ALPARSLAN TÜRKEŞ… Sürgünden geç dönen üniformalı iyi gerilla

Yazarımız Sn. Hüseyin Gökçe Bey'in "ALPARSLAN TÜRKEŞ… Sürgünden geç dönen üniformalı iyi gerilla." başlıklı makalelerini siz değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

ALPARSLAN TÜRKEŞ… Sürgünden geç dönen üniformalı iyi gerilla

Yazarımız Sn. Hüseyin Gökçe Bey'in "ALPARSLAN TÜRKEŞ… Sürgünden geç dönen üniformalı iyi gerilla." başlıklı makalelerini siz değerli okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

ALPARSLAN TÜRKEŞ… Sürgünden geç dönen üniformalı iyi gerilla
04 Nisan 2022 - 19:04


> Hüseyin GÖKÇE

Asıl adı Hüseyin Feyzullah... Dini temelleri olan bu ismi o dönemin maneviyata ekşi anlayışı yüzünden terk eden Kıbrıslı eski tüfek ailenin sert görünümlü ama sevecen evladı. Ve, sürgünden geç dönen üniformalı iyi gerilla...
Geç, çünkü biz onu geç keşfettik. Yüreğinin inceliğini, yüreğinde aşkların sadece Türklükle ilgili olmadığını.
Manevi evlâdı kabul ettiği Necdet Aygün beyefendi aracılığı ile daha yakından tanıdım Türkeş’i ve daha çok sevdim. İtiraf edeyim, kafatascı diye mesafeliydim eskiden.

Türkeş’in ilk yıllarını esas alırsanız onu severken zorlanırsınız, orta yaşlarını hatırlarsanız, belki sahte bir kahraman diye bakabilirsiniz, ama son yıllarını tartıya koyarsanız ona hayran olursunuz…

Mutluluğa benzeyen ama mutluluk olmayan; hüzün, hazmedememe, özlem gibi duyguların iç içe geçtiği, çözülmesi zor mu desem, çok zaman alır mı desem bir yüzü vardı rahmetlinin.
İsmindeki esrar gibi, anlaması ve anlatılması zor adamdı Alparslan Türkeş. Yakından bakmanız gerekirdi ama o da biraz zordu. Perdeler vardı arada. Perdeler ve gözlükler… Tabii tercihler de…

Hepimiz biliriz ki, tercih yaparken mutlaka başka bir şeyleri kaybederiz. Kazandığımızı sansak da!

Kafamda net bir şablon var şimdi: T.C. Başbakanı Adnan Menderes’e karşı yapılan 1960 askeri darbesinin kudretli albayı Alparslan Türkeş’in 1990’ların son yıllarındaki Alparslan Türkeş’le alakası kalmamıştı. Tabii bana göre. Hataları yok muydu? Elbette çoktu ama şimdi aynı mevkidekilere kıyasla devede kulak kadar.

1963’DE, 9 YAŞINDA TANIDIM İLK

İsmet İnönü’den sonra ilk tanıdığım (tam tanıma saymasam da) siyasi lider Türkeş’tir.

Yıl, 1963 ve Denizli.
O yıllarda hızlı ülkücülerdendim. Babamın işlettiği büyük kahvehanenin tam karşısında MHP Denizli İl Başkanı Alim Gökalp’in beyaz eşya mağazası vardı. Oraya sık sık çay-kahve servisi yapardım. Alim bey, bir gün babama, “Bu oğlanı bana ver, kahvede heder olmasın, akıllı çocuk, onu seviyorum. Benim yanımda çalışsın, hem daha çok haftalık alır hem de bana gelip giden değerli insanlardan çok çok şey öğrenir” dedi. Babam da tamam deyince orada çalışmaya başladım. Tahmin edeceğiniz gibi, her gün üst düzey ülkücülerle dolup taşardı iş yeri. Buzdolabı, çamaşır makinesinden çok vatan millet konuşulurdu. Biraz küfürbazdı Alim abi lâkin tertemiz ruhluydu. Mert adamdı. Ava meraklıydı. Öğle yemeklerini bütün çalışanlarla bir arada yerdik. Doyumsuz sohbetler olurdu. Ortamın etkisinden olsa gerek ülkücü çizgi o yıllarda bana sıcak gelmişti ama daha sonra uzaklaştım biraz. Sn. Devlet Bahçeli gibiler buna neden oldu belki. Yine de yüksek öğrenimden mezun olmamda Ülkücü dostum Ganimet Dodurga’nın katkısını inkâr edemem.
Neyse, konuyu fazla dağıtmayayım…
Vefatından birkaç ay önce davet ettiği İstanbul Hilton Oteldeki iftarda gördüğüm (Rahmetlinin son Ramazanı idi) ve özel sohbetinde bulunduğum Türkeş başka bir “Başbuğ” idi. Otuz yıl önce Denizli’de tanıdığım emekli Albay Türkeş değildi sanki. “Çırpınırdı Karadeniz” şarkısını dinlerken gözlerinin nasıl yaşardığını unutamıyorum. Karşımda oturan “Yeni Başbuğ”u cidden sevdim.
Hele yerini doldurmaya çalışanların yüreksizliğini ve köksüzlüğünü görünce…
Askeri cesareti yanında entelektüel cesaret eksikliğinden sıyrılmayı başarmış ender ihtilalcilerdendir Başbuğ Türkeş.
Ünlü bir avukatın hayat hikâyesini kitaplaştırırken, şu cümleler geçmiş, ilgimi çekmişti:
“Mehmet Emin Alpkan ile Alparslan Türkeş İstanbul’da Yıldız Yokuşuna yakın bir yerde komşuydu. Her ikisi de günlük gazeteleri çok iyi takip ederdi. Şöyle bir yol bulmuşlardı; önceden anlaşarak ikisi de farklı gazete ve dergileri alır, okuyunca öğleden sonra birbiriyle değişirlerdi.”
Türkiye, böylesi bilge milliyetçilerini özlüyor, bekliyor…
(25.02.2018) > H. Hüseyin Gökçe

YORUMLAR

  • 0 Yorum