Uçurtmanın Kanadına Taktım Seni!
Ümmiye YILMAZ

Ümmiye YILMAZ

Şafak Türküsü

Uçurtmanın Kanadına Taktım Seni!

09 Ekim 2020 - 11:21

 

Belki bıraktığın yerde olabilirim, ama asla bıraktığın gibi değilim. William GoldingHavadaki bulutlar, bugün bana daha mutlu bakıyorlar. Oysa ben yürüdüğüm yoldaki kaldırım taşlarını sayamayacak kadar hüzünlüyüm.

Sinir bozucu bir sevinçleri var etrafa saçılan kuru yaprakların. Onlar değiller sanki az önce kuru dalların üstündeki tahtlarını terk edenler. Her giden kadar kalanlarda zamanla değişiyor. Kısaca ne diyor yazar "Belki bıraktığın yerde olabilirim ama asla bıraktığın gibi değilim."Bıraktığın gibi durmuyor bu şehir, tanıdık yüzler kaybolmuş.

Uzun uzadıya çarşaf gibi serilen caddelerde rastgele selamlar savrulmuyor. Yusuf Hayaloğlu az ötede " Ah ulan rıza "şiirini okumuyor. Rüzgârlı bir akşam vakti yıldızlar uçuşmuyor. Kanatlarını çırpıştırmıyor ulu orta gökyüzü ve geride kalan hiç bir şey gibi bıraktığın yerde artık durmuyorum.Sen güçlü esen asi bir rüzgârsın, estiğinde dallarım kırılıyor.

O nedenle senden uzak kalmam gerektiğini biliyorum. Gitmekle kalmak arasındaki belirsiz çizgide yol almak en zoru olsa gerek. Kalanın acılarımı, yoksa gidenin anılarımı insanı üzüntüden kıvrandırıyor? Birkaç depresif hikâyenin içindeki paragrafın bozuk imlaları gibi yan yana durmamak belki en güzeli...

Nereye_Neden bu gidiş? Oysa tek ayaküstünde yürümeye çalışan bir kız çocuğunun yorgunluğunu sırtıma yük etmişken hep yok oluyorsun. Ne garip okuduğum kitaplardaki tüm hayali kahramanların yerini sen alıyordun. Çatlak bir aynadaki kırıklardan izlediğim bir silüetden ötesi yok sende. Onlar gibi soğuksun, onlar kadar acımasız ve onlar kadar keskin.Parmak uçlarıma kadar canım acıyor.

Tepeden tırnağa köhne bir vazgeçmişliğin gölgesine sığındım. Ne tuhaf benden uzak bir yalnızlıkta olmadığın gibi benimle olan bir hayatı da paylaşmıyorsun. Birbirine kızgın çocukların öç alma hikâyeleri gibi hayatın hengâmesinde savrulup duruyoruz. Her zaman ki gibi suçlu ben haklı sen oluyorsun! Özgürlüğünü seviyorsun.
Mavinin en yalın anlatımında buluşuyoruz. İkimizde biliyoruz ki ne bu daimi bir karşılaşma ne de daimi bir buluşma. Hep sonunda ayrılık oluyor. Siyahî bir ayrılığımız var. İkimize de Hayırlı olsun! Nur topu gibi bir ayrılık bizi bağlıyor.Benim kalemim kadar keskin sözlerin. Her bir cümlenle benim vücudumda kesikler oluşuyor.
Her attığın kesikten kan değil gözyaşı dökülüyor. Öyle öfkelisin ki sevmekten, sevilmekten ve yeterince sevememekten. Bazen beni bile tanımıyorsun.Yabancılaşıyoruz birbirimize. Oysa insan zamanla yabancılaşmaz derlerdi. Bütün olamayan bölük börcük bir hatayı bölüşüyoruz. Bunun da kıyısını sana veriyorum. Ömrümün ve yüreğimin kıyısını sana verdiğim gibi...

Yeşil çimlerin üzerinde koşan çocukları gördüm. Bir kaçı sana bir kaçı bana benziyorlardı. Yanlarına uzandım ve Uçurtmanın kanadına taktım seni. Yabancılıktan, tanınmazlığa doğru yol alıyorum. Seni ebediyen özgür bırakıyorum.

  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Reklam