İHLAS VE SAMİMİYET
İnsanların Allah katındaki kıymeti, dış görünüşlerine ve mal varlıklarına göre değil niyetlerinin samimiyetine ve işledikleri amellere göredir. Bu konuda Allah Resûlü şöyle buyurmaktadır: "Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar." (Müslim, Birr, 34)
Niyetin samimiyeti, ihlâslı amelle, kalbin temizliği de dışa yansıyan samimi tutum ve davranışlarla belli olur.
Peygamberimiz (sas) bir gün ashâbına niyet ve amelde samimiyetin, sadece Allah’ın hoşnutluğunu dileyerek bir işi yapmanın önemini şu kıssa ile anlatmıştır:
Geçmiş zamanlarda yağmurdan kaçarak mağaraya sığınan üç kişi, bir kayanın yuvarlanıp mağaranın ağzını kapatması üzerine çaresiz kaldılar;
Bunun üzerine şöyle dediler:
"- İyi amellerimizle duâ etmekten başka bizi buradan hiçbir şey kurtaramaz!"
İçlerinden birisi şöyle duâ etti:
"- Allâh’ım! Benim çok ihtiyar annem ve babam vardı. Onlardan evvel ne çocuklarıma ne de hayvanlara bir şey içirmezdim. Günün birinde odun toplamak için uzaklara gitmiştim. Onlar uyuyuncaya kadar dönemedim. Akşam yemeklerini hazırladım; fakat onları uyumuş buldum. Onları uyandırmayı ve onlardan evvel âilece süt içmeyi hoş görmedim. Çanak elimde olduğu hâlde onların uyanmalarını bekledim. Nihâyet gün ağarmaya başladı. Çocuklar ayaklarımın altında açlıktan ağlıyorlardı. Derken, annem ve babam uyandılar ve sütlerini içtiler. Allâh’ım! Eğer bu işi Sen’in rızân için yapmışsam, bu taştan çektiğimiz belâyı bizden uzaklaştır!"
Bunun üzerine taş bir parça açıldı, lâkin çıkılacak gibi değildi.
İkincisi şöyle yalvardı:
"- İlâhî! Amcamın bir kızı vardı ki, onu herkesten ziyâde seviyordum. (Bir rivâyete göre: Bir erkek, bir kadını ne kadar sevebilirse, ben de o kadar seviyordum.) Onunla beraber olmak istedim. Lâkin teklîfimi kabûl etmedi. Birkaç sene sonra bir kıtlığa uğrayınca bana başvurdu. Kendisini bana teslîm etmesi şartıyla ona yüz dirhem vereceğimi söyledim. (Çâresiz) kabûl etti. Bu sûrette fırsat elverince, (kendisine el uzatacağım sırada o):
'Allâh’tan kork da haksız olarak mührümü bozma!' dedi. Ben de (Allâh’tan korkarak) bu çok sevdiğim kadından (o bana teslîm olmak zorunda kaldığı hâlde) uzaklaştım. Verdiğim paraları da ona hibe ettim. Allâh’ım! Eğer bu işi sırf Sen’in rızânı kazanmak için yapmış isem, içinde bulunduğumuz belâyı üzerimizden gider!"
Mağaranın kapısı bir parça daha açıldı, (ancak) yine çıkılabilecek derecede değildi.
Üçüncü şahıs da şöyle duâ etti:
"- Allâh’ım! Ücretle birkaç amele tuttum ve ücretlerini verdim. Lâkin biri ücretini almadan bıraktı gitti. Onun ücretini ürettim. Onun hesâbına mal çoğaldı. Bir müddet sonra o adam yanıma gelerek:
'Ücretimi ver!' dedi.
Ben de:
'Şu gördüğün deve, öküz, koyun vs. senin ücretinden üremiştir, al hepsini götür!' dedim.
Şaşkınlık içinde kalan işçi sürüyü ve çobanı alıp gitmiş, olayı anlatan şahıs da, Allah’ım! Sen de biliyorsun ki ben bunu sadece senin rızan için yaptım." diyerek mağaranın açılması için Allah’a yalvarmıştır.
Bunun üzerine Allah kayanın açılmasını ve onların mağaradan kurtulmalarını sağlamıştır. (Buhârî, Edeb, 5)
İbadetlerin az veya çok olması değil, ihlâsla yapılmış olması önemlidir.
Onun için Hz. Ali, "Amelin az olup olmamasını değil, makbul olmasını önemseyin." Zira amelin kabulü, büyük ölçüde ihlâsla yapılmış olmasına bağlıdır.
Allah Resûlü, namazlarının ardından,
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim Enam 162’de şöyle buyurmaktadır:
Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. Allah Resulü de:"Ey Rabbimiz ve her şeyin Rabbi! Beni ve ailemi dünya ve âhirette her an sana ihlâsla bağlı kıl. Ey yücelik ve ikram sahibi!.." duasıyla Cenâb-ı Hakk'a niyazda bulunmuştur. (Ebû Dâvûd, Vitr, 25).
Ey..Rabbimiz bizleri kendine ihlaslı ve samimi kullarından eyle.
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin Deniz
Yorumlar
Kalan Karakter: