R-KOMPLEKSİ TOPLUMSAL ZEKA TESTİ
Necdet TOPÇUOĞLU

Necdet TOPÇUOĞLU

ŞİMAL YILDIZI

R-KOMPLEKSİ TOPLUMSAL ZEKA TESTİ

07 Eylül 2020 - 00:00

Alman toplumu analitik düşünen mühendis kafalı bir tolum olarak bilinmektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyadaki birçok sosyal bilimcinin beynine bir soru takılmıştır. Kant, Hegel gibi büyük filozofları, Einstein gibi bir bilim adamını, Goethe gibi büyük bir yazarı, Wagner gibi büyük bir besteciyi çıkarmış Alman toplumu, nasıl olur da Hitler gibi bir delinin peşinden gitmiştir.
 
Sosyal bilimciler, bir türlü sağlıklı düşünen bir toplumun mantığının nasıl servis dışı bırakıldığına akıl sır erdirememişlerdir. Uzun süren bilimsel çalışmalardan sonra, sorunun bazı ipuçlarına ulaşmışlardır. Bilim insanları bu durumun beyindeki R-Kompleksi denilen bölgenin baskı altına alınmasından ileri geldiğini keşfetmişlerdir. R-kompleks, "sürüngen beyin bölgesi" demektir.
Her beyinde bulunur. R-kompleksle yönetmek, kitlelerin beynindeki "ilkel içgüdüleri aktive ederek, mantıklı düşünmeyi baskılamak" demektir.
 
Bu ilkel ruh hali, Afrika ve Güney Amerika’nın geri kalmış toplumlarında sıkça görülebilmektedir. Ancak İtalya ve Almanya gibi bilim, sanat ve felsefeye katkılar yapan, ünlü kişiler yetiştiren gelişmiş kültürlerde nasıl ortaya çıktığı araştırma konusudur. Araştırmacı Mac Lean, aşağılık veya üstünlük kompleksi gibi algı yönetimi ile başlatılan ve sürdürülen toplumsal ruh sağlığı sorununun üç aşamada meydana geldiğini tespit etmiştir.
 
 
Bunlar; Toplum ve bireyler, önce “Biz ve Onlar veya Ötekiler” diye gruplara bölünüyor. Ardından, korku ve dehşet kültüründe yaşamaya zorlanıyor. Daha sonra da karşıt gruplara bölünen ve çatışmalar içinde bunalan toplum, zalim düşmanlara karşı ilkel bir birlik ve bütünlüğe sığınıyor.
 
 
R-kompleksi’ne tutulmuş olan gruplar, çaresizlik içinde bunalan, ezik ve yenik düşmüş bireyler, eşlerinden, patronlarından, güçlü sınıflardan nefret ederken, korku ve çatışma ortamını yaratan masum ve mağdur görünen liderleriyle özdeşlik kurmaktadırlar. Algı yönetimini tasarlayan ve yöneten lider, topluma şu mesajı vermektedir. Ben de sizler gibiydim, ama bugün sizden farklı bir yerdeyim ve güçlüyüm. Oylarınızla, beni destekleyin ki düşmanlarımızın canına okuyayım, sizleri ve toplumu refaha ulaştırayım. Nitekim Hitler seçimle iş başına gelmiş bir liderdir. Alman Halkı beni seçmekle en doğru kararı verdi, bende bir daha onlara sorma gereğini duymadım. Çünkü halk her zaman doğru kararı veremez demiştir.
 
 
R-Kompleksine göre algı yöneten bir lider, sürekli olarak yeni bir ülke, yeni bir toplum ve hatta yeni bir dünya yaratmaktan söz eder. Kültürel değişim yönünden geleceğe değil, geçmişin şanlı zaferlerine, mutlu günlerine vurgu yapar. Kendisine bağlı toplulukların egosunu överek gözetim ve denetim altında tutmaya çalışır. Zora düştükçe dine sarılır. Tanrı’nın kendisine kutsal  görevler verdiğinden söz eder. Bu inancını savunan sadık danışmanlar bulur. Şüpheye düşen, sorgulayan yoldaşlarla yolunu ayırır. Direnenleri uzaklaştırır.
 
 
İlkelere değil sandıktan çıkan ve çıkacak oylara önem verir. Kendisini destekleyen grupların yoksulluktan kurtulmasını istemez. Zengin koruyucular yaratırken, yoksulların yokluktan yakınmasına fırsat vermez. Her konuda konuşarak, dünya güçlerine meydan okuyarak adını gündemde ve manşette tutmaya çalışır. Bu davranış biçimi yürütülen algı yönetiminin bir gereğidir.

Yerini ve gücünü korumak için uygarlığın ve insanlığın evrensel değerlerini inkar ve ters yüz etmekten çekinmez. Bu rolünü öylesine içselleştirir ki, zamanla bütün söylediklerine, kendi kerametine, yakın çevresiyle birlikte inanmaya başlar. Bu son aşamada dönüşü olmayan sınıra ulaşılmış demektir. Artık, geri dönülmesi mümkün değildir. Asla hata yaptığını kabul etmez. Kendisine yanlış yaptıranlardan yakınır. Son saatlerinde Hitler hep Alman Halkını suçlamıştır.

R-Kompleksine tutulmuş toplulukları yöneten güçler, asla bir köşeye çekilip gücünü yenilemeyi düşünmezler. İktidar ve itibarlarını korumak için her şeyi değiştirmeyi savunurlar. Kafada oluşan kesin düşünce, tarihin efsane liderler katında yerini alacağı günleri beklemektir. R-Kompleksine göre algıyı yöneten liderler kolaylıkla iktidara gelebilirler. Ancak Almanya’da olduğu gibi giderken, topluma çok ağır bedeller ödetirler. Sosyal bilimciler R-Kompleksine kapılarak, liderleriyle özdeşleşen toplumların durumunu bir zeka testi uygulaması olarak değerlendirmektedirler.
 
 

  • Reklam
Reklam