karşı dili her türlü inceliğiyle, üstelik içindeki "ince ideolojik nüansları da arasına eklemlenmiş olarak" öğrenirken, kendi dilinizden ise kompleksle karışık utanç duyuyorsunuz. Bunca yıl biriken edebiyatınızdan, belagatinizden, kültür ve felsefenizden savaşta galip geldiğiniz "düşmana benzemek adına” vazgeçiyorsunuz.
O din, dil ve medeniyetin coşkun desteğiyle kazandığınız savaştan sonra, bir anda “geri kalmışlık diye bir şey uydurup” bizi geri bırakıyor diye tarihinizden vazgeçiyorsunuz…

Sizin bu bölünmüş kişiliğinizin kalbinizde ördüğü bariyerler ise, bir ömür boyu yakanızı bırakmıyor.
Yakın ya da uzak geçmişe dair merak edip başınızı kaldırsanız, hemen her yerinde tarihin ayan beyan yüzünüze gülümsediği toprakları tanımak için "ünlü oryantalistlerin" eserlerine bakmayı yeğler, mümkünse bunu bir de "orijinal dilinden" öğrenmeye çalışırsınız!

Üstelik bütün çıplaklığıyla Bağdat, Şam, Halep ve Kudüs gözlerinizin önünde yakılıp yıkılırken, bunun sorumluluğunu da yine İslâm'a ve müslümanlara mal edersiniz.

Şimdi söyleyin hele, tarihte böyle bir yenilgiden daha vahim bir yenilgi var mıdır; varsa bilen lütfen söylesin de biz de bilelim!

Gerçekten!!!