Allah Bizi Affetsin…
Reklam
Reklam
Ümmiye YILMAZ

Ümmiye YILMAZ

Şafak Türküsü

Allah Bizi Affetsin…

22 Nisan 2019 - 12:45

Mısırda Sisi’ye karşı çıktığı darbeyi lanetlediği için birçok vatansever kadın erkek türlü bahanelerle önce işkence gördüler sonra ise çocuklarının, babalarının, eşlerinin gözleri önünde idam edildiler. Mısırın son firavunu yüzlerce Müslümanı türlü bahanelerle idam ederken bizler sadece susarak izliyoruz.

 

Önce mevcut hükümeti devirerek kendi kurallarını halka lanse etmeye çalıştılar. Sonrada pırlanta gibi gençleri türlü iftiralarla karalayarak idam ettiler. Hamile oldukları için idam edilmeleri ertelenen genç kadınlar ise ölüm günlerini beklemekteler.

 

Mısırdaki İdamlar Müslüman âleminin büyük utancıdır. Sisi cuntası tarafından gerçekleştirilen infazlar dur durak bilmiyor. İnsan haklarından bahseden ne Avrupa ne de bir türlü birlik olmayı beceremeyen İslam dünyası bu ölümler karşısında sessizliğe bürünmekte.

 

Mısırda darbeci Sisi mahkemelerinin hâkimi “suçunu itraf ettin” deyince 22 Şubatta idam edilen 9 ihvan mensubundan 23 Yaşındaki Mahmud El Ahmedi;

“Bana elektrikli işkence cihazı ver, sana yirmi tane Enver Sedat’ı öldürdüğünü itiraf ettireyim. Bize Mısır’a 20 yıl yetecek elektrik verdiler” cevabında bulunmuştu.

 

Mısırda idam edilen dokuz gençten biri olan ve herkesin mahkemede eşinin ona kızlarının dişinin çıktığını el işareti ile anlattığı adam olarak tanınan Ahmet Taha Vahdan ise küçük kızı Leylaya bıraktığı mektup ve mahkeme salonundaki o resimleri kaldı.

 

Ahmet Taha Vahdan’ın kızına yazdığı mektupta;

“Babasının sevgilisi, biricik kızım. Şunu bil ki baban hiçbir suç işlemedi. Benim derdim seni korumak ve seni koruyacak bir vatan bırakmaktı. Büyük bir hapishane değil. Sana son kez sarılamadığım ve öpemediğim için beni affet. Seni veda ve ayrılıkların olmadığı cennetin kapısında bekleyeceğim. Kıymetlim benim. Seni seviyorum.”

Atatürk havaalanından Mısıra gönderilen Muhammed Abdulhafız’ın ise dün mahkemeye çıkarıldığı lakin gözlerinin görmediğini işkence sebebiyle ve akli melekelerini yitirdiği belirtildi. Mısır hükümetinin savcılarının karşısında hiçbir soru gelmeden bütün suçlamaları kabul eden Abdulhafızı 17 Ocakta Somali’den geldiği uçaktan direk ters kelepçeyle Mısıra teslim etmiştik.

25 yaşında ve mühendislik fakültesinde öğrenci olan Ahmet el Decvi 60 gün boyunca Akrap hapishanesinde işkence görüyordu. Gereken tıbbi müdahale yapılmadı. Zaten 20 Şubat günüde idam edildi. Ondan kalan ise zindan da babasına yazmış olduğu paslı bir mektup diyebiliriz.

Ölümler devam ediyor. Tuhaf bahanelerle bu idamlar hepimiz çok iyi biliyoruz ki devam edecektir. Nasıl ki Mursi yi görevden alıp hapishanelerinde işkencelerine devam ettikleri gibi. Sisi’den öncede Mısırda Firavunlar zulümlerine devam ettiler.

Bu hak ile batılın kavgasıdır. İman ve küfrün arasındaki davadır. Her insanın yaşama hakkı olduğunu ve bunun kimsenin engel olamayacağını sadece adetten haykıran bir dünyada özellikle susan Müslümanları ve elinden hiçbir şey gelmeyen, sadece buğuz eden, üzülen, bizleri de Allah affetsin diyebiliyorum.

Bir zamanlar üç kıta yedi iklime hükmediyorduk. Şimdi Fatih Sultan Mehmet olsaydı şimdi Yavuz Sultan Selim olsaydı, şimdi Kanuni Sultan Süleyman olsaydı, Mısırda bu idamlar olur muydu diye düşünmeden edemiyor insan. Güçlü olmadıkça da biz Müslümanların ne huzur bulabileceği ne de zulümlerin biteceği bir yaşam süre bilebileceği kesin bir gerçek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum