Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Doğa-Tarım-Çevre

ENGEL

21 Mart 2021 - 14:17

 
Özellikle Hollywood ve bir çok yerli filmde farklı numaralar çalışır.
 
Hep kazanma üzerine kurgulanan tezgah işlenir.
 
Kazanmak için çok koşmak gerektiği hedef koymak gerektiği işlenir.
 
Ancak, hedefe giden her yol mubahtır derler. 
 
Kişisel gelişim kitapları da çoğunlukla bunları işler.  
 
O fimlerde, dizilerde entrikalar işlenir. 
 
Lüks evler, arabalar gösterilir, insanlara kendilerini kötü hissetmemeleri için sürekli ayak oyunları, taktik savaşları yapıp daha fazla kazanması gerektiği bilinçaltına işlenir. 
 
Bir çok kurumda, özel veya kamu kurumu farketmez, bunların hepsi vardır.
 
Başkalarının önüne geçmek, yarışı kazanmak için kandırmak, sürekli harcamak, borçlanmak veya birilerine yakın olmak gerektiği öğrenilmiştir.
 
Şef, müdür, yönetici, daire başkanı olmak vs vs. hedeftir. 
(Hakkıyla makam,mevki sahibi olanları tenzih ederim)
 
Artık rol verilmiştir, yarış başlamıştır, sürekli başkalarının hataları, eksikleri gözlenir, izlenir, bulunca raporlanır. 
 
Raporlama (ispiyon) ne kadar büyük olursa yaranma ve bundan faydalanma, nemalanma o kadar büyüktür.
 
Yarış emekliliğe veya işten ayrılana kadar devam eder. 
 
Sonra?
 
Geriye bakarsın, borçlanmış, borçlandırılmış, hırslarından tükenmiş, tüketmiş bir yapı kalmıştır.
 
Doğa da hızlı tüketim yüzünden tükenmiştir. 
 
Bunun adına da yarış derler.  
 
Herkes yarış etmek zorunda mıdır, ille de kazanmak durumunda mıdır?
 
Kazanmak için insanlığı, doğayı talan etmek zorunda mıdır?
 
Elbette değil. 
 
Ama yarış içinde bunu hep yapıyoruz.
 
***
 
Amerika, Seattle Özel Olimpiyatlarında, hepsi fiziksel ve zihinsel engelli olan dokuz yarışmacı, 100 metre yarışı için başlama çizgisinde toplanırlar.
 
Silah sesi ile yarış başlar.
 
Hemen hepsi yarışı tamamlayacak haldedir. 
 
Parkuru bitiren herkes kazanacaktır.
 
Asfalt üzerinde tökezleyip düşerek birkaç takla atan küçük bir oğlan dışında ; oğlan düştüğü için ağlamaya başlar.
 
Diğer sekiz kişi, oğlanın ağladığını duyup yavaşlar ve arkalarına bakarlar.
 
Sonra hepsi birden geriye dönüp yürümeye başlarlar.
 
Down Sendromlu bir kız aşağı eğilip yaralı olanı öper ve “Bu senin daha iyi olmanı sağlayacak “ der. 
 
Sonra hepsi kolkola girip ve bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürürler.
 
Stadyumdaki herkes ayağa kalkar ve alkışlar dakikalar boyunca devam eder.
 
Yarış tamamlanır.
 
Herkes kazanır...
 
Şimdi iki yarışta kimler zihinsel engelli.
 
Bizler mi? 
 
Down sendromlu, zihinsel engelli çocuklar mı?
 
***
 
Bu vesile ile bugünün Down sendromu farkındalık günü olduğunu hatırlatır, bu özel çocukların kıymetli aileleri önünde saygıyla eğilirim.
 
Murat Yılmaz 

YORUMLAR

  • 0 Yorum