Reklam

BAŞTA YSK OLMAK ÜZERE; İL ve İLÇE SEÇİM KURULLARINI; SEÇİM YASALARI GEREĞİ GÖREVE ......

Sn Turan Ateş bey 'in "BAŞTA YSK OLMAK ÜZERE; İL ve İLÇE SEÇİM KURULLARINI; SEÇİM YASALARI GEREĞİ GÖREVE ......"başlıklı makalesini sız değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

BAŞTA YSK OLMAK ÜZERE; İL ve İLÇE SEÇİM KURULLARINI; SEÇİM YASALARI GEREĞİ GÖREVE ......

Sn Turan Ateş bey 'in "BAŞTA YSK OLMAK ÜZERE; İL ve İLÇE SEÇİM KURULLARINI; SEÇİM YASALARI GEREĞİ GÖREVE ......"başlıklı makalesini sız değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

BAŞTA YSK OLMAK ÜZERE; İL ve İLÇE SEÇİM KURULLARINI; SEÇİM YASALARI GEREĞİ GÖREVE ......
24 Nisan 2023 - 01:13



     Medya Haberi....Ne denli doğrudur? Bilmiyorum....
    ANCAK; TÜM SEÇİM HAKİMLERİ; SİYASİLERİ VE SEÇMENLERİ, SEÇİM SÜRECİ İÇİNDE YAPILMAMASI GEREKEN ETKİNLİKLERİ BİLDİRMİŞLERDİR.
     SİYASİ PARTİ GÖREVLİLERİDE BU ETKİNLİKLERDEN HANGİLERİNİN  YAPILMAYACAĞINI BİLİRLER ve BİLMELERİ DE GEREKİR.

    Cuma Günü bir Camimizde; SİYASİLERİN  SEÇİM PROPOĞANDASI  
YAPMASI...
     Şu anda; Ülkemiz CUMHURBAŞKANI ve TBMM ÜYELERİNİN SEÇİMİ Süreci içindedir.
     Siyasi Partilerin Yöneticileri, ADAYLARI ve TARAFTARLARI....Hatta Seçmen Yurttaşlar dahil; Devletin Kurumlarına ve Birimlerine veya O kurumların Yakın Çevrelerinde SİYASİ Amaçlı konuşup-demeç veremezler...Yani PROPOĞANDA Yapamazlar...DİNİ Mabetlerle de ilgili  özel düzenlemeler var Yasada...
     İktidar- Muhalefet fark  etmez. DERHAL Gereği yapılır...
     Dini Mabetler dahil; Okullar ve Devletin Kurumları Önlerine ve civarlarına da; Siyasi Aday ve Siyasi Parti Afişli Araçlar Park edilemez.
 Derhal  çekilir ve gereken müeyyide uygulanır...
      Bu Görev; İlçelerde KAYMAKAMIN, İLLERDE VALİNİN....Ülke Genelinde İÇİŞLERİ BAKANININ....Ve dolayısıyla EMNİYET Birimlerinin....
      Önceki Anayasadaki Düzenlemeye göre; Seçim Sürecinde İÇ İŞLERİ-ADALET - ULAŞTIRMA BAKANI görevden çekilir ve bu süreçte Tarafsızlardan ve de genellikle de Bürokratlardan BAKANLAR Ataması yapılırdı.
     Bu Düzenleme kaldırıldı. Önceki Kuralın Uygulanması da ETİK olarak uygulanabilirdi. YSK.nın Kararına da gerek duyulmayabilirdi.
      Haber doğruysa; Cami Bahçesinde Cuma Namazında İmam dahil; Siyasi Propoğanda içerikli İbadet yapılmış...
      CAMİ ye Tanrının Huzuruna; Dinin Kuralları gereği gidilir ve ibadet yapılır. Kimsenin lehinde ve aleyhinde de konuşulmaz...
      Devletin Kurumlarına ve İbadethanelere ve özelliklede OKULLARA; Siyasi giysilerle girilmez...
       Ben Seçim Hakimliği yaptığım süreçlerde; bu Konuda; SİYASİ Partileri, Adayları ve Seçmenleri hep yazılı bildirilerle ve Belediye Hoporlerinde de uyarılar  yaptırırdım. MÜFTÜ Beyi de bu Konuda uyarır ve İmamlarımızın bu konuda duyarlı olmalarını talep ederdim.
     Demokrasiyi özümsemiş ve saygın ADAYLAR...KİŞİLER...Siyasi Parti Yöneticileri, Devletin Kurumlarına bu seçim Sürecinde girerlerken Rozet ve benzeri  işaretleri üzerlerinde çıkarırlardı...
     XXXXX
  Bugünlerde Siyaset ve Siyasetçiler hoş görülmeyecek görüntüler oluşturmaktadırlar. Bu görüntüler; fayda değil,  zarar getirir yaratana...
   Bazı Liderler; Bayramı DEPREM Bölgesinde  geçirdiler...Olumlu bir ziyaret...Ancak oluşan ve oluşturulan  görüntüler hoş değil...
        Depremi Yaşayan Bölge Halkı on yıl geçmeden  bu sıkıntıları atamazlar ve de normal olan bir Yaşama da dönemezler...
       Artık Depremin  Yaralarının sarılması gerekir.
     Seçim Sürecinde; Siyasiler depremi ve depremin bıraktığı sarsıntılarla Siyaset yapmaktadırlar. Deprem ve depremzede Halk üzerinde  siyasi  görüntüler oluşturulmaktadır.
     Deprem sonrası ; Depremzede Halkın  her türlü desteğe ihtiyaçları vardır.
     Siyasilerin birlik ve beraberlik içinde olarak; DEPREM Bölgelerine gitmeleri gerekirdi. Depremzede Halkın beklentisi de bu olsa gerek...Devleti ve Muhalefeti bir bütün olarak yanında görmek ister...
     Bu tür yaklaşımlar; Halka ve Demokrasiye de her zaman zarar vermiştir ve vermektedir.
       xxxxxxxxxx
    Ama; Yaklaşan bir İSTANBUL DEPREMİ Var....Artık; İstanbul Halkı yanında Ülke  Büyük  İstanbul DEPREMİNE Endekslendi.
    Beklenen  İstanbul DEPREMİ; çok büyük zararlar verecektir.
   Önlemler alınamıyor...Öncelikle Halkımız; DEPREM  ile  Beraber Yaşamaya ve Deprem ile Arkadaş olmaya yönelik EĞİTİM Verilmedi..
 Deprem ile Arkadaş olarak Yaşamanın Kurumları Oluşturulup; kuralları da Halkımıza  öğretilmedi....
     DEMOKRASİ; kendin gibi düşünmeyenlere  tahammül, Onlarla uyum ve gerektiğinde İŞBİRLİĞİDİR.
      Yalnız; HER DEMOKRASİ, SİNESİNDEN Bir MİKTAR YASAK TAŞIDIĞI GİBİ; BİR  MİKTARDA ANARŞİ TAŞIR....
      Yasak; Anarşiyi Önlemek için midir? Yoksa; YASAK ,Anarşiyi Üretmek için midir?
       Önümüzdeki SEÇİM Sürecinde; Siyasilerimizin, tüm Sivil Toplum Kuruluşlarımızın ve  Halkımızın çok çok  DUYARLI Olması gerekir.
           XXXXXX
       YASA Devleti ile HUKUK Devleti aynı değildir. Olamazda.... Hukuk sadece Yasalardan ibaret değildir. Hukuk, sadece YASA Anlamına da gelmez. Hukuk Devleti, YASA EĞEMENLİĞİNİN DIŞINDA  ve  hatta ÜSTÜNDEDİR.
      Hukuk Devletinde , her tür YASA değil; HAKLARI GÜVENCE ALTINA ALAN YASAL DÜZENLEMELER EĞEMEN OLUR.
      YASA DEVLETİ veya YASA  EĞEMENLİĞİ anlayışının yerini; HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ANLAYIŞI ALMALIDIR.
      HUKUK ile YASA arasında bir ilişki vardır. 20 yıl öncesi  Yargıtay'ın  Kararlarında da bu konu yeterince açıklanmıştır. 
     "HUKUK ile YASALAR AYRI KAVRAMLAR OLUP; HUKUK KURALLARI DA SADECE YASALARDAN DA İBARET DEĞİLDİR.
 Hukuki Düzen anlamındaki  HUKUK; toplu halde yaşayan insanların,
 birbirleri ile olan ilişkilerini düzenleyen  HUKUK NORMLARININ  bir BÜTÜNÜDÜR....
       YASA NORMLARI, Hukuk Normlarının bir bölümüdür. Çağdaş Hukuk Normları ise hep YAZILI olur....
         SEÇİM HUKUKUNUN Yazılı Normları vardır. Bunun Yanında çok önceki DÖNEMLETRE AİT olan YÜKSEK SEÇİM KURULUNUN ; Yasa Hükmünde olarak gördüğümüz İLKE KARARLARI Vardır....
     Ben Seçim Hakimliği yaptığım süreçlerde; öncelikle bu İLKE Kararlarından GÜÇ aldım...
     Hukuk Devleti demek, tüm Tasarrufları HUKUKA dayanan , İnsan haklarına saygı gösteren ve her türlü eylem ve işlemi YARGI DENETİMİNE Açık olan Devlet demektir.
     HUKUK DEVLETİ; herkesin kendine göre anlam vereceği, isteğine göre ve istediği yöne  sürükleyebileceği bir kavram da değildir. Dayandığı belirli ve geçerli bir takım ANA İLKELERİ Vardır. En önemli İLKEDE YARGI DENETİMİDİR.... Tabii ki; bu DENETİMİ YAPACAK-YAPABİLECEK GÜÇ ve de GÜÇLÜ HAKİM Var mıdır? Tabi ki; Güçlü HAKİMDE; bu Gücü TÜRK MİLLETİ ADINA KULLANACAKTIR...
    Şunu da unutmamak gerekir:
    "Yargı Organları ve Yargı Mensupları; Yasama ve Yürütmenin  ALT veya ÜST  bir ORGANI da değildirler. Görevi; bu KURUMLARIN HUKUKA UYGUNLUĞUNU  DENETİMİ ile de SAĞLAMAKTIR...
     YARGININ Görevi; YASAMA ve YÜRÜTMENİN  yaptığı görevlerin gerekliliği ile ilgili olan HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİN  DENGELİ bir şekilde  KORUNMASINI sağlamaktır.
     Geçmiş dönemlerde; Siyasal Yönetimler İPTAL olunan Kararlarından dolayı; Anayasa, Yasalar ve vicdani kanaatleri doğrultusunda  görevlerini yapan YARGIYA çok yüklendiler....
     Aslında; KİŞİLERİN BİLİNÇLENEREK  DÜŞÜNCELERİNİ ANLATMASI ÖZLEMİNİ  GELİŞTİRMESİ TOPLUM İÇİN BİR  YARARDIR.
      Düşünce ve Özgürlük, bir bütündür. İnsan ile düşünceyi de birbirinden ayıramayız. Düşünce ve özgürlük demokratik rejimin güvencesidir. 
     DÜŞÜNCE; HİÇ BİR ZAMAN SUÇLANAMAZ....Düşünceyi engelleyen  HUKUK Kuralları da , TOPLUMU GERİYE Götürür.
    Bugün DEMOKRATİK Rejim ile yönetilen  tüm uygar toplumlar; DÜŞÜNCE ve DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ Yaşamlarının bir bölünmez parçası haline getirmişlerdir.
      Evet....Yaklaşan CUMHURBAŞKANLIĞI ve TBMM. Seçimlerinin de;  Özgür bir düşünce ortamı içinde yapılması dileklerimle...
     Saygı ile...

Bu haber 408 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum