Ne güçlü, yıkılmaz bilirdim o zamanların birinci jenerasyonunu, çünkü hep çalışırlardı…azimli, dürüst, yılmadan, harıl harıl.
Çoçukları için, anaları, babaları için ve o hiç doymak bilmeyen akrabaları için. Ve şimdi o çınarlar 70-80 yaşlarında ve çoğu muayenehaneme geliyor, şifa arıyorlar, dertlerini anlatabilecek bir doktor, bir derttaş.
Gözlerimin içine bakıyor çoğu, azımdan çıkacak sözü bekliyorlar. Benimde bazı bazı gözüm dolar, bir an o güçlü, yıkılmaz insanlar geliyor aklıma çünkü.
Ama hepsinide şunu gözlemliyorum….halen o gururlu duruş ve en değerlisi ağızlarından hiç eksik olmayan “Şükür” kelimesi. Demek istediğim…ödenemez hiç birisinin hakkı, öğrenecek de daha çok şey var onlardan, az ile yetmeyi mesela ….
Bizim görevimiz çocukları, torunları olarak, aynı dürüstlükle onlara sahip çıkmak ve bize açtıkları zorlu yolları daha verimli ve daha güçlü yürüyerek, boyun bükmeden, yeteneklerimizi iyiliye kullanmak!
Yorumlar
Kalan Karakter: