Diyanetin “DEİZM” Korkusu!
Abdulbaki ERDOĞMUŞ

Abdulbaki ERDOĞMUŞ

Abdulbaki ERDOĞMUŞ

Diyanetin “DEİZM” Korkusu!

07 Kasım 2018 - 20:16

 

Çürümüş Müslümanlık anlayışını bir tehlike ve tuzak olarak görmeyen ve görme basiretini yitiren bazı dini çevrelerin, gençlerin deizme yönelişi karşısında irkilmeleri, paniğe kapılmaları ve “ecdad dini” etrafında birleşme gayretleri hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan; on binlerce ilahiyatçının olduğu bir ülkede böyle bir gelişmeye ilgisiz, duyarsız kalmaktır. Gençlerin arayışını, ‘sorgulayıcı bir fikrin tezahürü’ olarak değerlendirmek yerine, “sapkınlık” olarak değerlendirilmesini görmezden gelmek, buna duyarsız ve tepkisiz kalmak, bir ilahiyatçı olarak en azından benim için kabullenecek bir durum değildir.

Bu nedenle gelişmelerin, özellikle Diyanet İşleri Başkanı tarafından “Deizm” olarak yorumlanıp tehlikeli bir hareket olarak ilan edilmesi, gerçeklerden uzak olsa da, üzerinde durmaya değer bir yorum olduğunu düşünüyorum.

İtiraf etmeliyim ki, Sayın Başkan’ın, gençlerin deist yöneliminin nedenini, çürümüş Müslümanlık anlayışına, dini örgütlülüğe, din-siyaset, Diyanet-devlet ilişkisine bağlamak yerine, “misyonerlerin bir tuzağı” olarak dış güçlere bağlaması, üzüntü ve endişe vericidir. Çünkü Müslümanların yaşadığı din; misyonerler tarafından değil, egemenler, din üzerinden statü elde edenler, iktidar/güç yanlısı din adamları tarafından şekillendirilmiştir.

Bugün de Din-siyaset-ticaret sentezi ile inşa edilen modern camilerin, Kur’an Kurslarının, külliyelerin,  “ibadet olarak sergilenen” ritüllerin, Kandil programlarının, camilere teşrif eden devlet ve siyaset erkânı için yapılan merasim ve şölenlerin, karşılama ve uğurlama seremonilerinin, gösterişli Cuma konvoylarının, politik Cuma hutbelerinin, cemaatin teşvik edildiği tezahürat ve gösterilerin görmezden gelinerek, sorunun kaynağını dışarda aramak trajikomik bir tespittir. Ne yazık ki, Diyanet İşleri Başkanı bu açıklamalarıyla dinbazların, dinci politikacıların, fanatik dincilerin, şarlatanların ve örgütlü yapıların ekmeğine bal, yağ ve kaymak sürmüştür.

Kuşkusuz, misyonerlerin Müslüman dünyasındaki etkileri inkâr edilemez. Birçok batılı bilim insanlarının İslam’ı kendi perspektiflerinden değerlendirdikleri bilinmektedir. Bunun için başta Arapça ve farsça olmak üzere çok sayıda dil öğrenerek İslam hakkında incelemeler, araştırmalar yapılmış ve bu alanda çok sayıda eserler yazılmıştır. Sorunu, misyonerlik faaliyetlerine bağlamak bir acziyet, zaafiytten öte gerçeği saptırmaktır.

Asıl sorun; Aklı devre dışı bırakan, "din mantık işi değil" diyen, Ahlak, Adalet, Akıl, İlim ve bilimi dinden soyutlayan yozlaşmış, çürümüş Müslümanlığımızdır..!

Asıl sorun ve en büyük tuzak; Taakkulu, Tezekkürü, Tefekkuhu, Tedebbürü ve Tefekkürü dini hayatın dışına iten, dinden ayrıştıran ve iman için gereksiz gören hastalıklı din anlayışımızdır..!

Ne yazık ki hastalık oluşturan virüs/mikrop kendi bünyemizde, din adamları aracılığıyla yayılmakta ve yeni hastalıklar ve hastalar üretmektedir. Bilmeliyiz ki, hasta olan deist gençlerimiz değil,  hasta olan biz Müslümanlarız, hastalık üreten bizim dinimizdir..!

Gençlerin isyanı biz Müslümanlaradır, bizim dinimizedir..!

Gençlerin isyanı Allah'a, Resul-i Ekrem'e, Allah'ın dini İslam’a değil, yoksulluk, sefalet, cehalet, şiddet, savaş, terör üreten Müslümanlığa, Müslümanların dininedir..!

Kanaatime göre Türkiye’de yaygınlaştığı iddia edilen Deizm; esas itibariyle Diyanet’e, cemaatlere, tarikatlara, şeyhlere, hocalara, toplum üzerinde sulta oluşturmuş din adamlarına, dinbazlara, dinci politikacılara, yobazlığa, dini örgütlülüğe, dini ticarethanelere, yalan ve hurafelerle çeşitlendirilmiş ve “İslam” adı altında uydurulmuş bir dine, yani egemenlerin, iktidarın dinine karşı kıyam, isyan ve sorgulama hareketidir.

Din adamlarının, dini kurumların, dini partilerin, dinde örgütlülüğün neden olduğu karanlık bir dünyadan aydınlık bir dünyaya açılmanın neresi sapkınlıktır? Bu arayışın Allah’ın dini için bir tehdit ve tehlike oluşturduğunu hangi ayet açıklamaktadır? Atalarının hurafelerle karışmış dininden Allah’a yöneliş kimler ve hangi düzen için tehdit oluşturabilir? Gençlerin hakikat arayışları bizleri neden korkutsun?

“Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgâr dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: “Buradayım” der.”

Elbette dini sadece akıl ile kavramak mümkün değildir ancak akıl olmadan din de olmaz, dindar da olunmaz. “Andolsun size, içinde şerefiniz bulunan bir kitap indirdik. Aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Enbiya/21:10)

”Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.” (Yunus/10:100)

Her toplum ve herkes Müslümanlığı örf, adet, gelenek ve kültür olarak “din” edinebilir ve buna da “İslam” diyebilir ancak İslam; akledenlerin dinidir ve ancak akledenler İslam’ı ‘DİN’ edinebilir.!

Zulüm, cehalet, ayırımcılık, ırkçılık, yoksulluk, yolsuzluk, talan, yağma ve şiddet üreten Müslümanlık hüküm sürdüğü müddetçe dinimizin geleceği de hep karanlık olacaktır..!

Tefessüh eden gençlerimiz değildir, Müslümanlığımızdır…dindarlığımızdır…kendi ellerimizle yapıp uydurduğumuz dinimizdir..!

Çekin ellerinizi gençlerimizin üzerinden..! Düşün artık gençlerimizin yakasından..!

Gençlerimizin DEİST olmaları İKTİDARPEREST Müslüman olmalarından çok daha hayırlı ve çok daha onurludur..!

 

Abdulbaki Erdoğmuş

 

  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Reklam