HAYVANLARIN DİLİNİ ÖĞRENMEK İSTEYEN ADAM!
Merak, insanda ve hayvanda gözlenen araştırma ve öğrenmeye yönelik bir davranış biçimidir. Ayrıca, merak, bu davranışa yol açan düşüncenin adıdır.
Bazende merak insanların başını istenmeyen belalara sokar.
Merak zihnin can suyudur”
“Kuşlar kanadıyla insan merakıyla uçar
Meraksız soru sorusu düşünce olmaz
Bende bugün merakla ilgili yazıyı kaleme aldım
“Adamın biri Süleyman Aleyhisselâm’a gelir ve hayvanların dilini öğrenmek istediğini söyler. Adama her ne kadar bunun mümkün olamayacağını anlatsa da adam diretir. Hz. Süleyman durumu Allahü Teâlâ’ya arz eder. Adamın çok istekli olduğundan bahseder. Sözü uzatmayalım Allah’ın izni ile adam hayvanların diline aşina olur ve ne söylediklerini anlamaya başlar.
Eve gider, hayvanlara yiyecek olarak bir parça ekmek atar ve horoz hemen ekmeği kapar. Köpek “sen küçük taneleri de yemektesin, ben onları yiyemiyorum. Ekmeği bana ver.” deyince “Merak etme yarın evin atı ölecek, ben et yiyemem. Sen onun etinden yersin, karnını güzelce doyurursun.” Der. Bunu duyan adam hemen atı alır pazara götürür ve satar. Sonra da takip etmeye başlar. Bakar ki ertesi gün at gerçekten ölür.
Eve gelip tekrar hayvanlara ekmek atınca yine horoz kapar ve köpeğe bir şey bırakmaz. Benzer konuşmalar tekrarlayınca Horoz, “Merak etme, yarın evin ineği ölecek. Sen onun etinden nasiplenirsin.” Deyince adam yine ineği alır ve pazara götürüp satar. Takip eder. İnek de ölür.
Adam, “Yahu Süleyman Peygamber bana öğretmek istemiyordu. Bak ne güzelmiş. Bir sürü zarara girmekten kurtuldum.” der ve eve gidip tekrar hayvanlara ekmek atar. Evvelkinde olduğu gibi yine horoz ekmeği kapar. Bu defa köpek diklenir. “Dur arkadaş, geçen gün ekmeği bana vermedin, at ölecek dedin, efendi götürüp atı sattı. Dün inek ölecek dedin, efendi onu da sattı. Artık rızkımı sana kaptırmam.” der. Horoz bu defa “İnan bana yarın efendi ölecek ve onun için birçok hayır yapacaklar, yiyecek dağıtacaklar. Sen de onlardan nasibini alacaksın.” der. Bu sözleri duyan adam hemen Hz. Süleyman’a koşar. “Aman, kapına geldim, hal mesele böyle böyle. N’olur beni kurtar.” deyince, Süleyman Aleyhisselâm “Sen insansın, hayvanların dilini öğrenmene gerek yoktu. İlk yanlışı burada yaptın. Fıtratında olamayan şeyler sana yük getirir.
Öğrendikten sonra atının ölmesi ineğine kefaret olacaktı, sen götürüp bunu sattın. İneğin ölmesi sana kefaret olacaktı. Kurt kuş bu hayvanlardan nasibini alacak, sadaka yerine geçecek ve sen de bu kaza oklarından kurtulacaktın. Ama sen, sana siper olacak tüm nesneleri ortadan kaldırdın. Yapacak bir şey yok.” der.
İnsan fıtratı üzerine hareket etmeli ve dışına çıkmamalıdır. İnsan olarak yaratılmışsak insan gibi davranmalıyız. Onun ötesine gitmemeliyiz. Allah’ın koyduğu -suyun boğduğu, ateşin yaktığı- kurallar dışına çıkmak doğru değildir.
Ateşe girebilmek için İbrahim olmak, bıçağın altına yatmak için de İsmail olmak gerek. Hayvanların dünyasına girebilmek için de Süleyman olmak gerek.
Benim gibi sade kullar için de “İslam’ın şartı beş, altıncısı da haddini bilmektir.” sözü neme yetmez vesselâm.
Mutluluk bazen az ile yetinmeyi bilmektir. Bazende az ile çok şeyi yapabilmektir.
Araştırmacı bey ilahiyat cihazlar Hüseyin Deniz
Yorumlar
Kalan Karakter: