Ali Babacan: “Yeni uygulama, TL’nin artık bir güven unsuru olmadığının itirafıdır”

DEVA Lideri Babacan, “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulamasının bu milleti, torunlarına kadar borca batırma planı olduğunu söyledi. Babacan, “Şu anda Türk Lirası’nın artık bir güven unsuru olmadığını itiraf eden bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu, kendi ekonomisine güveni Amerikan parasıyla sağlamaya çalışan bir yönetim zihniyetidir.” dedi.

Ali Babacan: “Yeni uygulama, TL’nin artık bir güven unsuru olmadığının itirafıdır”

DEVA Lideri Babacan, “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulamasının bu milleti, torunlarına kadar borca batırma planı olduğunu söyledi. Babacan, “Şu anda Türk Lirası’nın artık bir güven unsuru olmadığını itiraf eden bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu, kendi ekonomisine güveni Amerikan parasıyla sağlamaya çalışan bir yönetim zihniyetidir.” dedi.

Ali Babacan: “Yeni uygulama, TL’nin artık bir güven unsuru olmadığının itirafıdır”
23 Aralık 2021 - 17:26

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, haftalık değerlendirme toplantısında gündemi değerlendirdi.

Ali Babacan, geçen haftaki toplantıda, inatla, ısrarla hatalı kararlar alan iktidarı önceden uyarma vazifesini yerine getirdiğini, “Hükümetin iç piyasada dövize endeksli borçlanmak için hazırlandıklarını duyuyoruz. Bir ülkenin Hazinesi, kendi vatandaşına el alemin para birimiyle borçlanır mı? Yerlilik, millîlik bu değildir.” dediğini hatırlattı.

“Uygulama, bu milleti, torunlarına kadar borca batırma planıdır”

Hükümetin kulaklarının bu tür uyarılara karşı sağır olduğunu ifade eden Babacan, “İnanın ne yaptıklarını bilmiyorlar.” dedi.

“Kur Korumalı Türk Lirası Vadeli Mevduat” uygulamasını değerlendiren Babacan, döviz kurunun düşük seviyelerde olmasının iyi bir şey olduğunu ancak önce bu uygulamanın adını doğru koymak gerektiğini söyledi. Bu yeni uygulamanın adının ‘Bu milleti, torunlarına kadar borca batırma planı’ olduğunu ifade eden Babacan, bu planın ne anlam geldiğini şöyle açıkladı:

“Şu anda iktidar, mevduat sahibi olan, servet sahibi olan bir kesime diyor ki, ‘Gidip dolar almayın. Parayı banka hesabında Türk Lirası olarak tutun. Dolar ne kadar artarsa, o farkı biz size vereceğiz.’ Tablo bu. Peki, o farkı nereden verecekler? Hazinenin veya Merkez Bankasının kasasından verecekler. Yani bu milletten toplanan vergilerden o kur farkını ödeyecekler.
Diyor ki, ‘Aynı döviz almışsınız gibi olacak. Hiçbir şey değişmeyecek. Kur ne kadar artarsa artsın, aradaki farkı biz size aktaracağız.’ Model bu. Türk Lirası’nın artık bir güven unsuru olmadığını itiraf eden bir yönetimle şu anda karşı karşıyayız. Kendi ekonomisine güveni Amerikan parasıyla sağlamaya çalışan bir yönetim zihniyetidir bu bakın.
Her şeyi dolara, dövize bağlıyor. Bu ülkenin Hazinesini, Merkez Bankasını, kendi vatandaşına döviz kuruna bağlı bir biçimde borçlandırarak yarınlara ipotek koyan bir gözü dönmüşlüktür, aynı zamanda bir çaresizliktir. Hazine, Merkez Bankası ne demek? Bu kurumlar ne demek? Sizlerin, bizlerin, hepimizin ödediği vergiler demek. Hazine, Merkez Bankası ne demek? Çocuklarımızın, torunlarımızın bile alın teri demek. Gelecek nesillerin ödeyeceği borç demek. Olay bundan ibaret.”

www.tv5.com.tr


YORUMLAR

  • 0 Yorum