Doğup büyüdüğüm Kale Köyü’nde uzun yıllar öğretmenlik yapmış, hayatını eğitime ve insan yetiştirmeye adamış kıymetli bir büyüğümüzdür.
Çocukluk hafızamda onu hep iyi kalpli, mütevazı ve gönlü zengin bir insan olarak hatırlarım.
Yıl 1981… Köyümüze elektriğin yeni geldiği yıllar…
Mahallemizde Zikri amcamın evi dışında neredeyse hiç kimsede televizyon yoktu.
Karlı kış akşamlarında köyün çocukları olarak hep onların evine gider, televizyon izlerdik.
Bizi öyle güzel karşılar, öyle samimiyetle ağırlarlardı ki…
Kıymetli eşi Nazmiye yengem ise sanki dünyanın en iyi insanlarından biriydi; adeta bir melekti.
Bizlere karşı yüzündeki o sıcak tebessüm hiç eksik olmazdı.
Bizlere ikram ettiği çayın tadını, o günlerin sıcaklığını hâlâ hissederim.
Şimdi dönüp o günleri düşündüğümde anlıyorum ki; aslında ne büyük bir sabır göstermişler, ne geniş bir gönülle bizlerin kahrını çekmişler.
Gerçekten de ne mübarek insanlarmış…
Mahallemizde neredeyse her akşam komşular bir evde toplanırdı.
Anılar konuşulur, sohbetler edilir, hikâyeler anlatılırdı.
Zikri amcam da bizlere Nasrettin Hoca’dan çok güzel fıkralar anlatırdı.
Ben 1983 yılında köyümden ayrılıp İstanbul’a geldim.
Aradan 43 yıl geçmiş…
Ama o günler hâlâ hafızamda capcanlı duruyor.
Hatırladıkça insanın ruhu huzur buluyor.
Zikri amcam, Gölköy’de Ülkücü camianın sevilen ve saygı duyulan değerlerinden biriydi.
Ben ise o yaşlarda Sosyal Demokrat düşüncedeydim.
Aradan yıllar geçti…
Ne o ülkücülüğünden vazgeçti, ne de ben sosyal demokrat düşüncelerimden.
Ama ikimiz de ülkesini ve milletini seven, insanlara ve düşüncelere saygı duyan, ayrım yapmayan insanlar olduk.
Bizi birbirimize bağlayan ve koparmayan da işte bu ortak değerlerdi.
Onun bu aydın kişiliği bugün de aynı şekilde devam ediyor.
Bu yönüyle onunla her zaman gurur duydum, hâlâ da duyuyorum.
Bizim özümüzde insanı insan yapan değerler vardı ve bu değerler bizi hiçbir zaman birbirimizden koparmadı.
Onun varlığını bilmek bile insana huzur veriyor.
Sülalemizin okuyan, düşünen ve kültüre değer veren ender insanlarından biriydi.
O yıllarda evinde yaklaşık 500 kitaptan oluşan bir kütüphanesi vardı.
Onun bu yönünden o kadar etkilenmişim ki bugün ben de aynı şekilde kitaplara değer veriyorum ve ben de benzer büyüklükte bir kütüphaneye sahibim.
Onun bu yönünü örnek almış olmaktan dolayı büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum.
Düşünün ki yıl 1981…
Bugün bile o kültüre ve kitaba bu kadar değer veren insan bulmak gerçekten çok zor.
Böyle büyük değerler maalesef gün geçtikçe azalıyor.
3 Mart, Zikri amcamın doğum günüydü.
Bugün 77 yaşına ulaşmış bu kıymetli büyüğümüze Yüce Rabbimden sağlıklı, huzurlu ve bereketli daha nice yıllar diliyorum.
İyi ki varsın Zikri amca…
Allah sana hayırlı ve uzun ömürler nasip etsin.
Hasan Taş
Yorumlar
Kalan Karakter: