ÇOBAN İBRAAM İLE ASİYE ABLASININ KAVUŞMA HİKÂYESİ
Levent Aktaş

Levent Aktaş

Ulubey'in Sesi

ÇOBAN İBRAAM İLE ASİYE ABLASININ KAVUŞMA HİKÂYESİ

12 Ocak 2021 - 18:07


Bir önce yayınladığım hikâyeden hatırlayacağınız gibi; 1917 yılında seferberlik zamanı anneleri vefat edince, babaları Asiye ve İbrahim’i de yanına alıp Trabzon dan batıya göç ederlerken, yolda yakalandıkları sel felaketinde Asiye kaybolmuştu. İbrahim Ulubey’e gelirken Asiye de diğer göçerlerle Samsuna gitmişti.
Asiye Samsun’un Çakallı beldesine kadar gider göçerlerle. Orada Trabzon da iken yeni evlendiği bir ayağı aksak olduğu için kendisine Topal Ahmet lakabı takılan Ahmet Özcan beyle yaşamaya Asiye Özcan olarak devam eder. Bu evlilikten 8 çocukları olur. Evine gelen herkesi yedirip içirip doyururmuş Asiye hanım. Bu yüzden kendisine Trabzon da iken aynı karakterde olan Holli Ana nın lakabı takılır. Çakallı da Holli Ana olarak tanınır.
Asiye zaman zaman Trabzon’a tanıdıklarını ziyarete gider. Geçmiş vakit rahmetli babası göç etmeden önce orada bir arsa satar. Eski komşulardan ikisi bu arsa benimdir diye tartışırlar. Ve bir tanesi kalkar Samsuna kadar gider Asiye’yi bulur ve yeri kendisine vermesini ister. Asiye hanım bunu kabul etmez yerin parasını aldık yedik biz sana tekrar nasıl verebilirim der ve eski komşusunu geri çevirir.
Ulubey de yaşayan İbrahim bir gün Trabzon’a gidip eski akrabalarını ziyaret eder. Orada geçen konuşmalar esnasında Samsuna arsa istemeye giden komşusu İbrahim’e ablası Asiye’nin Samsunun Çakallı beldesinde yaşadığını, sağ olduğunu, maddi durumunun çok iyi olduğunu, çocukları gelinleri olduğunu söyler. İbrahim’in yüreği yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlar gözlerinden yaşlar dökülür. Hemen Ulubey’e geri döner. Alime Ebe’ye olanları anlatır ve ablasına gitmek için yol hazırlıklarına başlar.
Öyle ya 33 yıldır bu dünyada yalnız olduğunu kabul edip, öldüğünü sandığı ablasının hayatta olduğunu öğrenip de durmak olur mu? Alime ebe’ye çocukları emanet eder, ne kadar zaman da gider gelirim bilinmez der ve helallik alıp yayan yola çıkar. İki hafta da varır Samsunun Kavak ilçesine. Orada birilerine Çakallı dan Topal Ahmet’in Karısı Asiye’yi nasıl bulurum diye adres sorar. Kadının birisi onu tanıdığını söyler ve yanına birini katarak Asiye’nin oğlu olan Osman’ın Çakallı da işlettiği değirmene yollar İbrahim’i. İbrahim yeğeni olan Osman ile tanışınca heyecanlanır elleri titrer gözünden yaşlar dökülmeye başlar.
Asiye çocuklarına hep kaybettiği dayıları İbrahim’i anlatırmış. Aralarında geçen bir de olay vardır. (Asiye kardeşi İbrahim’i derede yıkarken İbrahim ablasına taş atarmış. Birde küçükken İbrahim’i horoz kovalamış ve kafasını gagalamış İbrahim’in.)
İşte İbrahim bu olayı anlatır yeğenine. Ama yeğeni dayısının nüfus kâğıdını ister inanmak için. (Zira daha önce birileri gelip dayısı olduğunu söyler alıp eve götürünce evlerini soyup kaçar.) Kimliğe bakan Osman, İbrahim’in dayısı olduğunu anlayınca sarılır dayısına, dayı hadi gel eve gidelim der.
Köye varırlar köyün ileri gelenleri köy meydanında otuyorlar. İbrahim eniştesi olan Topal Ahmet’i tanır hemen gider elini öper. Bu arada Osman anasına gider sana kardeşini getirdim der. Fakat Asiye ana inanmaz oğluna.
-33 sene geçmiş aradan bu zaman kadar kardeş mi kalır oğlum? Der.
Fakat yine de yüreği dayanamaz kapının aralığından bakar dışarı kimdir gelen diye.
Oğluna;
-Habu gelen adam ne kadar da babama benziyor der.
İbrahim kapıya gelir;
-Abla aç kapıyı kardeşinim ben senin diye seslenir ve o ablasının çocuklarına anlattığı eski anıları anlatır kapının dışından.
Asiye anıları duyunca açar kapıyı ağlayarak sarılır kardeşinin boynuna. Tüm köy gözyaşlarına boğulur. Üç gün hiç yemeden içmeden sadece kaybettikleri 33 yıl da neler yaptıklarını anlatırlar birbirlerine. Hasret giderirler abla kardeş.
İki ay sonra İbrahim Ulubey’e geri döner olanları anlatır Alime ebe’ye. Aradan geçen yıllarda gider gelir görüşürler ve iki kızlarını Asiye hanımın İki oğlu ile evlendirip dünür de olurlar.
Bu yaşanmış hikâyenin kahramanı olan Asiye hala ve İbrahim dedeye Allahtan rahmet diliyor, yine yeğenleri Talât Pamuk abinin kavuşmaları adına yazdığı şiiri yazının altına bırakıyorum. Mekânları cennet olsun inşallah.
Saygı ve özlemle
Levent Aktaş
12.01.2021
 
-------------------------------------------
 
BULUŞMA
Bacım sağmış Çakallı’da,
Ben bir çığlık atmaz mıyım?
Aklım fikrim kaldı onda,
Arayıp da bulmaz mıyım?
******
Yeşil iken kuru oldum.
Fırtınada ben kayboldum.
Ablam seni şimdi buldum.
Ben yanın da kalmaz mıyım?
*******
Bir yarayı sarar gibi,
İpek saçı tarar gibi,
Yerde iğne arar gibi,
Bacım seni bulmaz mıyım?
********
Hasretinle yandı bağrım.
Mevlâmadır benim çağrım.
Varsın kalsın başta ağrım.
Acıları yutmaz mıyım?
*******
Levent beyi bekleyelim.
O anlatsın dinleyelim.
Duamızı söyleyelim.
Kendimi zor tutmaz mıyım?
 
Talat Pamuk 10.01.21
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Melek Demir
    2 hafta önce
    TALAT PAMUK LEVENT AKTAŞ Ağbi Emeğinize Yüreğinize kaleminize sağlık olsun dikkate alıp yazan okuyan paylaşan ve yorumlayan Herkese teşekkür eder ve saygılarımı sunarım