TEHLİKE ÇOK BÜYÜK
Necdet TOPÇUOĞLU

Necdet TOPÇUOĞLU

ŞİMAL YILDIZI

TEHLİKE ÇOK BÜYÜK

09 Mayıs 2022 - 00:27


Necdet Topçuoğlu

Bu gün Türkiye'nin içine düştüğü felâketi en açık şekilde gören siyasetçi Sayın Ümit Özdağ olmuştur. Suriye'den blok halinde insanların Türkiye'ye kaçması için yoğun bombalamalar yapılmıştır. Olayın perde gerisinde çok kirli plânların olduğu görülmektedir. Bunu halkın çoğunluğunun görememesi doğaldır. Ancak aydınların ve ülkeyi yönetenlerin görmemiş olmaları düşünülemez.

Türkiye'ye milyonlarca Suriye'li geldikten sonra, İran üzerinden Afgan savaş kaçkınları da gelmeye başlamıştır. Gelenlerin tamamına yakınının genç, savaşma yeteneği olan insanlardan oluştuğu görülmektedir. Bu düzensiz göçün adı konulmamış istila planı olduğunu söyleyen iktidar paydaşları bulunmaktadır. Ancak söylemek yetmez tedbir alınması zorunludur.

Söz konusu kirli plânın çok uzun vadeli olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye'nin 2053 yılı nüfus projeksiyonları hesaplandığında 35 milyon Suriye'li nüfusun olacağı tahmin edilmektedir. Bu tam anlamıyla Türkiye'nin nüfus yapısının değiştirilmesi operasyonudur. Hatta daha ileri aşamada "Büyük Sıfırlama Projesi" hedeflenmektedir. Bu emperyalist proje öncelikli olarak Türkiye merkezli Akdeniz Havzasını hedef almaktadır.

Önceki yıllarda bazı kaynaklarda yayımlanan makalelerde Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzasının, kuzeyi ve güneyiyle birlikte yeniden şekillendirileceği anlatılmıştır. Bu operasyonu açık kalp ameliyatı gibi düşünürsek, bölgenin by pass edilerek, yerine yeni kalp takılmak istendiğini söylemek mümkündür. Büyük plan parça parça hayata geçirilmektedir. İleride bütün parçalar birleştirildiğinde gaflet ve ihanet içinde bulunanlar olayın farkına varacaklardır. Ancak iş işten geçmiş olacaktır.

Bir ülkenin nüfus yapısının değiştirilebilmesi için mevcut nüfusunun da elenmesi zorunludur. Dışarıdan gelen göçlerle bir ülke sarsıntı geçirebilir. Ancak yıkılması mümkün değildir. Şayet aktif nüfus saf dışı bırakılırsa o ülkenin ayakta kalması mümkün olmaz. İşte bu dolaylı bir savaştır ve Türkiye bu savaşın göbeğindedir. Ülke nüfusunun elenmesini pandemi ile denediler. Ancak yapılan açıklamalardan beklentilerinin karşılanmadığı anlaşılmaktadır.

Türkiye'de bir şehirden başka bir şehre, arı kovanı taşımak için bile yetkililerden bir sürü belge almak zorunludur. Hatta para da yatırmak gerekir. Yaylalara hayvan çıkarmak dahi belgeye bağlamamışken, sınırlarımızdan yolgeçen hanı gibi mültecilerin elini kolunu sallaya sallaya geçmeleri kabul edilebilir değildir. Sorumlular ya gaflet içindedir, ya da kullanılmaktadır. Türkiye'ye belgesiz veya sahte kimliklerle giren ve ülkenin her tarafına çekirge sürüsü gibi dağılan yabancılar yüzünden öz vatanımızda sıkıntılar yaşanmaktadır. İnsanlar yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumludur. İşte bu konuda üzerine düşeni yapmayan muhalefetin de sorumluluğu bulunmaktadır.

Maalesef Türkiye'nin içine, ülkelerinde yaşadıkları iç savaş tecrübesi olan insanlar doldurulmuştur. Din kardeşliği ve soy kardeşliği gibi duygusal gerekçelere sığınmak yanlıştır. Onları bu ülkeye gönderenler vakti zamanı gelince kullanacaklardır. Bu durum, Rus ordusunun Ukrayna sınırına aylarca yığınak yapmasına benzemektedir. Yapılan yığınak orada nasıl kullanılmışsa, Türkiye de de kullanılması kaçınılmazdır. Sözün tamamı deliye söylenir. Geri kalanını mutlaka birçoğumuz anlamıştır.

Hatırlarsanız Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı sırasında kendi vatandaşı olan Ermeni ve Rum'ların kışkırtılmasıyla içerden vurulmak istenmiştir. Sonunda Devlet bu meseleyi tehcirle halletmek zorunda kalmıştır. Yönetim hataları nedeniyle benzer sorunları tekrar yaşamak zorunda kalabiliriz. Zaman zaman çıkartılan olaylarla halkın sinir uçları test edilmektedir. Yabancılara gözünüzün üstünde kaşınız var denmezken, kendi vatandaşlarımız ırkçılık suçlamalarıyla baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.

Bu işin sonunda çatışma potansiyeli görünmektedir. Hendek savaşları sonucunda ele geçirilen ilçeleri geri alabilmek için en seçkin vatan evlâtları şehit verilmiştir. Kurt kan kokusunu almış ve genlerinde bulunan cesaretle beklenen çıkışı yapmıştır. Düzensiz göç ile yapılmakta olan işgal planına karşı Sayın Ümit Özdağ'ın göstermiş olduğu haklı tepki yasal çerçevede desteklenmelidir. Bu konu siyaset malzemesi yapılmayacak kadar hassas ve önemlidir. Umarım anlamışızdır. İş işten geçtikten sonra anlamanın bir faydası olmayacaktır diye düşünüyorum.