Reklam
Reklam

İSKENDERİN HIZIRLA YOLCULUĞU ÖZET

MS 300 yıllarında son şeklini alan ab-ı hayatla ilgili efsanenin Grekçe ve Süryanice metinleri şöyle özetlenebilir: İskender insana ebedi hayat veren bir su olduğunu alimlerden öğrenir. Bu suyu aramak için ordusuyla yola çıkar

İSKENDERİN HIZIRLA YOLCULUĞU ÖZET

MS 300 yıllarında son şeklini alan ab-ı hayatla ilgili efsanenin Grekçe ve Süryanice metinleri şöyle özetlenebilir: İskender insana ebedi hayat veren bir su olduğunu alimlerden öğrenir. Bu suyu aramak için ordusuyla yola çıkar

İSKENDERİN HIZIRLA YOLCULUĞU ÖZET
10 Haziran 2020 - 21:00

. Maceralı bir yolculuk yapar, askerlerinden ayrılmak zorunda kalır. Yanında sadece aşçısı (bazı metinlerde bu aşçı Andreas'tır) vardır. Aşçı yemek hazırlamak için bir çeşmeye varır. Elindeki tuzlu balık suya düşer ve canlanır. Aşçı bu suyun hayat suyu olduğunu anlar, bir miktar içer ve geri döner. Olanları İskender'e anlatır. İskender bu çeşmeyi arar ancak bulamaz. Aşçıya kızar ve öldürmek ister, ancak bir türlü öldüremez. Bu sebeple boynuna taş bağlayarak denize atar. Aşçı bir deniz cinine dönüşür ve ebedi hayatına devam eder. (Ocak, 2007: 55).

Konu bazı benzerliklerle Kur'an'da özetle şöyledir : İsrailoğullarının peygamberi Hz. Musa bir gün yakını bir gençle birlikte, kendisiyle buluşması emredilen bir kişiyle görüşmek üzere yola çıkar. Buluşma yeri "mecmau'l-bahreyn (iki denizin birleştiği yer)"dir. Hz. Musa burayı varabilmek için yanına azık olarak balık almıştır. Çünkü balığın bu suya değince canlanması bir işarettir. Ancak genç arkadaşı, sahilde uğradıkları bir kayanın yanında balığın denize kaçtığını Hz. Musa'ya söylemeyi unutmuştur. Acıkıp balığı yemek istediklerinde genç o layı hatırlar ve durumu Hz. Musa'ya anlatır. Bunun üzerine Hz. Musa o kayanın bulunduğu yere döner ve aradığı kişinin orada olduğunu görür. Bu kişi kendisine Allah tarafından rahmet ve gizli ilim verilen bir kuldur. Hz. Musa hemen kendisini yanına almasını ve bildiklerini ona da öğretmesini ister. O kul önce buna yanaşmaz, ancak ısrara dayanamaz, yaptığı işlerle ilgili soru sormamak kaydıyla Hz. Musa'yı yanına alır. Yolda kul bir gemiyi deler, bir çocuğu öldürür, kendilerine yardım etmeyen bir toplumun bulunduğu yerde yıkılmak üzere olan bir duvarı doğrultur. Hz. Musa her defasında bunların sebebini sorar, o kul da Hz. Musa'ya ters gelen bu işlerin tek tek hikmetini aç ıklar, bunları Allah'ın emriyle yaptığım anlatır ve sonra ayrılırlar. Burada "kul" olarak geçen kişi hadis kitaplarında ifade edildiğine göre Hızır'dır (Ocak, 2007: 45-6).


Hızır bir peygamberdir ve İskender onu askerlerine komutan yapmıştır. Ayrıca Hızır'a, kendisine rehber olması durumunda sözünden çıkmayacağına dair söz de vermekte, ferman senindir demektedir. İskender'le Hızır ab-ı hayatı aramak için birlikte yola çıkarlar. Yolda ağaç kabuğundan elbiseler giyen ve sadece sebze yiyen bir halkla karşılaşırlar. Kendisinden yaklaşık dört bin yıl evvel yaşamış olan Zülkarneyn-i Evvel'in mezarına rastlarlar. Mezardaki levhaya Zülkarneyn-i Evvel şöyle yazdırmıştır: "Ey İskender, ben de senin gibi dünyayı hükmüm altına aldım, ab-ı hayatı aramaya çıktım, ancak ona ulaşamadım hayatın ardından insana mutlaka memat erişir.

Benim halim akıllı bir insan için ibret olarak yeter.". İskender-i Zülkarneyn. kendisinden önce yaşamış olan Zülkarneyn-i Evvel'in yazdırdıklarını okuyunca içi ürperir, ağlar. Buradan anlaşıldığına göre ölümsüzlüğü bahşeden su, İskender'den dört bin yıl evvel de aranmıştır. Elbette bu tür metinlerde zikredilen sayılar çoğu zaman gerçeği yansıtmaz, hayalidir. Ancak ölümsüzlüğe ulaşma düşüncesinin geçmişine, İskender-i Zülkarneyn'e ders vermek niyetiyle de olsa yaptığı gönderme nedeniyle önemlidir. İskender buradan ayrılır. Yolda domuz şeklinde devlerle, zehirleri ateş gibi yılanlarla ve kaplanlarla karşılaşırlar, hepsini helak ederler. Sonra işleri büyü olan cadılar şehrine gelirler. Cadılar şahla konuşurlar, onun geliş maksadını öğrenirler ve sihirle gönlünü alıp şahın çevresini ateşle çevirirler. İskender kurtulamayacağını anlayınca Hızır'dan yardım ister. Hızır şaha , "Korkma, Hakk rahman ve rahimdir, ihlas ile yapılacak dua geri çevrilmez." der, kurtulması için dua eder, bu duaya İskender amin der ve gökyüzünü bir bulut kaplar. Bir süre sonra şiddetli bir yağmur başlar ve yeryüzünde ateşten eser kalmaz, İskender de kurtulur. Bu olaydan da rahatlıkla anlaşılacağı üzere Hızır, İskender'e sadece hayat suyunu bulma konusunda rehberlik yapmamakta, onu sıkıntılı hallerden de kurtarmaktadır. Bu durum, Doğu kültüründe sıklıkla karşımıza çıkan Hızır'ın vasıflarına da uygun düşer.

İskender ve askerleri yola devam ederler, sadece kadınların yaşadığı Şadkam şehrine gelirler. Şehirde yaz kış yapraklarını dökmeyen ulu bir ağaç vardır. Bu ağaç, onların mabududur.m, fakat ona ulaşamazlar. Hızır'ı ararlar, bulamazlar. Hızır ab-ı hayatı bulmuştur, ondan içer ve ölümsüzlüğe ulaşır.

İskenderin üstüne giydirilen bu hikayenin kökeninin Gılgamış destanına kadar ulaştığına dair görüşler mevcuttur.
 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum