İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜRÜN DESENİNİ DEĞİŞTİRİYOR

İklimle birlikte yağış rejiminin de değişmesiyle Adana’da pamuğun yerini avokado aldı; Nevşehir lavantayla tanıştı, muz bahçeleri Toroslar’a taşındı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜRÜN DESENİNİ DEĞİŞTİRİYOR

İklimle birlikte yağış rejiminin de değişmesiyle Adana’da pamuğun yerini avokado aldı; Nevşehir lavantayla tanıştı, muz bahçeleri Toroslar’a taşındı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜRÜN DESENİNİ DEĞİŞTİRİYOR
24 Aralık 2020 - 15:14

Son yıllarda dünyanın gündemindeki en önemli konular belki de iklim değişikliği, sera gazları, emisyon değerleri ve sürdürülebilirlik. İklim ile ilgili her değişim tarım üretimini doğrudan etkiliyor. Tarımsal üretimde sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğinin sağlanması çok önemli bir konu haline geldi. Birçok ülke tarımı stratejik sektör olarak görüyor.

Bölgeler itibariyle farklı etkilenmeler olmakla birlikte Türkiye’nin ürün deseni, üretim miktarı, ürün kalitesi ve hasat zamanı, iklim değişikliğine bağlı olarak değişiyor.

İklim değişikliği, çiftçiyi farklı ürünlerle tanıştırdı. Nevşehir’de artık lavanta ve kekik yetişiyor. Kahramanmaraş, yöreye özgü sarı çeltik ekim sahasını tamamen kaybetti. Adana’da pamuk ekim alanları daraldı, birçok üründe hasat zamanı değişti. Antalyalı üretici ejder meyvesi ve pepino ile tanıştı. Türkiye’nin tahıl ambarı Konya buğday üretiminden uzaklaşıyor. Anamurlular muz bahçelerini sahilden dağların eteklerine taşıyor. İklim değişikliğine dikkat çekmek isteyenlerin klasik anlatımıyla: Karadenizliler Akdeniz iklimini beklemeye başladı.

İklim değişiminin etkilerini araştıran DÜNYA gazetesinin bölge muhabirleri, Türkiye’nin tarımsal üretiminde önemli yeri olan illerdeki ziraat odaları, ticaret borsaları ve çiftçi birliklerinin temsilcileriyle görüştüler.

ADANA

Ekim ve hasat zamanı değişti

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, iklim değişikliğinin ekim ve hasat zamanlarını etkilediğini bildirdi. Doğru, “Yağış miktarları açısından bir istikrarsızlık söz konusu, bazı yıllar az, bazı yıllar çok yağış alıyoruz, yağış zamanları değişti, buna bağlı olarak da ekim ve hasat dönemleri değişti. Adana’da eskiden mart, nisanda mısır ekerdik, şu anda şubatta, martın başında ekim oluyor. Eylülün 15’inden önce mısır hasadı yapılmazdı, şimdi ağustosun 15’inden itibaren mısır hasadı yapılıyor” diye konuştu. Doğru, bazı bölgelerde su imkanları olmadığı için kışlık ürünlere yönelme, kuraklığa, aşırı sıcağa, aşırı soğuğa dayanıklı farklı tohum veya fideler kullanma eğilimi başladığını belirtti.

Aşırı sıcaklar verimi düşürüyor

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, sıcakların Çukurova’da bütün ürünlerde ciddi verim kaybına yol açtığını belirtti. Doğan, “Eskiden Çukurova’da buğday ve pamuğun dışında ürün olmazdı, son yıllarda ürün çeşitliliği arttı. Muz, avakado gibi ürünler ekiliyor, sebze meyve artıyor, zamanla bahçe tarımı daha da artacak” ifadesini kullandı. Adana Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Şahin Bilgiç ise, “Bütün dünyanın sorunu haline gelen iklim değişikliğinin en önemli yansıması su kaynaklarındaki azalma ile kendini gösterdi. Gelecekte su bu kadar rahat ve bol olmayacak” dedi.

ANTALYA

Ejder meyvesi ve pepino yetiştiriliyor

İklim değişikliği ve ticari kaygılar Antalya üreticisini tropikal meyvelere yönlendirdi. Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, son yıllarda Manavgat’ta serada muz üretiminin hızla arttığını belirtiyor. Manavgat’ta son 4 yılda serada muz üretiminin 15 bin dönüme çıktığını ifade eden Metin’e göre, üretici iklim değişikliği nedeniyle avokado, ejder meyvesi, pepino gibi tropikal meyve üretimi arayışına girdi.

İklim değişikliği çiftçiyi kaygılandırıyor

Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe’ye göre iklim değişikliği üreticiyi ticari kaygıya itti. Üretici bundan dolayı alternatif ürünlere yöneldi. Sera üretim bölgesi Kumluca’da çiftçinin kazanç sağlayamaması nedeniyle sebze üretimi yerine pepino, mango ve avokado ile ejder meyvesi üretiminde arayış içinde olduğunu ifade eden Kökçe, şöyle konuştu: “İklim değişikliği bölgemizde üretim modelinin değişmesine yol açıyor. Dört mevsim iki mevsime dönüştü. Üretim modelimizi değiştiriyoruz. Üretici tropikal meyve üretimine kayıyor. Avokado üretimine geçen çok kişi var. Ejder meyvesi üretiminde 200-250 dönüme ulaşıldı. İklim değişikliği ve ticari kaygı nedeniyle çiftçide bir telaş, kaygı ve arayış var.’’

BURSA

Yağışlar düşüyor verim azalacak

Kuraklık yurdun yer yanında hissediliyor. Tarım kenti Bursa’nın Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, “İklim değişikliğine bağlı artan kuraklık nedeniyle adeta baharı yaşadığımız bu aylarda yağış olmaması, önümüzdeki yıl verimin düşük olacağı endişesini yaşatmaktadır” dedi. Kuraklık sorununun, Türkiye gibi ülkelerde enflasyonu tetikleyici bir unsur olduğuna da işaret eden Özer Matlı, şunları söyledi: Ülkemizin, tarımı stratejik bir sektör olarak merkeze koyması ve kuraklığın olumsuz etkilerini tespit ederek gerekli tedbirleri alması, her geçen yıl daha önemli bir hal almaktadır.”

KAYSERİ

Çiftçilere ‘tarım sigortasına yönelin’ uyarısı

Ziraat Mühendisleri Odası Kayseri Şube Başkanı Ali Koç, üreticileri tarım sigortası noktasında uyardı. Ali Koç, “Kayseri’de tarımsal üretimde zaten çok fazla çeşit bulunmuyor. İklim şartlarına bağlı olarak da keskin bir değişim yok. Ancak, zamansız ve ani yağışlar üreticileri zor durumda bırakıyor. Üreticilerimizin, iklim kaynaklı zararlardan korunmak için mutlaka tarım sigortası yaptırmaları gerekiyor” dedi.

İZMİR

Kuraklığa dayanıklı tohum arayışı

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, araştırmaların su kaynaklarında ciddi sıkıntı yaşanacağını ortaya koyduğunu belirterek, iklim krizine bağlı olarak mevsimler arasındaki ciddi kaymalar, gece ve gündüz arası sıcaklık farklarındaki değişiklikler, dengesiz yağışlar, ilkbahar geç donları ve diğer tüm değişimlerin son yıllarda çok fazla gözlemlendiğine işaret etti.

 

Kestelli, silajlık mısır, yonca ve fiğ gibi hayvancılığın ana girdisi olan yem bitkileri için hayati önem taşıyan su kaynaklarının azalması ile birlikte, orta ve uzun vadede bu ürünlerin ekiminde de bir azalma beklenebileceğini kaydetti. Kestelli şöyle devam etti, “Sıcaklığa ve kuraklığa dayanıklı tohum ve meyve çeşidi geliştirmek zorunda kalacağımızı, mevsim geçişlerindeki kaymalar dikkate alınarak erkenci ve/ veya geçici çeşitleri ıslah etmemiz gerekeceğini söyleyebiliriz.”

NEVŞEHİR

Kekik ve lavanta ile tanıştı

Nevşehir Ziraat Odası Başkanı Mahmut Çalışkaner, ilde iklim faktörüne bağlı üretim değişiminin sadece yüzde 3 ila 5 arasında olduğunu belirtti. Türkiye’nin önemli kışlık patates üretim ve depolama merkezleri arasında olan Nevşehir’de, üretici ürün değişikliğine değil, toprak değişikliğine gitti. Patatesin her yıl ekilmesi ile verim artışını kaybeden Nevşehirli üreticiler, çareyi Sivas ve Kayseri gibi çevre illere kaymakta buldu. Ziraat Odası Başkanı Mahmut Çalışkaner, iklim açısından lavanta ve kekik gibi ürünlerin son zamanlarda ildeki ürün gamına girdiğini bildirdi.

KAHRAMANMARAŞ

Ürün kalitesi ve rekolte düştü

Kahramanmaraş Ziraat Odası Başkanı Mehmet Çetinkaya, “Şehrimizde ürün kalitesi ve rekolte düştü” dedi. Özellikle pamuk üretiminde Kahramanmaraş’ın ciddi anlamda kaybı olduğunu anlatan Çetinkaya, şunları söyledi: “2018 yılında kentimizde 160 bin dönüm pamuk üretimi vardı, 2020 yılında 60 bin dönüme düştü. Bu azalmanın sebeplerinden biri de iklim değişikliğidir. Gece ve gündüz arasındaki soğukluğun dengesiz gittiği zamanlarda pamuk gelişimini tamamlayamaz. Bu da kalitesinin ve lif oranının düşmesine neden olur.” Farklı alternatif ürünlerin daha çok ekilir olduğunu belirten Çetinkaya, “Kahramanmaraş için geçmiş yıllarda ekilip de bugünlerde ekilmeyen çeltik, mısır gibi ürünler var. Bunun yerine yer fıstığı, patates, nohut, mercimek gibi ürünler artık daha çok ekiliyor. Tropikal meyveler de ekiliyor. Sır Barajı havzasında ciddi anlamda kivi yetiştirilmeye başlandı. Kentimizin olmazsa olmazı sarı çeltik dediğimiz pirincimizin ekim sahası tamamen yok oldu. Babadede ürünümüz olan pamuk üretiminin yok olduğunu görüyoruz.”

KOCAELİ

Tıbbi ve aromatik bitki üretimine başlandı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, daha yüksek gelir getiren ürünlerin yetiştirilmesini sağlamak amacıyla “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Üretim Teşvik” projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda tıbbi nane ve oğul otu yetiştiricilerine destek veriliyor. “Meyveciliği Geliştirme Projesi” kapsamında da, çiftçilere mavi sertifikalı ceviz, Trabzon hurması ve doku kültürü kivi fidanı desteği verilecek. Proje iklim şartlarına uyumlu meyve yetiştirilmesini hedefliyor.

KONYA

Tahıl ambarı Konya, yeni ürünlere yöneliyor

Konya’da buğday, şeker pancarı, mısır gibi geleneksel ürünler son yıllarda yerini alternatif ürünlere bırakmaya hazırlanıyor. Ekonomik nedenlerin yanısıra, ovada her geçen gün kuraklığın artması, susuzluğa daha çok dayanıklı ürünlerin tercih edilmesinin önünü açtı. Ovadaki ürün deseni de iklim koşullarına ayak uydurmaya hazırlanıyor. Konya Merkez Meram Ziraat Odası Başkanı Murat Yağız, özellikle seracılığın ve Konya ovasında yetişme ihtimali olan tropikal ürünlerin Konya ürün deseninde daha fazla yer bulacağı öngörüsünde bulundu.

MERSİN

Tarla tarımı yerini bahçeciliğe bırakıyor

TZOB Mersin İl Koordinasyon Başkanı ve Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, küresel iklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak gelişen olağandışı hava olayları nedeniyle bölgelerindeki çiftçilerin son yıllarda tarla tarımından uzaklaşarak daha kontrollü tarımsal üretimin yapılabildiği seralara ve bahçe tarımına yöneldiğini bildirdi. Zaman zaman etkili olan yüksek sıcaklıkların tarla tarımında büyük verim kaybına neden olduğunu belirten Veyis Avcı, şöyle konuştu: “Son yıllarda şeftali, nektarın, kayısı, mandalina, muz, avakado, ejder meyvesi, nar bahçelerinin kurulumunda yüksek artışlar yaşanırken, çiftçilerimiz her geçen gün tarla tarımından uzaklaşıyor. Özellikle buğday, mısır, soya, pamuk gibi ürünlerin ekimlerinde ciddi düşüşler var.”

Anamur’da muz ve avokado sahilden dağlara çıkıyor

Anamur-Bozyazı Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş, bölgelerinde eski yıllarda don olaylarının yaşandığı 300 rakımın üzerindeki narenciye, erik, şeftali bahçelerinin ve sebze seralarının sıcaklıkların yükselmesi ile katma değeri yüksek muz ve avokado seralarına dönüştürüldüğünü kaydetti. Muz ve avokadonun en fazla 300 rakımda yetişebildiğim, ancak küresel ısınmanın da etkisiyle yetiştirme sahalarının 600 rakıma kadar çıktığını belirten Gümüş, yaşanan gelişmeleri şöyle özetledi: “Çiftçiler büyük risk alarak bölgemizdeki yaklaşık 6 bin dekarlık soğuk iklim kuşaklarına milyonlarca liralık muz ve avokado seraları kurdu.”

TRABZON

Karadeniz’de Akdeniz iklimi hakim olacak

İklim değişikliği ile ilgili tespitleri ve senaryoları doğru bulduğunu belirten Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlivan da, şu görüşleri dile getirdi: “Çevremizi bu hızla hor kullanmaya devam edersek kötü sona kısa zamanda ulaşacağız. Beklenen son olarak, Karadeniz’de Akdeniz iklimi hakim olacak diye senaryolar mevcut. O zaman da bölgemizin ürün deseni elbette değişecek.”

Bu Haber İlginizi Çekebilir  Tropik fırtına yön değiştiriyor
DİYARBAKIR

Pamuk üretimi suyun varlığına bağlı

Diyarbakır Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Mehmet Cevat Delil de Diyarbakır’da kuraklık nedeniyle bitki deseninde önemli değişimler meydana geleceğine inanıyor. Ürün desenine bakıldığında, özellikle pamuk, mısır, buğday, mercimeğin öne çıktığını belirten Delil, “Pamuk ve mısır, suyu çok seven bitkiler. Sulamanın yetersiz olması halinde bu iki üründe azalışlar meydana gelecektir” dedi.

TEKİRDAĞ

Verimliliklerde düşüşler var

Değişimin gözle görülür hale geldiği bölgelerden biri de Trakya. Son dönemde bölgeye özgü ayçiçeğinin yerini, yine yağlı tohum olan kanola ve aspir almaya başladı. Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cengiz Günay, “İklim değişikliğine bağlı olarak bölgede yetiştirilen ürünlerin verimliliklerinde ciddi düşüşlerin yaşandığını görüyoruz. Bu durum gıda ihtiyacının karşılanmasına ve fiyatlara negatifyansıyor ” diye konuştu.

ERZURUM

Mera ve yaylaklar şiddetli erozyon baskısı altında

Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Başkanı Lütfü Yücelik, Fırat, Çoruh ve Aras havzalarının üst havzasında yer alan mera ve yaylakların şiddetli erozyonun baskısı altında olduğunu söyledi. Yücelik, “Mevcut durumda bölgemizdeki tarımsal ürünlerin üretiminde iklim değişikliğine bağlı olarak gözle görülür bir değişiklik olmasa da, ileride iklimsel anlamda yaşayabileceğimiz değişiklikleri öngörerek bu yönde tedbir alınmalı” dedi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ CİDDİYE ALMAK VE ÜRETİMİ PLANLAMAK 

İklime bağlı hava değişiklikleri, felaketler, tarımsal üretimi, insan ve doğal yaşamı doğrudan etkiliyor. Artan sel, fırtına, dolu, aşırı sıcaklık, kuraklık gibi düzensiz hava olayları tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor. Çiftçinin,üreticinin canını yakmaya başladı. Mayıs ayında sadece 10 günde iklime bağlı ani hava değişimi, aşırı sıcak, aşırı soğuk, don, dolu ve sel felaketlerinin hepsi kısa sürede yaşandı. Felaketlerden 50’den fazla il etkilendi. Önce 40 dereceyi aşan aşırı sıcak, sonra -1 dereceye kadar düşen aşırı soğuk, dolu, don, fırtına bitkisel üretime büyük zarar verdi. Aşırı sıcak Akdeniz Bölgesi’nde erkenci mandalina, portakal ve bazı limon çeşitlerinde büyük hasara neden oldu. Eskişehir, Kütahya, Afyon ve Konya’nın bir bölümünde aşırı soğuk ve don nedeniyle mısır, ayçiçeği, patates, domates, salatalık, kabak, ceviz ve diğer ürünler zarar gördü. Antalya ve Mersin’de etkili olan fırtına seralarda tahribata neden oldu. Tarımsal üretimin önemli merkezlerinden Antalya’da son yıllarda sel, fırtına, hortum gibi felaketler daha sık yaşanmaya başlandı. İklime bağlı olarak üretim biçiminde, ürün deseninde değişimler gözlemleniyor. Bir çok bölgede kuraklık etkili oldu. Yağış olmaması nedeniyle ürünlerde verim kaybı, kalite sorunu ortaya çıktı. Sadece zeytinde verim kaybı yüzde 20’yi aştı. Zeytinde son 11 yılın en düşük üretimi olacağı tahmin ediliyor. Zeytin ve fındıkta hasat 1 ay gecikti. Tarımda üretim desenindeki değişimi sadece iklim değişikliği ile açıklanamaz. Çiftçi para kazanamadığı için sürekli ürün değişimine gidiyor. Para kazanabilmek için, hangi ürünün fiyatı artarsa ona yöneliyor. Özetle, iklim değişikliğini ciddiye almamız ve değişen yeni koşullara uygun üretim desenini de planlamamız gerekiyor. (ALİ EKBER YILDIRIM)

BAL ARILARI YOK OLUYOR

• Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2020 Yılı Kasım Ayı Alansal Yağış Raporu, kurak bir yıl geçirildiğini, kasım ayı yağışlarının mevsim normallerinin yüzde 49 altında olduğunu ortaya koydu. Yaşanan kuraklık tarım, hayvancılık ve arıcılığı olumsuz etkiliyor. Uzmanlar uyarıyor: Ekolojik sistemin gizli kahramanları bal arılarının yok olması gıda üretimini düşürebilir. Doğanın itici gücü olan bal arılarının kuraklıktan en çok etkilenen canlılar olduğunu belirten Bal Uzmanı Ahmet Bağran Aksoy, yaptığı açıklamada, “Kuraklık, arıcılık sektörü için büyük tehlike arz ediyor. Çiçeklenme zamanında bitkilerin susuz kalması arıların bal yapma oranında düşüşe ve toplu arı ölümlerine neden oluyor. Hal böyle olunca yaşanan kuraklıktan dolayı ortalama 17-20 kilo bal alınan kovanlardan ancak 2-3 kilo bal alınabiliyor” dedi.

3 DERECELİK SICAKLIK %25’TEN ÇOK KAYIP

• TÜSİAD tarafından hazırlanan 2020 Tarım ve Gıda Raporu, tehlikenin boyutlarına işaret ediyor:

• Buğdayın başaklanma ve hasat evrelerinin 10 yılda 4 gün değiştiği, büyüme döneminde hava sıcaklığında 1 derecelik artışın hasat tarihinde 8 günlük ilerlemeyle sonuçlandığı hesaplanmıştır.

• 1,1-1,3 derecelik sıcaklık artışlarında, GSYH’ye değişimi ilk periyotta (20302034) %1, ikinci periyotta (2040-2049) ise %1,4’lük bir düşüş görülmektedir.

• 2030-2039 yılları arasında ortalama verim kayıpları % 6-7 civarında, 20402049 arasında verim kayıpları ortalaması % 8-9 seviyesine ulaşacak.

• Küresel ortalama sıcaklıktaki her bir derece artış, küresel ortalama arazi verimlerini buğdayda % 6, mısırda % 7,4, pirinçte %3,2 azaltacak.

• 3 derecelik sıcaklık artışları (2050 yılı civarında) %25-50 seviyesinde verim kaybına yol açacak.

DÜNYADA GIDA FİYATLARI %85 ARTABİLİR

• 21. yüzyılın stratejik sektörleri arasında gösterilen gıda sektörü, 2050’de 10 milyara ulaşacağı hesaplanan dünya nüfusunun beslenmesinde önemli bir tehdit ile karşı karşıya. Araştırmalar, 2050 yılında dünya nüfusunu beslemek için tarım ve gıda üretiminin, bugünkü düzeyinden en az yüzde 50 oranında artırılması gerektiğini belirtiyorlar. BM Dünya Meteoroloji Örgütü ve BM Çevre Programı tarafından 1988 yılında insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin risklerini değerlendirmek üzere kurulan Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) Değerlendirme Raporları, iklim değişikliğinin etkisiyle dünyada su kıtlıklarının ve kuraklıkların artacağını, tarımsal verimliliklerin düşeceğini, gıda fiyatlarında dünya genelinde yüzde 85’e varan artışların gerçekleşebileceğini öngörüyor.

Bu Haber İlginizi Çekebilir  Mahalle Konakları Kırsalın Buluşma Adresi
SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR PLAN GEREKLİ

Konuyla ilgili araştırmalarında iklim değişikliğinin Türkiye tarımını zannedilenden daha çok etkileyeceğini gördüklerini anlatan Prof. Dr. Gökhan Özertan, “Analitik çalışmalar çerçevesinde ikilim değişikliği ile hemen hemen tüm tarla bitkilerinde an az yüzde 10’luk bir kayıptan bahsediliyor. Bu artıştaki ısıya göre yüzde 30’lara kadar çıkabilecek. Türkiye’de 4 derecelik bir ısı artışının tahıl rekoltesini yüzde 30 civarında düşürmesi bekleniyor. Türkiye’nin birçok problemi yaklaşık 50 yıllık. Sürdürülebirliği sağlayabilmek için toprağımızı ve su kaynaklarımızı bir program çerçevesinde kullanmamız lazım” dedi.

%30’A VARAN VERİMLİLİK KAYBI YAŞANDI

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu’nun (TGDF) hazırlattığı “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Tarımda Sürdürülebilirlik” başlıklı raporda da tespit ve önerilerde bulunuldu. Türkiye’deki tarım faaliyetlerinin, kuraklık olayları karşısında hassas olduğunun altı çizilen raporda, bitkiler bazında yapılan kuraklık-verim değerlendirmelerinde kuraklık yaşanan dönemlerde bitkisel verimlilikte yüzde 30’lara varan oranlarda azalmalar tespit edildiği belirtildi.

TARIM SİGORTASINA YÖNELİMDE BÜYÜK ARTIŞ VAR

Tarsim’den DÜNYA’ya yapılan açıklamada, iklim değişikliğinin son yıllarda tarım sigortasına olan eğilimi artırdığı, üreticilerin tarım sigortası konusunda daha fazla bilinçlendiği belirtildi. TARSİM’den yapılan açıklamaya göre; TARSİM Sistemi’nde teminat kapsamı her yıl kademeli olarak genişletiliyor. Sigorta ürünleri ve uygulamalar çeşitleniyor, üreticilere sağlanan devlet prim desteği oranı da artırılıyor. Tüm tarım sigortası branşlarında üreticinin primine %50 oranında devlet desteği sunuluyor. Bitkisel Ürün Sigortası’nda meyvelerde don riski için devlet desteği oranı ise %67’ye varıyor.

Tarım sigortalarında 7 farklı sigorta branşı bulunuyor.

• Bitkisel Ürün Sigortası,
• Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası,
• Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası,
• Sera Sigortası,
• Kümes Hayvanları Hayat Sigortası,
• Arıcılık Sigortası
• Su Ürünleri Hayat Sigortası Bitkisel Ürün Sigortasında;
• Dolu • fırtına • hortum • yangın
• deprem • heyelan • sel • su baskını,
• ayrıca meyvelerde don riskine karşı da güvence altına alınabiliyor.

Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nda, Hastalıklar, doğum ve çalınmaya kadar geniş bir yelpaze poliçeye dahil ediliyor.

2016 yılında Türkiye genelinde tüm tarım sigortası branşlarında üretilen poliçe adedi, 1,4 milyon adedin üzerinde. 2020 yılına baktığımızda, 10 Aralık 2020 tarihi itibarıyla üretilen poliçe adedi 2 milyon adedi geçmiş durumda. Bu doğrultuda, %44 civarında bir artış olduğu görülüyor.

Sigortalanan varlık değerine baktığımızda ise 2016 yılında 22 milyar TL iken bugün 75 milyar TL dolayında. Sistemin başlangıcından itibaren üretici ve yetiştiricilerimize 6,9 milyar TL’lik hasar ödemesi gerçekleştirildi. Bu yıl ise 1,2 milyar TL’nin üzerinde hasar ödemesi yapıldı, ödemeler devam ediyor. Türkiye’nin batısından doğusuna doğru gittikçe sigortalılık oranının azaldığı görülüyor. Bu doğrultuda sigorta bilinci özellikle Trakya Bölgesi başta olmak üzere batı bölgelerde daha kuvvetli. Geçen yıl en çok tarım sigortası poliçesi düzenlenen il Tekirdağ idi. İkinci sırada Edirne ve üçüncü sırada ise Konya yer aldı. En çok poliçe düzenlenen ürün açık ara ile “buğday” oldu.

CCPI: TÜRKİYE’NİN PERFORMANSI ZAYIF

İklim Değişikliği Performans Endeksi 2021, en yüksek emisyona sahip 57 ülke ve AB’nin iklim değişikliği konusundaki performanslarını değerlendiriyor. Bu ay yayınlanan İklim Değişikliği Performans Endeksi 2021, Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki ilerleyişinin ülkeler arasında homojen şekilde gerçekleşmediğini gösteriyor. AB bloğunun performansı, diğer ülkelerle kıyaslandığında, üst sıralarda yer alıyor. Türkiye iklim politikası olmamasına rağmen yenilenebilir enerjideki gelişmeler nedeniyle 42.sıraya yükseldi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE UYUM SEFERBERLİĞİ

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “İklim Değişikliği ve Tarım” raporunda, iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerin başında Türkiye’nin geldiği belirtilerek, “aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülmektedir. Bu nedenle bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerekmektedir” denildi. İklim değişikliğinin etkilerine hazırlıklı olmak için şu önlemler sıralandı:

● Tarımda iklim değişikliğine uyum seferberliğine geçilmeli
● İklim değişikliğine “Uyum Fonu” acilen oluşturulmalı
● Tarımda İklim Değişikliği Araştırma ve Uygulama Enstitüsü kurulmalı
● Düşük gelirli çiftçilere iklim değişikliğine uyum destekleri sağlanmalı.
● Doğrudan ekim uygulamaları yaygınlaştırılmalı
● Yağmur hasadı uygulamaları yaygınlaştırılmalı.
● Organik tarım için hedef konmalı
● Yüzde 100 basınçlı sulamaya geçilmeli
● Arazi toplulaştırma yaygınlaştırılmalı
● İklim bazlı dinamik tarımsal sigorta yaygınlaştırılmalı
● Risk yönetim odaklı uluslararası ticaret politikaları geliştirilmeli.

(ERAY ŞEN-FİKRİ CİNOKUR-ZEHRA ORUÇ-HİLAL SÖNMEZ-NİHAT DELİBAŞI-ALİ ESKALEN-KÜBRA OĞURLU-MEHMET NABİ BATUK-MAHİR SOLMAZ-BARIŞ SEDEF-BERFİN AKKAŞ-SELÇUK ALTUN-OSMAN ŞİŞKO)

Kaynak


YORUMLAR

  • 0 Yorum