BİZ NEYİZ,BU DÜNYADA NE İÇİN GELDİK?
Peygamberimiz Hz. Muhammmed (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Din nasihattir.”(Samimiyettir)
"Kim için ya Rasûlullah?" dedik:
“Allah için, Allah’ın Kitabı için, Allah’ın Rasûlü için, Müslümanların ileri gelenleri için (idarecileri için) ve bütün Müslümanlar için,” dedi. (Müslim) Bu Hadis-i şerif, insanların birbirlerini Allah rızası için uyarmaları ve Allah’ın dinine sıkı sıkıya sarılmalarını bize emrediyor.
Nasihat; yol gösterme, akıl öğretme ve öğüt verme manalarına gelir. Yapılan işin her türlü aldatmadan uzak ve arınmış olması demektir. Saf ve halis kılmak, samimi olmak demektir.
Bu hususta İmam Şafi’inin sekiz öğütüne kulak verelim
Acaba bu sekiz şeyi nedir acaba diyenlere…
Biraz tebessüm
Biraz hüzün
Biraz nasihat almak isteyenler olur zannedersem.
İmam Şafii Hazretleri; Bir sabah namazdan sonra
evine dönerken yolda birine rastlar.
Adam önce selam verir,
iyi dilek ve duada bulunduktan sonra da
"hayırlı sabahlar"
manasında
"nasıl sabahladın? der.
İmam Şafii,
nasıl sabahladığını şöyle anlatır :
-Sekiz tane şeyin benden istendiğini düşünerek
sabahladım!:
... Adam şaşırır:
- Ya imam kim sizden
Sekiz şey isteyebilir?
Sizin kimseyle takışık bir işiniz yoktur ki?
İmam, tebessüm ederek meseleyi açar:
-Bak kardeşim; Benden her sabah kimler neler istiyorlar, der
ve bunuda şöyle izah eder:
1)-Rabbim benden farzını istiyor.
2)-Resulullah benden sünnetini istiyor.
3)-Aile çoluk çocuk günlük masrafını istiyor.
4)-Nefis kendine tabi olmamı istiyor.
5)-Şeytan arkasından gitmemi istiyor.
6)-Kiramen katibin melekleri iyi şey yazdırmamı
istiyor.
7)-Geçen günler ihtiyarlanmamı istiyor.
8)-Son olarak ta bendeki emanet canı almak için Azrailde hazır olmamı istiyor.
Evet muhterem kardeşlerim!
İşte ben bütün bu isteklerin muhatabı olarak
sabahlamış bulunuyorum.
Her sabah bu sualler cevap bekliyor...
Hazret-i Şafii'yi dinleyen adam düşünmeye
başlar.
Bir kaç saniyelik tefekkürden sonra sorar:
- Ya imam bu saydığın şeyler sadece senden mi
isteniyor yoksa benden de isteniyor mu?
İmam Şafii tekrar tebessüm eder ve şöyle der:
--Ben bilmem,sana da diyemem orasını da sen düşün der!
Adam başını aşağı eğer ve söylenerek devam eder.
-- Meğer her sabah benden neler isteniyormuş da,benim haberim yokmuş…
Ben de mutlaka düşünmeliyim bunları der!!!…
—-Bazen bende kendime soruyorum,ve bir hiç olmak istiyorum.
“Zaten genelde öyle değil miyiz? Bugün varız, yarın yokuz.
“”Bu dünya o kadar çok, o kadar çok sırlarla dolu ki, biz neyiz ki, biz kendimizin bile ne olduğunu bilmiyoruz.
Şairin dediği gibi, gidiyoruz gündüz gece bilmiyoruz ne haldeyiz.
Bugün varız, o da varsak, yarın yokuz.
Ölüm gelip çattığında, artık can boğaza dayandığında tevbenin bir geçerliliği yoktur.
“Bu halin gelmesini mi bekliyoruz? —Bizler bugün varız, yarın yokuz... Bu yüzden kimsenin kalbini kırmadan, ailelerimizi üzmeden, onlara iyilik ve güzellikte bulunarak, namazlarımızı hakkı ile kılarak, tesettürümüzü kuşanarak bu dünyada Allah'ın istediği gibi bir kul olma gayretine girmemiz gerekir.
Ahiret yurdu ise ebedi ve kalıcıdır. Ebedi ve kalıcı olan bir yurtta insan sürekli azap halinde kötü hal üzere kalmak istemez. Fakat cennet için de bu dünyada hiçbir çabası da yoktur.
İşte bu insan dünyayı asıl yurt zanneder ve bütün yatırımını buraya yapar. Neuzubillah... Böyle olmaktan, böyle yaşamaktan Allah'a sığınırız.
Aziz dostlarım: bizler de,sizler de, yani hepimiz..
Bu duygu ve düşüncelerle ilahi vazifelerimizin
idrak ve şuurunda olabilmek dileğiyle.
Selam ve duamla…
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ
Yorumlar
Kalan Karakter: