Hutbe-i Şamiye
Kenan Güzel

Kenan Güzel

[email protected]

Hutbe-i Şamiye

08 Ağustos 2021 - 15:52

Yüzyıllık Müjde- 2
Hutbe-i Şamiye

 

Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin, 1911 yılında Şam’daki Emeviye Camii’nde, İslam alemine hitaben verdiği hutbede bu günkü Müslümanların içinde bulunduğu durumun sebeplerini teşhis eden müthiş hutbesinden derleme.
 
Kargaların düşürdüğü cevizler toprakta yeşerirken, ceviz çiftlikleri kuramayan insanlar Allah’ın Gani, Rezzak, Samed gibi sıfatlarını anlayamamışlar demek ki. İnsan bir kaysı çekirdeğini çamura attığında  Allah ona kocaman bir kaysı ağacı veriyorsa, insan hala fakirliğinin sebebini kadere yükleyebilir mi?
                            ***            ***             ***
İslamiyet’i ilimde değil de şekilde tatbik edenlerin tembel, beceriksiz, fakir hallerini gördükçe, ‘’İslamiyet Bu Değil’’ diye feryat etmek istiyorum. Bu bilgisizlik, doğru olmamak, çalışmamak, metotsuzluk üç asırlardır Müslümanların başına ne felaketler yağdırmış.
                             ***            ***             ***
Müslümanlar Allah ve Resulü’nün emrine uyarak sadık ve doğru olsalardı, Dünya Ticaret İmparatorluğu kurarlardı. Bu sadakat, insanlardan kalkınca köpeklerin sadakati insanları yoldan çıkardı. İnsanlık bu kadar düşmemeliydi.
                             ***            ***             ***
Her insandan fazilet beklenmez. Bu sebepten Avrupalılar fazileti mekanik hale getirmiş. Mesela, bankalar çok büyük paralar toplarken ve birbirlerine  itimat ederken, iki Müslüman’ın birbirine itimat etmediği ne acı bir gerçektir.
                             ***            ***             ***
Apartmanların günahı yok amma, aynı apartmanda oturanlar birbirlerini tanımıyorsa, dertleriyle dertlenmiyorsa, acılarını paylaşmıyorsa, büyük bir binada oturmanın ne önemi var. İslamiyet hayat dinidir, her yönüyle hayata aksettirilmesi gerekir.
                            **            ***             ***
Camilere gidiyoruz. Camide harama ait hiçbir şey yok ve her şey helal. Maddi manevi bir huzur var. Dışarı çıkınca sanki Paris’e gelmişiz gibi. Sanki İslamiyet camilere hapsedilmiş.
                           ***            ***             ***
Fert olarak İslam ahlakından uzaklaşınca bu durum topluma da sirayet etti; ekonomi dinsiz kaldı, senetler, çekler ödenmedi, güven azaldı, imalat yavaşladı, firmalar kapandı, işsizlik arttı, toplum  top yekün bir çukura doğru yuvarlanmaya başladı. Fert olarak sıdkı içimizde ihya edebilirsek toplum olarak bu çukurdan kurtulmanın yolu göründü demektir.
                          ***            ***             ***
Küçük küçük dükkanlarla dolu şehirler gezdim. Bu küçücük dükkanların arkasında itimatsızlık yatıyordu. Dindarlar birbirlerine itimat edemedikleri için, işlerini birleştiremediler. Dünya’yı dolaştım, gördüm ki Avrupa’da, Amerika’da başarılı olan şirketler, müesseseler varsa, bunların hepsini ayakta tutan İslam ahlakını rehber edinmeleridir.
                         ***            ***             ***
Gurur, hırs, kin gibi manevi duygular tek tek ıslah edilecek. ‘Müslümanım’ demek yetmez. Düşmanlık duygusunu içinde yaşatan bir insana nasihat kar etmez.
                        ***            ***             ***
Müslüman kardeşine adavet eden Kabe hükmündeki imanı görmüyor, çakıl taşı hükmündeki günahları görüyor. Muhabbet ve uhuvvet İslam sarayının direkleri hükmündedir. Bunları yıkan dinini de yıkmış sayılır.
                        ***            ***             ***
Allah rahmeti yağmur gibi yağar. Taşlar o rahmetten istifade edemezler. Taşlar o rahmetten istifade edemeyince o taş Allahın rahmetine ayine olamadı demektir. Taş kıskançlığa girerek; ‘Ben istifade edemedim ama etrafındaki toprak istifade ederek her yeri çemenzara çevirdi ’ diyerek ona haset etmemelidir.
                       ***            ***             ***
Müslümanlar yer altı servetleriyle birlikte ilim ve sanatta ileri giderek, güçlü olabilirler. Bu güç ittihat-ı İslam’da önemli bir rol oynamaktadır.
                       ***            ***             ***
İslamiyet’in getirdiği küllü kaidelere uyanlar muvaffak olurlar. Ecnebilerin başarısı İslami prensiplere bağlılıklarındandır. İlim Allah’ın sıfatıdır. İlimde ilerlemek ibadettir. Ecnebiler ilim ve teknikte ilerledilerse bizim malımızı hırsızlamışlardır. Bizden ahlakımızı almışlar. Buna mukabil bize kokteyl partileri, balolar, plajlar, materyalizm, natüralizm gibi çürük malları verdiler.
                        ***            ***             ***
Yardımlaşma, millet hesabına iş görmeyi gerektirir. Toplumun menfaatini şahsi menfaatlerin önünde tutmak, ittihat-ı İslam’ın tesisi için atılacak ilk adımdır. 
                         ***            ***             ***
Alem-i İslamın geri kalmasının en önemli sebeplerinden birisi de, Müslümanların meşvereti, yani istişareyi terk edip, canının istediği gibi hareket etmesidir. İttihad-ı İslamı temin etmenin yolu, İslamiyetin emrettiği şekilde istişare esasına uymaktan geçer.
                        ***            ***             ***
Allah Kur’anda şurayı emreder. İslam tarihi ve getirdiği birikimler çok iyi bilinirse, İslam aleminin ayaklarına dolaşmış olan istibdat zincirleri bir bir kırılacaktır.
                        ***            ***             ***
İnsan, mahlukat içinde insan olduğunu bilmeli ve insaniyetine sahip çıkmalıdır. Zira hayvanları taklit edenler, insanlığa sadakat gösteremezler.
                        ***            ***             ***
Sarhoşun meyhaneye, kumarbazın kumarhaneye, Fasık’ın günahlara gösterdiği sadakati, Müslüman ne zaman İslamiyet’e gösterirse o gün dünya dengeye gelecektir.

Not: TİMAŞ yayınlarından çıkan  Hekimoğlu İsmail’in Yüzyıllık Müjde kitabından derlenmiştir.