ORDU BAROSU 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

ORDU BAROSU 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

ORDU BAROSU 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

ORDU BAROSU 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

ORDU BAROSU 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
03 Nisan 2021 - 16:45

 
                Öncelikle Ordu Barosu Yönetim Kurulu olarak, demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazı, yargı erkinin asli ve kurucu unsuru olan savunma makamını temsil eden, hukukun üstünlüğünün var olmasında bıkmadan, yılmadan fedakârca çaba gösteren tüm meslektaşlarımızın avukatlar gününü kutluyor, kuruluşumuzdan bu yana baromuza kayıtlı olarak görev yapmış ve ebediyete intikal etmiş başta başkanlarımız olmak üzere tüm meslektaşlarımızı rahmetle anıyor, eşsiz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, emekli olanlara uzun ve sağlıklı ömürler diliyoruz.
 
                Temel hak ve özgürlüklerin kitaptan çıkıp insana ulaşması ancak hak arama özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması ile mümkündür. Her türlü hakkın garantörü ise savunma hakkıdır. Bu özgürlüğü bireyler avukatlar aracılığıyla kullanmaktadır. Avukatlık kanununun 1. maddesinde " Avukatlar yargının kurucu unsuru olup, bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder" demektedir. Yine Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesi " Hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak" görevini açık bir şekilde barolara vermiş bulunmaktadır. Bu nedenle biz avukatlar ve meslek örgütü barolar mesleki bir faaliyet yürütmenin ötesinde aynı zamanda kamusal faaliyet yürütmekte, devletin temel ilkelerinin koruyuculuğu ve savunuculuğunu yapmaktayız. Bizler bir yandan hakları savunurken diğer yandan hukuku canlı tutmakta, itirazlarımızla hukukun güncellenmesini sağlamaktayız.
 
                Anayasamızın 2. Maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri sayılmış bu nitelikler arasında “hukuk devleti” sayılmıştır. Hukuk Devleti, hukukun üstünlüğüne dayalı devlet demektir. Bu düzende sadece fertlerin değil, kamusal gücü elinde bulunduranların yani devletin de hukuk düzenine uyması, uygun davranması gerekir.
 
                Maalesef son yıllarda, özellikle hükümet sistemi değişikliğinden sonra, güçler dengesinin, yürütme lehine kuvvetli bir şekilde değişmesi sonucu, hukuk devleti ilkesi, hak ve özgürlük savunuculuğu, avukatlık mesleği ciddi bir tehdit ve tehlike içindedir. Toplumda adalete güven duygusu dip yapmış, adalete inanç ciddi şekilde zedelenmiştir. Bunun temel sebebi de yargının yürütme etkisinden kurtulamaması, görev ve atamalarda hakkaniyet, liyakat ve adalet prensiplerinden sapılması, Anayasa, kanun ve hukuk kurallarına uygun davranılmamasıdır.
 
                Yerel mahkemeler, Anayasa gereği herkesi bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımamakta, bir kısım siyasiler ise demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezi Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi önerebilmektedir. Yine kanunla yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşmeler yine kanunla yürürlükten kaldırılabilecek iken TBMM pasifize edilmiş, tek kişinin verdiği bir kararla yürürlükten kaldırılmak istenmiş, Cumhuriyetimizin temel sözleşmeleri bu anlamda tartışmaya açılmıştır.
 
            Mahkemeleri hedef göstermek, yargıya talimat vermek siyasi iktidar sahiplerince alışkanlık haline getirilmiştir. Bu güç gösterisi sosyal medya alışkanlıkları ile tabana yayılmış, sosyal medyalarda mahkeme kurulup yargılamalar ve hatta infazlar yapılmaya başlanmıştır. Hukuk sistemimiz dış etkiye açık ve kendisini dahi koruyamaz hale gelmiştir.
 
                Hukuk kuralları herkese eşit ve adil uygulanmamaktadır. Pandemi şartları ile bir yandan STK ve meslek örgütlerinin genel kurulları hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde ertelenmiş, verilen yargı kararları uygulanmamış iken diğer taraftan on binlerce kişinin katılımı ile miting havasında siyasi parti kongreleri yapılmıştır. Bir taraftan gariban kimsesiz kişilere şiddetli cezai yaptırımlar uygulanıp, cenazelerde sıkı önlemler alınırken diğer taraftan güçlü azınlığa hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanmamış, kurallar göz ardı edilmiş bu da toplumun adalet duygusunu örselemiştir.
 
                Yargının üç unsurundan olan ve hukuk ihlallerinin en üst seviyede yaşandığı içinde bulunduğumuz bu dönemde yargının tek temsilcisi haline gelen, sadece mesleki değil aynı zamanda devletin temel değer ve ilkelerinin en önemli savunucusu, yargının asli ve kurucu unsuru olan savunma makamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına rağmen ve hiçbir meslek örgütünde benzeri düzenleme olmamasına rağmen bölünmüş, savunma pasifize edilmek istenmiştir. Bizi sıkıştırmak istedikleri pasif görevi reddediyoruz.
 
                Siyaset yapmakla eleştirilen barolar, devletin kurucu ilkelerini korumak ve savunmak zorundadır. Kurucu ilkelere ve lidere saldıranların ve hukuk devletini ortadan kaldırıp hayal ettikleri baskıcı düzen peşinde olanların baroları tehdit olarak görmesi normaldir. Bu siyaset ise siyaset yapmaya devam edeceğiz.
 
                Defalarca açıklanmasına rağmen bir türlü hayata geçmemiş taleplerimiz sadece mesleki olarak avukatların değil aynı zamanda hukuk devletinin gereği olarak devletimizin de sorunudur. Biz avukatlar olarak;
 
-Avukatlık Kanunumuzun, çağdaş ve amaca uygun şekilde değiştirilmesini , Devletin üniter yapısına uygun bir şekilde, çoklu baro sisteminden vazgeçilerek tekli baro sistemine dönülmesini talep ediyoruz,
 
-Savunma görevi nedeni ile savunduğumuz kişi ve kurumlarla özdeşleştirilmekten, üstlendiğimiz dava ve takipler nedeniyle öldürülmek, yaralanmak, tehdit edilmek, dışlanmaktan kurtulmak istiyoruz. Yaşamak ve görevimizi yapmak istiyoruz.
 
-İddia, savunma ve karar üçgeninde Silahların eşitliği prensibine saygı duyulmasını istiyoruz, 
 
-Savunduğumuz kişiler adına bilgi ve belgelere ulaşmada sıkıntı çekmek istemiyoruz,Sorumlulukta olduğu gibi haklarda da kamu görevlisi muamelesi görmek istiyoruz,
 
-CMK uyarınca görevlendirilen müdafilerin ücretinin süresinde ödenmesini ve Avukatlık asgari ücret seviyesine yükseltilmesini istiyoruz,
 
-Yasa gereği eşit haklara sahip olan Hâkim Savcılar ile Avukatlar arasında ita Amiri ilişkisi kurulmaya çalışılmasını istemiyoruz,
 
-Yargının diğer kurucu iki unsuru olan Hâkim Savcı gibi Kamu Görevi Gören, Kamu Avukatlarımızın Özlük haklarının iyileştirilmesini istiyoruz,
 
-Baroların Denetiminin TBB’ce gerçekleştirilmesini istiyoruz,Avukatların müvekkil vekil ilişkisini düzenleyen vekâletnamelerini kendilerinin tanzim etmesini istiyoruz,
 
-Hukuk Fakültelerinin açılmasının sıkı kurallara bağlanmasını, Avukatlığa Kabul Ve Stajyerlik sınavlarının ivedi olarak getirilmesini istiyoruz,
 
-Savunma hakkının lüks olmaktan çıkarılmasını, Avukatlık hizmetlerinde ki KDVnin 18 den aşağıya çekilmesini istiyoruz,
 
-Siyasetin “Savunma Yargının kurucu unsurudur” cümlesiniİçselleştirmelerini istiyoruz,
 
Açıklamaya son vermeden önce Molierac'ın mesleğimiz ile ilgili ünlü sözlerini hatırlatmak isterim; " Kimseye ne müvekkile, ne hakime nede iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üstte tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar köle kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı."
 
            Tam da içinde bulunduğumuz bu zor günlerde bizi birleştirecek asıl şeyin, siyasetin, inancın, fikirlerin de üzerinde evrensel ve milli hukuk kurallarına tam ve eksiksiz uymak olduğunu hatırlatarak başta devletimizi yönetenler olmak üzere herkesi hukuk kurallarına tam ve eksiksiz uymaya davet ediyor, zor günleri aşacağımız inancıyla sağlıklı ve adaletli günlerde görüşmeyi diliyoruz.
 
            HERKES İÇİN ADALET, ADALET İÇİN AVUKAT... 05.04.2021
 
                                                                        Yönetim Kurulu Adına
Av. Haluk Murat POYRAZ 
Ordu Barosu Başkanı

YORUMLAR

  • 0 Yorum