HEYGİDİ KİTAP YÜKLÜ MERKEPLER..!
İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helâk mi edeceksin?
Â’raf 155
Elifi bitirdin Vav’ı bitirdin,
Telifi bitirdin savı bitirdin!
Selefi bitirdin tavı bitirdin,
Aç kitabı, kendi gözün ile bak:
Kitap yüklü merkep, olma diyor Hak!
Senin fıtratında ediplik yok mu?
İşin kontratında kâtiplik yok mu?
İrşat lügatinde hatiplik yok mu?
Aç kitabı, kendi gözün ile bak:
Kitap yüklü merkep, olma diyor Hak!
Hak!
Bülbül olup malayani şakısan,
Dokumanın envaini dokusan!
Dört kitabın alayını okusan,
Aç kitabı, kendi gözün ile bak:
Kitap yüklü merkep, olma diyor Hak!
Kürşad’ı bilmeden Ali’yim deme,
Dil şadı bilmeden deliyim deme!
İrşadı bilmeden veliyim deme,
Aç kitabı, kendi gözün ile bak:
Kitap yüklü merkep, olma diyor Hak! (Mehmet Şahan piri fani)
Allah Kur’an-ı Kerim ‘ de diyor ki!
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hûd Suresi, 112)
Yüce Allah’ın bu emri, sadece okunacak bir ayet değil; yaşanacak bir hayat nizamıdır. Bu ilahi emir, inançta, ahlakta, adalette, ticarette, ailede ve toplumun her alanında dosdoğru olmayı emretmektedir. Mümin, Allah’ın emrine teslim olur; nefsinin ve menfaatinin peşinden gitmez.
Ne acıdır ki bugün nice insanlar Kur’an’ı dillerinden düşürmezken, hayatlarında Kur’an’ın hükümlerine yer vermemektedir. Ellerinde kitap, dillerinde ayet, fakat kalplerinde dünya sevgisi vardır. İşte Kur’an’ın ifadesiyle “kitap yüklü merkepler” olmanın acı tablosu budur. Bilgiyi taşıyıp onunla amel etmeyen, hakikati bildiği hâlde işine gelmeyince görmezden gelen kimsenin ilmi, kendisine yük olmaktan başka bir işe yaramaz.
Hukuk fakültesi öğrencimizin açmış olduğu pankartta “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol”
Hukukun üstünlüğü ve adaletin hakimiyetiini haykırıyordu ama bir takip öğrenciler buna mani oldular
Ne yazık ki dosdoğru olmak, işine geldiği zaman doğru olmak değildir. Menfaati varsa dürüst, menfaati yoksa hilekâr olmak Müslüman ahlakı değildir. Allah’ın emri pazarlık konusu yapılamaz. Hak, şartlara göre değişmez; hak, haktır.
Bugün günlük hayatımıza bakalım…
Yalanın “beyazı” icat edildi. Gıybet sohbetin adı oldu. İftira sosyal medyada eğlenceye dönüştü. Kul hakkı sıradanlaştı. İnsanlar birbirinin kusurunu araştırırken kendi günahlarını görmez oldu. Oysa mümin, önce kendi nefsini hesaba çeker.
İş hayatına bakalım…
Helal kazanç yerine kolay kazanç tercih ediliyor. Eksik tartanlar, sahte ürün satanlar, vergiden kaçırmayı marifet sayanlar, emanete ihanet edenler, rüşveti normal görenler, hakkı gasp edenler… Sonra da bereket bekliyorlar. Bereket, haram lokmanın girdiği yere uğramaz. Allah’ın razı olmadığı kazanç, kasayı doldurabilir ama gönlü asla huzurla dolduramaz.
Maneviyatımıza bakalım…
Namaz var ama huşû yok.
Oruç var ama takva yok.
Sakal var ama edep yok.
Tesettür var ama iffet şuuru yok.
Hac var ama kul hakkına dikkat yok.
Kur’an okunuyor ama hükümleri yaşanmıyor.
İbadetler sadece şekilden ibaret kalırsa insanı değiştirmez. bunların kalpleri temiz modern Müslümanlar. Gerçek ibadet, insanı haramdan uzaklaştıran, doğruluğa yönelten ve Allah korkusunu kalbe yerleştirendir.
Müslüman olmak, sadece kimlikte “İslam” yazması değildir. Müslüman olmak; sözü doğru, özü doğru, ticareti doğru, ahlakı doğru, adaleti doğru olmaktır. Çünkü Allah, eğriliği değil istikameti emretmektedir.
Peki bu pankartta niye rahatsız oldunuz?
Bugün en büyük ihtiyaç doğru ve dürüst olmak dosdoğru insanlar olmaktır.
Evinde doğru…
Sokakta doğru…
İş yerinde doğru…
Mahkemede doğru…
Sandıkta doğru…
Kürsüde doğru…
Seccadede doğru…
Kimsenin görmediği yerde de doğru…
Çünkü mümini insanlar değil, Allah görmektedir.
Ey kendini sorgulamaktan kaçan insan!
Kur’an sana vitrin süsü olsun diye inmedi. Okuyup geçmen için değil, hayatını değiştirsin diye gönderildi. İlmiyle amel etmeyen, bildiği hakikati yaşamayan kimse, taşıdığı bilgiyle övünmesin. Zira Allah katında değerli olan çok bilmek değil, bildiğiyle yaşamaktır.
Geliniz, Rabbimizin emrine kulak verelim:
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”
Bu emrin yanında olalım; karşısında değil.
Çünkü kıyamet günü bizi kurtaracak olan, konuştuğumuz doğrular değil; yaşadığımız doğrular olacaktır.
Allahın şu ayeti kelimesine kulak verelim:
Allah'ın âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. İşte onlar, yalancıların kendileridir.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: