Sinoplular ve Boyabatlula…

Sn. Ahmet Küçükbaş beyin "Sinoplular ve Boyabatlula…" başlıklı bu güzel yasasını siz değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz..

Sinoplular ve Boyabatlula…

Sn. Ahmet Küçükbaş beyin "Sinoplular ve Boyabatlula…" başlıklı bu güzel yasasını siz değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz..

Sinoplular ve Boyabatlula…
07 Mayıs 2022 - 16:29

Ahmet Küçükbaş 

Aslında biz Boyabatlılar Sinopluların iyi giyinmelerine, kibar konuşmalarına, görgülü ve başkalarına biraz tepeden bakan kendini beğenmişliklerine hayranızdır. Ama bunu pek belli etmek istemeyiz. 
Boyabatlular olarak, biz kaba saba konuşuruz. Boyabat dışına çıktığımızda kendi konuşmamızdan biraz utanırız ve düzeltmeye çalışırız. İstanbul’daki Boyabatlılar bu konuda epeyi başarılı olmuşlardır. Ama gene de zurnanın zırt dediği yerde bir falso yapar ve özbeöz bir Boyabatlı olduğunu ortaya koyar da kendisi bunun farkında olmaz. 
Biz Boyabatlula böyle kibar konuşmaya özenenlere “dil kırıyo” deriz. Bu “civciv kabuğundan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş” durumudur. Bu durum manidar bir gülümseme ile karşılanır. Sırf bu yüzden yıllar yılı kibar konuşmayı başaramadık. Neyse ki bu mahalle baskısı çok azaldı. Artık düzgün konuşanlara tepeden bakmıyoruz. 
Yıllar önce genç, yakışıklı ve Sinoplular gibi güzel konuşmayı başaran bir Boyabatlı arkadaşımı arkadan arkaya methederlermiş: “Ayol çok hoş çocuk. Görsen Boyabatlı demezsin.”  
Araştırmacı Dr. Ergün Acar Sinop ahalisini dört ağız bölümüne ayırmış. Sinoplular “Gelii misin? Gidii misin” gurubundan, Boyabatlılar ise “Geliyon mu? Gidiyon mu?” gurubundandır. 

Biz Boyabatlula küfürbazızdır. Delikanlı askerden gelmiş, kibar kibar konuşuyor. Babasına “Baba bu ne?” diye soruyor. Babası “Oğlum ucuna bas sana adını söyler” demiş. Tırmığın ucuna basan oğul, tırmığın sapını başına yiyince “… … dırmuğu” diye adını hatırlamış. 
Küfürbazızdır ama küfürbazlığımızdan hepimiz şikâyet ederiz. Ama bu şikâyetimiz lafta kalır. Ağız dolusu sövebildiğimiz için gizli gizli gurur bile duyarız.
Olmuş olay: İstanbul’da iki farklı bankanın iki Boyabatlı müfettişi bir arabada bir araya gelmişler. Şoförleri de Boyabatlı… Tanıdık. Müfettişlerden biri şoföre soruyor: “Hani bizim güzel bir âdetimiz vardır. Memlekette hala devam ediyor mu?” Şoför hemen anlıyor ve taşı gediğine koyuyor: “İdiyo … koyum.”
Sinoplular ne kadar iyi giyinirse giyinsin, biz kılık kıyafete pek önem vermeyiz. Özellikle esnaf için söylüyorum. Sakalımızı kendimiz traş edemeyiz. Tasarruf için berbere seyrek gider, günlerce bir karış sakal ile dolaşırız. Son yıllarda sakal modası baş gösterdi. Sokaklarda çeşit çeşit sakallıdan geçilmiyor. Gönlümden bir sakal bırakmak geçiyor ama hemşerilerim “Bu yaşında gençlere özeniyo” derler diye bırakamıyorum. Sakal bırakmak için sakal modasının geçmesini bekliyorum. 
Boyabatlılar Sinoplulara “Balıkçı” Sinoplular Boyabatlılara “Katırcı” derler. Bu iki ifadede hatırı sayılır bir küçümseme vardır. Aslında bu iki tanımlama da çok eskidir. Ben en azından 2 bin 500 yıllık olduğunu sanıyorum. Sinop M.Ö. 480 yılında Miletliler tarafından kolonize edildi. O tarihte Sinop küçük bir balıkçı köyüydü. Miletliler bu doğal limanı bir ticaret merkezi yaptı. İç kesimden katırlarla Sinop’a getirilen çeşitli malları ellerindeki çeşitli ihtiyaç malzemeleri ile değiştirdiler. Bu durum nerede ise 2 bin 500 yıl sürdü. Cumhuriyete kadar, Sinop ile Boyabat arasında motorlu vasıtaların kullanabilecekleri yol yoktu. Belki bir kağnı yolu varmıştır. 
Boyabat’ın Yortan köyleri katırcı köyleridir. Boyabat’tan yükledikleri çoğu tarım ve avcılık ürünleri olan ticari malları Ekinören, Kurtlu hanı ve Dranaza çıkmadan oradaki bir dere boyundan geçerek Sinop’a taşıdılar. Gelirken de boş gelmediler tabii ki…
Karayolları ve köprüler yapılana kadar Sinop Boyabatlının dünyaya açılma limanıdır. Ürettiği malı Sinop üzerinden ihraç eder. Bir yerlere gidecekse Sinop’a kadar yaya ve katır sırtında, oradan da deniz yoluyla nereye gidecekse… Günümüzde Boyabatlılar Sinop’a iş yapmaya gidiyorlar. 
Boyabat’ta iş yapmak, başarılı olmak kolay değil. Çünkü Boyabat’ta herkes Boyabatlı… Ama Sinoplular çalışkan, tutumlu Boyabatlılar ile baş etmenin yolunu bilmiyor. Bu yüzden önce Boyabat’ta başarılı olamamış kişiler Sinop’a gitti. Sonra diğerleri baktılar ki bu Sinop’ta iş çok, birçoğu Sinop’a doluştular. Sinop’ta yeni konutlara ihtiyaç çok, arsalar da ucuz. Yaptılar, sattılar, yaptılar, sattılar. Boyabatlılara bir türlü kanı ısınmayan Sinoplu “Bir Boyabatlı gelse de şu bizim arsayı ona okutsak” diye Boyabatlı yolu gözler oldu. 
Tarih boyunca çeşitli topluluklarla birlikte yaşamaya alışkın Sinoplular Miletlilerle, Helenlerle, Çepnilerle, Gürcü, Çerkez ve Abazalarla bir arada yaşadılar. Ama henüz Boyabatlıları benimseyemediler. Yavaş yavaş o da olacaktır

YORUMLAR

  • 0 Yorum