SERBEST PİYASA EKONOMİSİ VE FAİZ
Şinasi KARA

Şinasi KARA

Ekonomi,Tarih ve Gündeme dair

SERBEST PİYASA EKONOMİSİ VE FAİZ

18 Eylül 2020 - 00:45



Serbest piyasa ekonomisinin temel prensibi ''piyasada oluşan fiyatlara, devletin karışmaması'' dır.

Serbest piyasada mal ve hizmet fiyatları oluşur. Üretim faktörleri fiyatı da oluşur. Sermaye üretim faktörüdür. Ve sermayenin fiyatı faizdir.  Faize müdahale eden bir devlet otoritesi ''serbest piyasa   ekonomi politikası uyguluyorum'' diyemez.

Serbest piyasada faizi ''ödünç verilebilir fon arz ve talebi'' tayin eder. Bu kuralı bozacak güç bulunamadı. İdari baskılar ile  piyasa faizi düşük tutulmaya çalışıldığı zaman, ekonomide sorunlar oluşur. 

-Birinci sorun, haksız kaynak transferidir. Düşük faiz ile kredi alanlar, kamunun hakkını elinden alırlar. Zira, düşük faiz ile reel faiz arasındaki farkı devlet hazinesi öder. Devletin, düşük faiz ile kredi almayı teşvik etmesi halinde,  geniş halk kitlelerinin yarattığı satınalma gücü, küçük bir azınlığa transfer  ediliyor.

-İkincisi faizin ölçek görevi işlevine zarar vermesidir. Serbest piyasa ekonomisinde faiz, yatırım önceliğini belirler. Hangi yatırım, piyasa faizinden daha karlı ise o yatırım yapılır ve ekonomi istifade eder. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerinde faiz yasak idi. Ölçek sorun meydana geldi.. 1960 larda, ölçek sorununu çözmek için ''gölge maliyet'' diye bir prensip kurguladılar. Ama iş görmedi. Sovyetler, faizi yasak ettikleri için, kaynak israfı yüzünden geri kaldı ve yıkıldı. 

-Reel faiz sermaye akımlarının yönünü tayin eder. Serbest piyasa ekonomisini uygulayan ülkeler arasında, yüksek faiz veren ülkelere sermaye akar. Ölçü LİBOR dur. Libordan daha düşük faiz uygulayan ülkeden sermaye çıkar. Sanayi toplumunun ekonomik büyümesi ''sermaye birikimine'' bağlıdır. Sermaye kaçıran ülkeler,  sermaye dar boğazı nedeniyle yatırımları finanse edemez. Geri kalır.

-Düşük faiz para ikamesi sorunu yaratır. Para ikamesi, dolarizasyon olarak da ifade ediliyor. Vatandaş birikimlerini dolar ya da altın olarak tutuyor. Altın dolar ile ithal edildiği için, sonuç değişmiyor.  Vatandaş birikimlerini enflasyondan kaybetmek istemez. Beklenen enflasyonun altında faiz verilen ekonomilerde, vatandaş tasarrufu ile dolar satın alıyor. 

Para ikamesinin maliyeti vardır. Ülkeye giren ve tutulan her birim döviz karşılığında mal ve hizmet ihraç edilmiştir. Yabancı parasını size bedava vermez.    Cari açık varsa, bu paralar borç olarak alınmıştır.  Borç karşılığında dışarıya  faiz   ödeniyor. Dolar bankerleri, para ikamesine tutulan ülkelerden haksız para kaaznıyor.

Türkiye ekonomisini yönetenler, beklenen enflasyondan daha az faiz politikası uyguladılar. Yıllarca süren bu uygulama, ekonomide derin yaralar açtı. Ülkemizde tasarrufların yarıdan fazlası döviz tevdiat hesaplarında tutuluyor. Vatandaş, eline geçen TL'yi anında dövize dönüyor.

Tutulan her birim yabancı para karşılığında, ülke yurt dışına bedel ödüyor. 

Şinasi Kara

  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Reklam