Şeytana soruldu ; Sen ne yaptın?
Reklam
Reklam
Recep Bayraktaroğlu

Recep Bayraktaroğlu

Hayatın İçinden Nükteler
  • Instagram
  • LinkedIn

Şeytana soruldu ; Sen ne yaptın?

23 Nisan 2019 - 00:07

KISSADAN HİSSE ;

Şeytana soruldu ; Sen ne yaptın? 

Eşek ağaca bağlıydı..
Şeytan geldi ve ipini çözdü..!!
Eşek komşunun tarlasına girdi, kuru ve yeşil ne varsa yemeye başladı..
Tarla sahibi çiftçinin karısı eşeği gördü ve tüfeğini çıkartarak eşeği öldürdü..
Eşeğin sahibi tüfek sesini işitti, baktı ki eşeği ölmüş, sinirlendi, 
çiftçinin karısının üzerine kurşun boşalttı..!!
Çiftçi döndü, karısını ölmüş bulunca tüfeği aldı ve eşeğin sahibini öldürdü... 
Eşeğin sahibinin oğlu, babasını ölmüş bulunca, silahı aldı tarla sahibi ve büyük oğlunu öldürdü..
Haber tarla sahibinin ailesine ulaştı, 
hepsi silahlarını aldılar ve eşek sahibinin çiftliğine hücum ettiler, 
evde kim varsa öldürdüler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yaktılar..!!! 
Şeytana soruldu ;
-Sen ne yaptın ?..
Şeytan cevap verdi ; 
-Hiiç...Ben sadece ipini çözüp eşeği saldım..
Velhasıl..
Bir şeyleri perdelemek için sansasyon istediğinde oradaki eşekleri sal, yeter....


***


Oduncu ile yılan'ın hikayesi

Zamanın birinde bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaratana olan aşkı "yılan bile olsa"yaratılana yansımış ve yılanı vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış, dile gelmiş."Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, ben de sana bir iyilik edeceğim"demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve oduncuya uzatmış."Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim."Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş.
Hiç kimseye olan biteni anlatmamış, ailesi dâhil. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Gel zaman git zaman, oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş.

Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış."Git kör kuyunun başına ve oğlum olduğunu söyle, yılan sana altın verecek" demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş, yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş.

Oğlan önce inanmadığı hikâyenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, kim bilir daha ne kadar altın var kuyudan içeride demiş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.

Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor.Yılan o arada görünmüş ki, kuyruğu yok ve kanlar içinde.. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, 
yıllardır velinimeti olan yılan yaralı...
Hatalı olan oğlum olmalı demiş ve yılandan özür dilemiş. Tekrar dost olalım demiş...
Yılan ise acı acı gülümsemiş. Çok isterdim ama... Sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Şerafettin Bayraktaroğlu
    2 ay önce
    Kıssadan hisse keşke alabilsek. Sahi bu ülkede her şeyin. Her kurumun her bireyin ipini kim çözdü. Çözenin şeytan olmadığı açık.