BİR GARİP İNSAN
Reklam
Reklam
Nuran Taydaş ÇAL

Nuran Taydaş ÇAL

Nuran Taydaş ÇAL

BİR GARİP İNSAN

12 Temmuz 2018 - 19:41

İnsan, bir yanıyla meleklerin en üst safhasına ulaşırken, diğer tarafıyla esfel-i sâfilin arasında ince bir çizgide hayatına yön verir.

Fıtratı tertemizken, nefsin türlü hilekârlığıyla buğulanan gönül penceresi, artık güzeli görmez. Merhamet damarları tamamen tıkanır. Vicdan terazisi her daim eksik tartar. Kantarı bozulmuş bir ruhun, örnek davranışlar sergilemesi elbette ki beklenemez.

Gören göz görmez, işiten kulak duymaz olur. Dil sadece çirkinlikleri söylerken, gönül denizi çöplüğe döner. Gönül bir deniz, dil ise kıyıdır ve denizde ne varsa elbet kıyıya o vurur demiyor mu Hz Mevlana…

Hayattan sürekli şikâyet eden insanları biraz incelediğinizde, ruhlarının habis urlarla kaplı olduğunu görürsünüz. Kin, nefret ve kıskançlık gibi kötü hasletler sebebiyle önü alınmaz boyuta ulaşan bu urların, insan ruhunda oluşturduğu tarif edilemez ıstırapları, birer birer dışa yansır.

Kazara bu insanlarla aynı ortamda bulunduğunuzda, ruhunuzun bir mengeneyle sıkışmış hissiyatına kapılırsınız. Daralıp, bunalırsınız. İşte böyle zamanlarda yapılabilecek en güzel hareket oradan mümkün olduğunca uzaklaşmak olacaktır.

Şükürsüzlükle devam eden bir ömrün sonuçları ne kadar mükemmel olur ki?

Zaman zaman kendimi, betonlaşmış sokaklardan doğayla buluşabileceğim mekânlara atarım. Daralan ruhumun yegâne dermanını orada bulurum. Huzuru dinlerim. Kuşların o eşsiz senfonisi eşliğinde, çiçeklerdeki esmanın yansımasını seyrederim…

Taşlı yolların, kırık dökük binaları arasında dolaşırken, o evlerde bir zamanlar yaşanan hayatları düşünürüm. Neşe ve hüzün ile kardeş olan duyguların kokuları siner o yerlere.

İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız, her tarafınız tarihtir bakmasını bilene…

Kırık mezar taşlarının altında yatanların hikâyesini merak ederim. Okuyamadığım taşların yazısında cehaletimin ağırlığını hissederim.

İnsanım işte, kimi zaman hüzünlenirim başka insanların dertlerine…

Ah sihirli bir değmeğim olsa da bir son versem tüm yaşanılan acılara diye düşünürken, haddimi ne kadar da aştığımı fark eder tövbe ederim. Sadece gücüm nispetince yapabileceklerimi idrak ederim.

Peki, neden mutsuz bu insanlar?

Bir çocuk saflığı ve masumluğunda neden kalamıyor?

Özenti ve gösteriş hırsı benliklere işlemiş, cepler isyanda…

Sanki mutluluk bir kelebek, kaçtıkça kovalanıyor. En sonunda gün akşama dönüyor tam yakaladım işte derken kelebek ömrünü tamamlıyor.

İnanmayın siz tüm bunlara, bir günden fazla yaşayan kelebekler de var bu dünyada. Yeter ki, siz mutluluğu kovaladıkça kaçan hiçbir şeye benzetmeyin.

Mutluluk, aldığınız her nefes,

Mutluluk, gören gözünüz,

Mutluluk, işiten kulağınız,

Mutluluk, sevdikleriniz,

Mutluluk, yüreğinizde taşıdığınız merhametiniz,

Mutluluk, mucizevi bir şekilde yaratılan sizsiniz.

Siz, eşrefi mahlukatsınız. Yaratılmışların en şereflisiniz. Bundan ala mutluluk olur mu, ne dersiniz?

Nuran TAYDAŞ ÇAL

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum