ÇAĞRI FİLMİNİN İLGİNÇ HİKAYESİ ( 1.Bölüm)
Kan ve Gözyaşının Eseri
Çağrı ve ya Er Risale, yönetmen Mustafa Akkad’ın insanlığa benzersiz bir hediyesidir. Akkad, Gaziantepli bir anne ve Halepli bir babanın oğlu olarak Suriye’de dünyaya gelir. İlk ve orta tahsilini Fransız okulunda, liseyi Halep Amerikan Kolejinde tamamlayan Akkad’ın çocukluk yılları yokluk içerisinde geçer. Lise yıllarında başlayan sahne ve sinema sevgisi Kaliforniya Üniversitesi tiyatro sanatları bölümünü kazanmasına sebep olur. Gümrük memuru olarak çalışan baba istemeyerek te olsa oğlunu Amerika’ya yolcu etmek zorunda kalır. İnançlarına son derece bağlı olan Akkad ailesi oğlunu uzak diyarlara yolcu ederken heybesine yol harçlığı olarak 200 dolar; dini değerlere sahip çıkması adına da bir de Kur’an-ı kerim koyar. Genç Mustafa yabancı okullarda okumasına rağmen, asla manevi duygu ve düşüncelerinden hiçbir şey kaybetmemişti.
Okuduğu yıllarda zamanını boşa harcamayan Akkad, kendini yetiştirmek için bütün fırsatları değerlendirir. Fakat o yıllarda kafasını sürekli meşgul eden Fransızların Cezayirli Müslüman halka yaptığı katliamlar vardı. Bu insanlık dışı olaylar onun bütün duygu ve düşüncelerini olumsuz yönde etkiler. O sıkıntılı günlerde bir gazetede gördüğü iş ilanı onun ideallerinin üzerine adeta bir güneş gibi doğar.
Gördüğü ilanda, Cezayir’de yaşanan soykırımı sinemaya taşımak için kolları sıvayan ünlü yönetmen Sam Peckinpah’ın Arap asıllı bir yardımcı aradığı yazıyordu. Yönetmen Peckinpah’ın beğenisini kazanarak işe başlayan Akkad, Cezayir halkının haklı davasını sinemaya taşıma projesiyle ilk tecrübesini burada kazanır. Bu görev onun ufkunu alabildiğine açar ve bu işi yapabileceği inancını arttırır. Akkad sadece bununla da kalmayarak, burada edindiği tecrübe ve Sam’dan aldığı cesaretle Lübnan başta olmak üzere Londra ve Hollywood da film ofisleri açarak sinema dünyasına ilk adımını atar.
Çağrı Filminin İlk Kıvılcımları
Arabistanlı Lawrence 7 Oscar 6 altın küre ödüllü 1962 yapımlı bir sinema filmidir. O günün kısıtlı şartlarında çekilmiş bu film adeta dünya sinemasını büyülemiş ve bu sayede birçok ünlü yönetmeni de sinemaya kazandırmıştır. Bu yönetmenlerden birisi müthiş bir sinema zekasına sahip olan Steven Spielberg’dir. Daha genç denebilecek yaşlarda Lawrence filmini özel bir tiyatroda izleme fırsatı bulan Spielberg, bu filme müthiş bir hayranlık duyar. Dışarı çıkar çıkmaz sosyal medyada bu filmle alakalı ne kadar bilgi, belge ve resim varsa hepsini toplar ve günlerce aylarca bu film üzerinde inzivaya çekilir.
Bu filmi izleyenler arasında henüz 32 yaşlarında olan Mustafa Akkad adında genç ve inançlı bir aksiyon insanı daha vardı. Tıpkı o da Steven gibi bu filme vurulur, hele hele Şerif Ali’yi canlandıran Ömer Şerif’in çölde deve üzerinde bir serap misali gönüllere akan o sahnesi karşısında adeta o da can evinden vurulur. Bu sahne onun beyin nöronlarına öyle yerleşir ki, bir türlü hafızasından silinmez hale gelir. Akkad, hayranlık duyduğu bu sahneden yıllar sonra Çağrı filminde Hz. Hamza’nın geliş sahnesini çıkararak Müslümanların gönlünde müthiş bir Hz. Hamza silüeti yerleştirir.
Senaryo Çalışmaları Başlıyor
Mustafa Akkad, İslam dünyası adına eşi benzeri olmayan bir çalışma içine girmişti. Tıpkı Steven Spielberg misali uzun bir fikir hazırlığından sonra muhakeme gücü ve kalemine güvenilen, kendi alanında tanınan ve herkes tarafından da kabul gören akademisyen, şair ve yazarlardan bir ekip kurar. Tevfik El-Hakim, Abdel Hamid Gouda El-Sahhar, Rahman El-Sharkawi, Muhammed Ali Maher ve Ahmed Shalaby gibi üstatlarla kafa kafaya vererek çağrı filminin senaryosunu yazmaya başlarlar.
Uzun ve titiz süren bu çalışma sonunda ‘’Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi’’ ismiyle Çağrı filminin ilk senaryosu ortaya çıkar. Senaryo ortaya çıkar çıkmasına fakat, bütün İslam alemini temsil edecek bu eserde en ufak bir hata ve eksiklik olmamalıydı. Bunun için de senaryonun baştan sonra kendi sahalarında söz sahibi olan bilirkişiler tarafından tetkik edilip onay verilmesi gerekiyordu. O yıllarda akıllara gelen ilk adres, bütün İslam dünyasının kabul ettiği ve güvendiği El Ezher Üniversitesi’nin ‘Fıkhı meseleler ve Fetvalar üst Kurulu’ olarak gözüküyordu. Akkad, yazarlarla birlikte vakit geçirmeden Mısır’ın yolunu tutar ve tetkik için bu kurulun da içinde bulunduğu İslam Araştırmaları Akademisi’ne Çağrı filminin senaryosunu teslim eder.
Akkad’ın asıl gayesi, bu filmle sadece sinemanın sanatsal yönünü değil, İslam’ı bütün güzellikleriyle ele alarak batı ile arasında bir köprü kurup Müslümanlara karşı ön yargıları kırmaktı. Bununla birlikte kendi dinini, kendi peygamberini ve İslam’ın o engin hoşgörüsünü siyah perde üzerinden bütün insanlığa duyurmaktı. Ama bunu yaparken de içerik, görsellik ve müzik bakımından da emsal teşkil edebilecek bir sinema eseri ortaya koymaktı.
Çağrı Filmine Onay Alınması ve Hz. Hamza Rolü
Kurul, okuduğu bu senaryo karşısında adeta hayranlığını gizleyemez fakat, Hz. Peygamber ve dört halifenin bu filmde asla fiziksel olarak gösterilemeyeceği şartını masaya koyar. Çıkan karar çok yerinde ve sevindirici bir karar olmasına rağmen İslam’ın doğuşu ve onun peygamberini konu alan bir filmin başrol oyuncularının fiziksel olarak gösterilmeyecek olması bütün planların suya düşmesi anlamına geliyordu. Dünya çapında ses getirebilecek ve batılıların ön yargılarını kırıp fobilerini hobiye dönüştürebilecek bir filmin baş rollerinde fiziksel bir aktörün gösterilmeyecek olması kime neyi nasıl anlatacaktı ki? Ama kurulun almış olduğu bu karar kesin ve netti.
Mustafa Akkad, ne yapacağını şaşırır ve tekrar kurul üyeleriyle bir araya gelerek, filmde kimin ya da kimlerin fiziksel olarak gösterilebileceğini müzakere ederler. Uzun süren görüşmeler sonunda kurul, bu filmde sadece ve sadece Hz. Hamza’nın fiziksel olarak gösterilebileceği yönünde görüş birliğine varırlar. Akkad, vakit geçirmeden yazarlarla bir araya gelerek filmin senaryosunu baştan sona tekrar Hz. Hamza (ra) üzerinden senarize eder.
Bu kadar yorucu ve meşakkatli bir eserin hazırlanması ve dünya çapında başarılı olması için sadece bunlar da yeterli değildi. Bütün bu problemlere rağmen Akkad ve ekibi bu filmin başarı garantisini daha şimdiden ilan etme adına İrlandalı ünlü senarist Harry Craig ile anlaşarak filmin senaryosunu işin ehline teslim eder. Ama asıl Akkad’ı düşündüren filmin üzerine kurulduğu Hz. Hamza (ra) rolünde oynayacak ve onu temsil edecek baş rol oyuncusunun kim olacağı idi. Bu filmin madem gayesi büyük ve madem Hak olan bir davayı bütün insanlığa anlatmak olacaktı, o zaman yeteneğini herkesin kabul ettiği ve koca bir filmi tek başına omuzlayabilecek bir baş rol oyuncusuna ihtiyaç vardı. Akkad, Lawrence filminden de aşına olduğu ve hayran kaldığı filmin yetenekli ve en popüler oyuncusu olan Anthony Quinn’e teklif götürerek onunla anlaşır. Akkad bununla da Lawrence filminde ki Şerif Ali sahnesini, çağrı filminde Hz. Hamza’nın geliş sahnesiyle seyircinin gönlünde ölümsüzleştirir.
Gelecek bölümde: Çağrı filim müziği nerede ve nasıl bestelendi
Yorumlar
Kalan Karakter: