Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 1’i uyuşturucu üzerinden dönüyor. Bu yalnızca devasa bir para değil; darbeler, işgaller, abluka politikaları ve milyonlarca insanın hayatını karartan savaşlar demek. “Uyuşturucuyla mücadele” bahanesiyle Latin Amerika ülkeleri onlarca yıldır nefessiz bırakıldı. Aynı gerekçeyle Afganistan yakıldı, yıkıldı. Bugün Venezuela’nın kuşatılması da aynı hikâyenin devamı. Büyük laflar, büyük çıkarlar, büyük yıkımlar…
Ama mesele sadece küresel siyaset değil. Kısa süre önce bu ülkede yapılan bir operasyonla sanatçılar, müzisyenler, sosyal medya figürleri gözaltına alındı. Testler yapıldı, raporlar alındı, çoğu serbest bırakıldı. Kimi gerçekten madde kullanmıştı, kimi ise yıllardır kullandığı ilaçlar nedeniyle bu maddelerle anıldı. Toplum bir anlığına “temizleniyoruz” hissine kapıldı.
Aynı günlerde İzmir’den, Mersin’den, limanlardan tonlarca uyuşturucu haberi geldi. Gözümüzün önünde olanla olmayan arasındaki uçurum büyüdü. İnsan ister istemez soruyor: Bilinen buysa, bilinmeyen ne kadar? Derken fark ediyoruz ki aslında bilinmeyen bir şey yok. Sadece görmezden gelinen bir gerçek var. Ve o gerçek Gölköy’de karşımızda duruyor.
Dedeleri kendir ağıllarında büyüyen, kendiri yalnızca ip yapmak için bilen insanların memleketi burası. Arada bir rakı içip çakır keyif olan, deli balı fazla kaçırınca bilinci bulanan insanların toprağı. Bugün ise bu topraklarda bambaşka bir şey dolaşıyor: Sessiz, sinsi ve yıkıcı bir uyuşturucu salgını.
Gölköy’de gençler arasında uyuşturucu kullanımı hızla artıyor. Bu, birkaç “kötü alışkanlık” meselesi değil. Bu, işsizliğin, umutsuzluğun, geleceksizliğin, yalnızlığın ve çaresizliğin ortak sonucu. Sosyal alan yok, kültürel imkân yok, spor yok, dinleyen yok. Ama madde var. Kolay, ucuz ve ulaşılabilir.
Ne kendi geleceği için, ne ailesi adına, ne de yaşadığı toplum için tutunacak bir dal bulamayan gençler, göz göre göre bir uçuruma sürükleniyor. Bu sadece onların kaybı değil; bu, Gölköy’ün kaybı.
Bu gidişe “dur” demek zorundayız. Çünkü bu mesele ne sadece emniyetin, ne sadece ailenin, ne de sadece okulun meselesidir. Bu, hepimizin meselesidir. Okullarda ve mahallelerde gerçek farkındalık çalışmaları yapılmalı. Gençlerle konuşmayı değil, onları dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Gençlere umut verecek spor alanları, sanat atölyeleri, kültürel mekânlar oluşturulmalıdır. Bu yerel yönetimlerin görevidir; bunu talep etmek ise bizim sorumluluğumuzdur. Uyuşturucuyla mücadele, sadece yasaklarla ve operasyonlarla olmaz. Sevgiyle, ilgiyle, dayanışmayla olur.
Gölköy’ün geleceği gençlerin elinde. Ama o gençleri yalnız bırakırsak, geleceğimizi de kaybederiz.
Gelin, bu kadim toprakların çocuklarını birlikte koruyalım.
Gelin, Gölköy’ü birlikte yaşatalım.
Yazan ve Seslendiren: YAŞAR ERKOÇ
Yorumlar
Kalan Karakter: