HER ŞEYE BİR SUÇLU ARAMAYIN
Bugünkü konuma bir atasözü ile başlamak istiyorum:’Bana benden olur her ne olursa,başım selâmet bulur dilim durursa.
Cenabı hak Kur’an-ı Kerim’in bir ayeti ile bizlere şöyle buyururlar:
"Başınıza her ne musibet geldiyse kendi yaptıklarınız yüzündendir." (Şura 42; 30)"
İslâm âlimleri kıyameti üçe Ana unsura ayırırlar:
1. Küçük Kıyamet
2. Orta Kıyamet
3. Büyük Kıyamet
Küçük Kıyamet, her canlının, ecelinin gelmesi ve ölmesidir. Bir kimse ölünce, onun kıyameti kopmuş demektir.
Orta Kıyamet, bir milletin, hürriyet ve istiklalini, bugünkü deyimiyle özgürlük ve bağımsızlığını kaybetmesi, dünya haritasından silinmesidir.
Yüce kitabımız Kur'an'da bu kıyametten "Her ümmetin bir eceli vardır" (A'raf 34) şeklinde söz edilmektedir.
Bir millet sadece bağımsızlığını kaybetmekle tarih sahnesinden silinmez, aynı zamanda bir millet kendisine Allah tarafından verilen milli kimliğini, adını, dil ve kültürünü kaybederse de tarih sahnesinden silinmiş olur. Nitekim Kur'an'da Rad suresinde bu duruma şöyle dikkat çekilir:
"Bir kavm, özlerindeki (özlerini, güzel hal ve ahlâk ) ını değiştirip bozuncaya kadar Allah şüphesiz ki onun (halini) değiştirip bozmaz.." (Rad suresi 11)
Bir diğer ayette ise: "…Bir topluluk, kendilerinde bulunan (güzel ahlâk)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti/güzel bir durumu değiştirmez. Allah, şüphesiz hakkıyla işitendir, bilendir" (Enfal 8/ 53) buyrulmuştur.
Âyet-i kerîmede görüldüğü gibi, toplumsal değişmenin ve çöküşün sebebi, fertlerin kendi iradeleriyle inanç, ahlâk ve kültürlerini bozmuş olmalarıdır. Peygamber Efendimiz ""Bir millete benzemeye çalışan kimse, o milletten sayılır." (Ebu Dâvud, Libas; 4) diyerek toplumsal bozulmaya dikkat çekmiştir.
İslama göre bir milletin Allah tarafından kendisine verilen dil, örf, adet, kültür ve ahlak gibi özelliklere sahip çıkmayarak bunları bozması ve başka milletlere benzemeye çalışması Allah'a ve Allah'ın ayetlerine isyan etmek demektir. Çünkü başta Rum suresi 22. ayet olmak üzere Kur'an, insanların dillerinin, renklerinin ayrı ayrı olması ve insanların farklı milletler halinde yaratılmış olması Allah'ın varlığını ve gücünü gösteren ayetler, deliller olarak gösterilmiş ve bunlardan ibret almamız istenmiştir. (Bak: Şura suresi 8,)
İçki içerek, zina ederek, namaz kılmayarak, Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyerek Allah'a isyan etmekle, Allah'ın kendisine verdiği dil, kültür gibi değerleri bozarak isyan etmesi arasında hiçbir fark yoktur.
Tarih kitapları kendi elleriyle kültürlerini ve dillerini kaybederek tarih sahnesinden silinen sayısız milletten söz eder. Bu anlamda üzerinde yaşadığımız topraklar bir milletler ve devletler mezarlığıdır. Etiler, Sümerler, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi çok sayıda devlet bu coğrafyada yaşamış ve tarihin derinliklerinde kaybolup gitmişlerdir. Bu gün bu tehlike Türkiye cumhuriyeti için de söz konusudur.
Etrafımızda devletlerdeki savaşlar ve karışıklıklar yüzünden çayır içleri çayır yanıyor.
Bu kargaşayı yapanlar yaptıranlar her zaman belli ve hiçbir zaman rahat durmazlar Allah Kur’an-ı Kerim de bu düşmanları bize şöyle belirtmektedir:"Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez." (Maide 51)
Resulullah (s.a.v) şöyle derdi: "Allah ve âhiret gününe inanan bir kimse kâfiri kardeş, faciri arkadaş edinmesin. Kim kâfiri kardeş ya da faciri arkadaş edinse, facirdir, kâfirdir." (Bihar-ül Envar) böylesi toplumların başına her şey her an gelebilir.
Her şeyi düşmandan bilmek çaremidir?
Evet! Bu coğrafyada yaşamak istiyorsak hem bedel ödemeye hazır olmalı hem de milli ve manevi değerleri koruyan, benimseyen ve yaşayan, okuyan ve araştıran bir nesil yetiştirmek zorundayız.
Bu milletin düşmanının çok olduğu doğrudur. Tarih boyunca da bu hep böyle olmuştur. Fakat içine düştüğümüz kötü durumları düşmandan bilmekle işin içinden sıyrılamayız. Bizim bu düşmanlara karşı ne yaptığımız ve ne gibi tedbirler aldığımız önemlidir.
Atalarımız tarihin en büyük ve en uzun ömürlü devletlerini ve medeniyetlerini kurdular. Ama çok çalıştılar, bilime, teknolojiye ahlaka önem verdiler. Ah iç ve dış düşmanlar diye dövünmediler. Tedbir aldılar, plan ve program yaptılar.
Biz de bu topraklar üzerinde daha çok yaşayabilmemiz için tedbirler almalıyız, bahaneler aramamalıyız
Doğrusu da bu değilmidir?
”Allah bir kavmi bozmaz onlar bozulmadıkça." (Rad suresi/11)
Yani inançlı bir kavim azmadıkça
Başına bela gelmez.
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ
Yorumlar
Kalan Karakter: