— “Hangi bina?”
Evet, yanlış duymadınız. KPSS’den 100 tam puan alan bir aday, devletin şefkatli kollarında kendine temizlik görevlisi olarak yer buldu. Hem de öyle sıradan bir yerleşme değil; 1. sıradan. Yani bu ülkede artık süpürgeyi bile en yüksek puan alan kapıyor. Rekabet büyük, hijyen ciddi mesele.
Bu tabloyu gören gençler doğal olarak şunu sorguluyor:
“Biz yanlış mı çalıştık?”
Hayır, yanlış çalışan siz değilsiniz; yanlış olan sistemin kendisi.
Eskiden KPSS bir “kadro yerleştirme sınavı” idi. Şimdi daha çok “hayata tutunma sınavı”. Öğretmen adayları atanamıyor, mühendisler işsiz, sosyologlar garson, 100 alanlar temizlik personeli… Akademik başarıyla iş tanımı arasındaki bağ artık tamamen metafizik bir boyuta geçmiş durumda.
Birileri çıkıp diyor ki:
“Ne var canım, temizlik görevlisi olmak ayıp mı?”
Elbette değil. Ayıp olan; 100 puanlık bir emeğin, nitelik dışı bir pozisyona mahkûm edilmesi. Yoksa kimsenin emeği küçümsenmiyor; küçümsenen, liyakat.
Asıl ironik olan şu:
KPSS’de 100 almak;
– Genel kültür,
– Genel yetenek,
– Analitik düşünme,
– Hukuk, tarih, coğrafya bilgisi
demek.
Ama sonuç: paspas.
Bu noktada sormak gerekiyor:
Devlet, “en iyiler” için mi sınav yapıyor, yoksa “en çaresizler” arasından bir sıralama mı çıkarıyor?
Gençler artık hayal kurmuyor, tercih yapıyor. “İstediğim meslek” değil, “hiç olmazsa maaşı yatan kadro.” Hayaller KPSS kitaplarının arasında kayboldu; umutlar ÖSYM takviminde.
Sonuç olarak:
Bu haber tek bir kişinin hikâyesi değil. Bu, bir kuşağın özeti.
Diplomalı, puanlı, ama yönsüz bir kuşağın.
Ve belki de en acısı şu:
Bu ülkede artık başarıyı alkışlamıyoruz…
Yerini temizliyoruz.
Prof. Dr. Fahrettin DEMİR
Yorumlar
Kalan Karakter: