Pandemi arı ürünlerine talebi patlattı!
Fikri Türkel

Fikri Türkel

Fikri Turkel

Pandemi arı ürünlerine talebi patlattı!

09 Ekim 2020 - 09:17

 Fikri Türkel

Arıcılık ve bal üzerine okumayı, yazmayı seviyorum. Tabiattaki en önemli ekolojik dengelerden biri olduğuna inanıyorum. Sacayağının üçüncüsü de çiçekler ve florasıdır. Ne kadar çiçek o kadar bal…

Pandeminin arıcılığı olumlu etkileyeceğini düşünmüştüm. Tam düşündüğüm gibi olmadı ama farkındalığın arttığı bir gerçek. Ama önce bir olumsuz bir de olumlu iki arı hikayesini paylaşmak istiyorum.

 

Arıcılığın en önemli krizi; arı hastalıkları

Son yıllarda arıcılığı tehdit eden en önemli kriz, arı hastalıklarıdır. Sorunu çözmek için iki noktaya odaklanmak gerekiyor: Arıların beslenmesi ve varroa bit türü ile mücadele. Arıların da pandemisi, varroa parazitidir. Arıların iyi beslenmesi, zengin flora ile mümkündür. Özellikle de endemik ve yabani çiçeklerin varlığı onların ilacıdır. Varroa parazitleriyle mücadele veterinerlerin işi olmakla birlikte bir devlet politikası haline gelmelidir.

190 bin akademik yayın olan arı ve bal üzerine araştırmalar, her geçen yıl artıyor. Ve ilginç yeni bilgiler ediniyoruz. Bunlardan biri Afrika’dan geldi.

Afrika’daki tarım arazilerine tehditlerin başında fil sürüleri gelir. Eğer bir dönüm arazinin çevresine 12 kovan ve 12’de kukla kovan (ahşaptan yapılmış kovan benzeri) konulursa, filler araziye girmiyorlar. Arı vızıltısı filleri kaçırıyor. Yani tarladaki ürünlere bereket katan arılar, arazinin koruyuculuğunu da yapıyor.

Pandemi sürecinde arı ürünlerine ilgi arttı

Dünyada bunlar konuşulurken, Türkiye’de arıcılık sektöründe neler olduğunu öğrenmek için Bee’O Genel Müdürü Aslı Elif Tanuğur Samancı ve eşi Taylan Samancı ile sohbet ettik. Malum pandemi sonrası başta bal ve propolis olmak üzere arı ürünlerine yoğun ilgi oluştu. Pazara yeni oyuncular girdi, tüketiciler propolis, polen, arı sütü konusunda bilgilenme ve deneme fırsatı buldular.

Bee’O markası gerek Ar-Ge çalışmalarıyla, gerekse sözleşmeli arıcılık ile sektörün öncülerinden biridir. Aslı Elif Hanımın uzmanlığı arıcılık ürünlerinin laboratuvar çalışmalarına yoğunlaşırken, eşi Taylan Beyin uzmanlığı da arıcılık üzerinedir. Şirket başta ABD olmak üzere pek çok ülkede ödül almış ve pek çok ülkeye de ihracat yapmaktadır. Bee’O halen 450 bin kovana sahip 4 bin arıcı ile sözleşmeli üretim yapmaktadır.

Yeni gıda destek kategorisi!

Artık, Türkiye’de balın yanı sıra “Arı Ürünleri” adıyla yeni bir gıda destekleri kategorisi oluştuğunu söyleyebiliriz. Maalesef bu kategorinin şimdilik standardı yok. Standardı olmayınca tağşişi de konuşulmuyor.

Türkiye, 8 milyona yaklaşan kovan sayısı bakımından ikinci, üretilen bal miktarı bakımından onuncu sırada bulunan önemli bir arıcılık ülkesidir. İhracatta ise sıralamaya bile giremiyor. Üretimin yüzde 5’ini ihraç ediliyor. Mesela çam balının yüzde 90’ı Türkiye’de üretilmesine karşılık, Yunanistan bizden daha fazla çam balı ihraç etmektedir. Hatta Bulgaristan’da üretim olmamasına rağmen onlar da çam balı ihraç edebiliyorlar. Tahminler, çoğunun Türk çam balları olduğudur. Üzerinde düşünmemiz ve sorgulamamız gereken bir durum.

Bal ithalatı yok ama Çin’den propolis geliyor!

İthalatta ise bal ithal etmiyoruz belki ama yıllık 2 ton arı sütü üretimine karşılık 20 ton arı sütü, 220 ton polen üretimine karşılık 160 ton polen ithal ediyoruz. Taylan Samancı’nın tahminlerine göre Türkiye’de 50 ton propolis üretiliyor. Bir o kadar da Çin’den geliyor. Standardı olmadığı için de gelen ürünler sorgulanmadan pazara sürülüyor. Tüketiciler, etken maddeler bakımından zengin olan Anadolu’dan toplanan propolis, polen, arı sütü ve diğer arıcılık ürünlerini tercih etmelidir.

Standart konusu ISO’nun (International Organisation for Standardisation) da gündeminde. Prof. Dr. Nevzat Artık Hoca, geçen aylarda katıldığım bir online toplantıda Türkiye’nin burada temsil edilmesi için sürekli online toplantılara katıldığını anlatmıştı. Bu konuda mesafe almadan ihracat konusunda yetkin bir konuma gelmemiz zor görünüyor.

Çam balının standardı konusunda bu ay içinde Türkiye’de bir toplantı olacaktı. Pandemi sebebiyle önümüzdeki yıla ertelenmiş. Umarız ki çam balının yanı sıra propolis, arı sütü, polen, perga, arı zehri, polen ve bunların karışımlarının da uluslararası standardı da hazırlanır.

Arı ürünleriyle tedavinin mevzuatı hazırlanıyor

Nevzat Hocadan öğrendiğimiz bir diğer önemli haber de, arı ürünleriyle yapılan tedavi konusunda mevzuat hazırlanıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda apiterapi yani bal, polen, propolis, arı sütü, arı ekmeği, arı zehiri, apilarnil ve balmumu gibi arı ürünleriyle yapılan tedavi yöntemi konusunda yeni bir mevzuatın akademik kadrosunda Nevzat Hoca da bulunuyor.

Akademisyenler sadece süzme bal, çam balı değil; deli bal, kestane balı üzerinde de çalışıyor. Eğer bu mevzuat çıkarsa, ürünlerin içindeki etkin maddeleri sebebiyle hastalarına tavsiye edebilecek.

Standartlar ve böyle mevzuatlarla arı ürünlerinde Ar-Ge çalışmalarının artması beklenebilir. Daha da önemlisi, şu an 25 lira gibi bir fiyatla bal satan arıcılar, 300 lira gibi bir fiyatla propolis satmayı da beraberinde düşünecektir. Aslı Elif Tanuğur’a göre pandemi sonrası arı ürünlerine yüzde 30 civarında bir talep artışı oluştu. Mevcut ürünlerin yanı sıra yeni ürün ve karışımların da çıkması bekleniyor.

Bee’O daha önce ürettiği arı ürünlerine geçen hafta da propolis ve arı ürünleriyle geliştirilmiş cilt bakım ürünlerini piyasaya sürdü. Aslı Elif Hanım, müşterilerin deneyimlerinin de kendilerini yönlendirdiğini söylüyor. Bağışıklıktan saç bakımına, mide rahatsızlıklarından uyku sorunlarına kadar pek çok alanda propolis ve arı ürünlerinin iyileştirici katkılarının kendilerine iletildiğini aktarıyor.

Akademik çalışmalar

Bunun yanı sıra pek çok Türk akademik çalışması da şu an yürüyor. Bunlardan biri, İstanbul Üniversitesi ile ortaklaşa gerçekleştirilen Meme Kanseri üzerine klinik araştırmasıdır. Buna göre, Anadolu Propolisi kanser hücresi büyümesini engelledi ve tümör hücrelerinin çoğalmasını önemli ölçüde azalttı.

Ayrıca, antioksidan olarak bilinen nar suyundan 80 kat daha yüksek antioksidan aktiviteye sahip olan propolisin bilinen faydalarını da şöyle sıralayabiliriz:

Antimikrobiyal (bakteri, mantar, küf, virüs ve parazitlere karşı), antioksidan ve karaciğer koruyucu, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. B ve T lenfoksitleri aktive ederek vücutta antikor üretimini artırıyor. Tümör hücrelerinde DNA sentezini engelliyor, tümör hücrelerinin yıkımına neden oluyor.

Bal üretimi öngörüleri

Peki, pandemiye rağmen bu yıl bal üretiminde beklentiler ne durumda?

Taylan Samancı’nın kendi sözleşmeli arıcılarından ve Türkiye Arıcılar Birliği’nden aldığı bilgiler şöyle: Türkiye’deki toplam bal üretiminin yüzde 35’ini çam balı oluşturuyor. Bu yıl havalar kurak geçtiği için çam balı üretiminde yüzde 30 civarında bir düşüş bekleniyor.

Malum çam balı, arıların çam ağaçlarının sapında yaşayan bir kabuklu böcek türü olan Basra’nın / Basura (Marchalina hellenica) bıraktığı kalıntıdan bal özü toplamasıyla oluşur. Sadece kuraklık değil, çam balı üretiminde etkin olan Basra böceğinin azlığının da bu düşüşe sebep olduğu tahmin ediliyor. Diğer taraftan geçen yıl Yunan adalarında yaşanan büyük yangınların da böceklerin azalmasına sebep olduğu biliniyor. Son günlerde havaların yağışlı olması, sezon sonu çam balının üretimine olumlu katkı sağlaması bekleniyor.

Diğer taraftan bu yıl kestane balında iyi verim elde edildiği biliniyor. Buna karşılık kuraklık sebebiyle çiçek balında beklenen verim elde edilemedi. Son yıllarda başlanan “Bal Ormanları” uygulaması ile önümüzdeki yıllarda verimde artışa sebep olması bekleniyor.

Önümüzdeki ay sonuçlar alınması bekleniyor ve 100 bin ton bal üretimi ile yılı kapatmak mümkün görünüyor.

cam-bali-gidahattiTürkiye’nin bal üretimine uluslararası destek!

Bu yılın bir diğer güzel haberi de BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD) geldi.  Bu iki kuruluş, çam balının endüstrisini güçlendirmek, daha verimli, sürdürülebilir ve kapsayıcı hale getirmek ve bu özel balın dünya çapında tanınmasını artırmak için Türkiye’nin çam balı sektörü ile birlikte çalışma kararı aldı.

EBRD ve FAO desteği ile Türkiye, bu yerel bilgiyi korumak ve gelecek nesillerin arıcılık geleneğini sürdürmeleri amacıyla ilham vermek için çam balının Coğrafi İşaret veya CI olarak kaydedilmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

Arıcılar ve balcılar arı ürünleri konusunda çok büyük potansiyel talep ile karşı karşıyadır. Bu talebi sağlıklı kullanabilirlerse dünyaya açılma fırsatı da elde edeceklerdir. Yeter ki eldeki değerlerine sahip çıkmalı ve bilimsel araştırmalarla yeni ürünleri hedef kitleye sunmalıdır. İlla ki çiçek, ağaç ve florasını da ihmal etmemeleri şartıyla…

  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Reklam