GURBETTEN SILAYA “ULUBEY’DE KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ MESLEK ve EL SANATLARI”

Bülent Aksoy yazdı:

GURBETTEN SILAYA “ULUBEY’DE KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ MESLEK ve EL SANATLARI”

Bülent Aksoy yazdı:

GURBETTEN SILAYA “ULUBEY’DE KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ MESLEK ve EL SANATLARI”
12 Ocak 2021 - 17:43

* Bülent Aksoy

​​​​​​Değerli Hemşehrilerim,
     Gelişen teknoloji beraberinde birçok kolaylıklar getirirken birçok mesleği ve el sanatını da anılarımıza ve tarihe karıştırdı.Bu durum sadece ilçemiz ile alakalı bir süreçten ziyade bütün dünyada böyle ne yazık ki.Bir Almanya ziyaretimde Almanların da kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarını ve bunların yapımında kullanılan ürünleri “Weihnachtsmarkt” denilen yılbaşı pazarında sergileyerek yaşatmaya çalıştıklarını gördüm.
     Bugün kaybolmuş veya tek tük diyebileceğimiz kadar az kalmış,devamı sağlanamamış ya da sağlanamayacak olan meslekler ve el sanatları artık sadece nostaljiden ibaret. Elbette bir kısmı çocukluk anılarımızda yer tutan bu mesleklerin ve el sanatlarının bölge ile bir entegrasyon içerisinde olduğunu biliyorum ama bunu Ulubey bazında ele almak daha doğru olacaktır.
     Değerli dostlar,özellikle el sanatları ürünlerinin ve bu ürünlerin yapımında kullanılan araçların bir kültür evi içerisinde toplanması gerektiği kanaatindeyim.Görüyorum ki bir süre sonra bunların hiçbiri kalmayacak.Bu belki biz Ulubeyliler için basit ve sıradan olabilir ama dışarıdan Ulubey’e gelen ziyaretçiler ve gelecek nesle kültür aktarımı için çok şeydir.Halk bilimi ve kültürel açıdan Ulubey ve geçmişinin anlatımına katkıda bulunacaktır.
     Bugün ülkemizde ve bölgemizde birçok meslek ve el sanatı artık ya devam etmiyor ya da etse bile son demlerini yaşıyor.Ulubey de bu durumdan nasibini almıştır.Kaybolan mesleklerden Deli Cemal lakaplı Cemal ağabeyimin ve Şükrü Öztürk ağabeyimin yaptığı at hancılığı artık bitmiş bir meslek olup bunun ile beraber nalbantlık ve semercilik de kaybolmuştur.Bugün ki Pazar yerine inerken değirmenin karşısındaki nalbantı hayal meyal hatırlıyorum.Semercilik ise Çukur Çongara yoluna inerken Kani Aktaş ağabeyimin evinin karşısındaydı.Bu işi yapan arkadaş sanatını ara sıra Çambaşı’nda devam ettiriyor.
      Birçoğumuzun çocukluğunda saçlarımızı taradığı siyah kare bir tarafı ince bir tarafı kalın Ulubey ağzı ile camış boynuzundan yapılan tarağında artık esamesi okunmuyor.Bu tarağı da Çukur mahallesinden Abdurrahman ağa lakaplı Yılmaz Poyraz ağabeyimin dedesi Abdurrahman Poyraz yaparmış.Keza evimizde yaydığımız ayranın yapıldığı ahşağ yayık ve yağ sağranın yerini elektrikli yayık ve plastik kaplar alalı bu meslek de kayboldu.Yayıkçı İbrahim Duman hatırladıklarım arasında ama Başçardak ve Ören taraflarında hala devam eden var mı bilmiyorum?Salı günleri “kepçe şık”,”has kepçe” sloganları ile kendi yaptığı ahşap kaşıkları satan Mustafa amca ve el yapımı bastonları ile Değnekçi Tevfik usta ile de bu meslekler Ulubey’den kayboldu.
     Tek tük de olsa Mahmut babamın yaptığı şelek,hey yine Başçardak,Ören taraflarında sepet üretimi yapılmakta ama eskisi kadar faal değil.Zalıttan yapılan ev süpürgesi ve çalı süpürgesi bile neredeyse yok oldu artık.Özellikle süpürge teknolojiye tuş oldu diyebilirim.
     Dokumacılık da ilçemizde önemli el sanatlarındandı. Kilim, heybe,yük sarmada kullanılan kolan dokumacılığı ile çorap dokumacılığı kendileri ile beraber bunların üretiminde kullanılan tezgah ve takımların da üretimini bitirdi.Kendirden yapılan yine Ulubey ağzı ile ırgan dediğimiz urgan ipi ve hayvan başlığı yapımı ve bunun yapıldığı çıkrığı da buna dahil edebiliriz.Çukur mahallesinde Sandıkçı Mustafa amcanın yaptığı el oyması ve işlemesi ahşap çeyiz sandıkları kaç kişinin evindedir ki şuan?
     Yorgancılık da kalaycılık ve bakırcılık gibi zamana ve teknolojiye yenik düşerek Ulubey’i terk edeli baya zaman oldu.Eski belediye binalarının altındaki yorgancıyı ve Bakırcı Şaban ustayı dün gibi hatırlıyorum.Kalaycı adını hatırlayamadığım Trabzonlu bir ağabeyimdi. Ağaçtan kereste çıkaran el hızarcılığı mesleği de anılarda sadece.Bugün ki heyelan bölgesinin oraya inen sokakta saatçi dursun usta ile saat tamirciliği de tarih oldu Ulubey’de. Sobacılık,Ferhat ağabeyim,Sayacalı Ahmet ve Karakocalı Yüksel ustalar ile devam etse bile devamı olmayacak mesleklerden ama körükçülük bitti artık,kürek ve kazma hazır alınıyor.
     Dumano Adem dayımın yaptığı dört telli kemençeyi birde o çalarken dinleyebilir miyiz? Ve ya Kavalcı Osman eniştemin yaptığı kavalı… Düşünsenize bu gaydalar eşliğinde su değirmenine zahra götürüyorsunuz hem de elinizde cevizli helva yiye yiye tabii ki değirmeni bulabilirseniz.Ulubey’de cevizli helvanın babası Terzo Şükrü dayıyı ben bilmem ama benim çocukluğumdaki helvacı da Kadıncık’tan Şükrü Tekşan ağabeyimdi.Radyo tamirciliğini de unutmadık kösele taşını da.
     Değerli hemşehrilerim,ne çok ve renkli meslekler varmış değil mi? Ama bunların kimisi kayboldu kimisi de tek tük de olsa devam etmekte.Bu güzide meslek ve el sanatları Ulubey’i ve Ulubeyliyi anımsatır bana hep çünkü onlar da Ulubey’in ve Ulubeylinin yarısı gibi göçtü ve gitti.Bu yazıyı yazarken biraz anılar,babam Cemil Aksoy,sevgili Hamdi Tanses ağabeyim,İhsan Özvatan ve Muzaffer Günay hocalarım katkıları olan kaynak kişilerdir.
     Değerli dostlar,gazetemize de maddi ve manevi destekleri ile katkıda bulunan Avusturya’da yaşayan alçak gönüllü ve kadirşinas kişilikleri ile başta Suat Şimşek ve Orhan Aksu olmak üzere Cihan Aksu,Zeki Aksu,Azmi Aksu kardeşlere,Engin Karadeniz ve Bilgehan Duman beyefendilere şahsım ve Ulubey Yeni Dönem gazetesi olarak teşekkür ediyor,şükranlarımı sunuyorum.Yüreğinizdeki güç Ulubey’e olsun.
SAYGILARIMLA…

YORUMLAR

  • 0 Yorum